Giresun Üniversitesi Türkçe Topluluğu

Türkiye'den erişim engeli nedeniyle yeni adresimiz: turkcetoplulugu.weebly.com

Nar Ağacı
Nazan Bekiroğlu
(%25 İndirimle)
Beyaz Türkler K.
Alev Alatlı
(%25 İndirimle)
turkcetoplulugu.weebly.com Topluluğumuzun yeni adresi
Kendini Açma
B. Çetinkaya

    AŞKIN BAŞKA SONU

    Paylaş

    1001110033

    Mesaj Sayısı : 1
    Kayıt tarihi : 02/11/10
    Yaş : 27

    AŞKIN BAŞKA SONU

    Mesaj  1001110033 Bir Cuma Ara. 24, 2010 12:35 pm

    1

    HER ŞEYİN BAŞLANGICI

    Mehmet için 2010 bir dönüm noktası ve yeni hayatına bir başlangıç aşamasıydı. Öğrenci Seçme Sınavı’na girmişti ve ilk senesinde Giresun Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünü kazanmıştı.Kazandığı için çok mutluydu ama yaşadığı şehir olan Samsun’dan ayrılmak ona çok zor geliyordu.Ailesinden uzakta olmak,arkadaşlarından kopmak,yeni bir hayat ve bu hayatın ona neler getireceğini bilmemesi onu çok üzüyordu.Aklında hep geleceğe dair bir takım endişeler ve tasarılar vardı.Diğer yandan da geçmişinde gerek aile içinde gerekse çevresinde birtakım sorunları olmuştu.Sorunlarından dolayı da Samsun’da durmak ona zor geliyordu.Bu durum hep kafasına takılıyordu ve ne hissettiğini bilemiyordu.Bir yanda gelecek diğer yanında geçmişi vardı.Mehmet ise geleceği ile geçmişi arasında sıkışmış bir şekilde,ne düşüneceğini bilemez bir haldeydi.Geçmişindeki üzüntüler geleceğindeki endişeler,bilinmezler Mehmet’i bunalım içerisine sokuyordu.Ama Mehmet yine de bunalımlı halinde bile güleryüzlü bir haldeydi.Çevresine her zamanki gibi gülümseyerek bakıyordu.Kimse onun içinde bulunduğu ruh halinin farkında değildi.Hatta bazen öyle zamanlar oluyordu ki Mehmet bile güler yüzlü ,canlı duruşuna inanıyordu.Giresun’a gitmesine son 1 ay kalmıştı.Bu süreç içerisinde arkadaşlarıyla vakit geçirmek,yaşadığı şehri dolu dolu yaşamak istiyordu.Ama üzüntüleri hep onun yanında sıkı bir dost gibi peşindeydi.Artık gezdiği caddeler,sokaklar ona farklı gelmeye başlamıştı.Bir yandan Giresun’a gitmek istiyor diğer yandan da zaman geçmesin istiyordu.Her zamanki gibi kafası karmakarışık,ne yaptığını,ne yapacağını bilmeden düşüncelere kapılıyordu.
    Bir gün Mehmet Çiftlik Caddesi’ne doğru ilerlerken karşı yoldan bir arkadaşına rastladı.Arkadaşının adı Fatma idi.Fatma Mehmet’ten 1 yaş küçüktü ve lise son sınıfa geçmişti.Fatma Mehmet’in lisedeyken hoşlandığı kızdı fakat Mehmet bu durumu Fatma’ya çekincelerinden ötürü söyleyememişti.Onu görünce bir anda yüzü gerçekten gülmeye başladı ,dondu kaldı. Elleri ayakları titremeye başladı ,kalp atışı hızlandı,yüzü kızardı ve sessizce ‘’merhaba’ dedi.Fatma da ‘’merhaba’’ diyerek karşılık verdi.Sonrasında eskilerden bahsetmeye başladılar.
    Mehmet ‘’Nasılsın ?’’ diye sordu.Fatma’da ‘’iyiyim sen nasılsın hiç aradığın sorduğun yok ‘’dedi ve ardından Mehmet ise telefon numarasını değiştirdiğini ve eski hattındaki bütün numaraları kaybettiğini söyledi.Fatma’dan telefon numarasını aldı ve utangaç bir şekilde ‘’sonra görüşürüz artık’’ dedi.Fatma’da ‘’elbette tabikide ’’ dedi ve yollarına devam ettiler.Mehmet Fatma’yı gördüğüne çok sevinmişti.Çünkü hala Fatma’yı seviyordu ve içinden ‘’Acaba o da benden hoşlanıyor mudur? diye düşünüverdi.Ardından yüzünde gerçek bir tebessümle yoluna devam etti.Fatma’yı görünce yolda yürümekten ziyade mutluluktan uçuyor gibiydi.

    2

    ZAMANIN AKIŞI

    Aradan 20 gün geçmişti.Mehmet ile Fatma bu süre içerisinde çeşitli konulardan dolayı mesajlaşıyorlardı.Fatma geçen süre boyunca Mehmet’e duygusal yönden bir ilgi duymaya başladı.Ama o da Mehmet gibi duygusunu ifade etmekte ve dışa vurmakta sıkıntı çekiyordu.Bu iki çekingenin durumları eşitlenmiş gibiydi.Ortada bir sevgi vardı evet ikiside bu sevginin farkındaydı fakat en çok zorlandıkları nokta bunu birbirlerine ifade edememeleriydi.Ama ikiside çok mutluydu yinede.Birbirlerini birbirlerinde hissediyorlardı ve o sıcaklığı yüreklerinde en içte yaşıyorlardı.Mehmet çekingen halinden bıkmıştı ve Fatma’ya olan sevgisini ona söylemek istiyordu.Bir ara kendinde gücü bulan Mehmet Fatma’ya ’’ ertesi gün buluşalım ‘’ diye mesaj attı.Fatma’da buluşma teklifini kabul etti.
    Ertesi gün Fatma ile Mehmet Atakum’da buluştular.Uzun süre muhabbet ettikten sonra bir anda ikiside aynı anda sessiz bir hal aldı.İkiside birbirlerine bir şeyler söylemek istiyorlardı fakat söyleyemiyorlardı.Birden Mehmet Fatma’nın gözlerinin içine bakarak elini tuttu ve ‘’Seni seviyorum’’dedi.Sevgisini ifade edebildiği için rahatlayan Mehmet karşı taraftan gelecek tepkiyi sabırsızlık içerisinde beklerken bir anda Fatma elini çekti ve koşarak çekip gitti.Mehmet bir anda ne olduğunu anlayamamış bir şekilde boş boş baktı ve içi acıdı.Ne olup bittiğinden hiçbir haberi yok gibi çevresine boş boş bakarak ortamdan uzaklaştı ve eve doğru yol almaya başladı.Dolmuşa binip eve vardığında hala olayın etkisinde olan Mehmet içinden ‘’acaba doğru mu yaptım yanlış mı yaptım‘’diye düşünüyordu.Bu durumdan dolayı sevgisini açıkladığı için üzüntülüydü ama eğer sevgimi açıklamasam daha mı kötü olur diye de içinden düşünceler geçiyordu.Tüm olanları düşünürken uyuyakaldı.Aradan 2 saat geçmişti.Mehmet bir anda gelen mesaj sesiyle uyandı.İçinden ‘’İnşallah arayan Fatma’dır’’ diye ümit etti.Heyecanlı bir şekilde telefona doğru yöneldi ve mesajın kimden geldiğine baktı.Mesaj Fatma’dan gelmişti ve mesajda ‘’Bende seni seviyorum…’’yazıyordu.İlk başta gelen mesaja inanamayan Mehmet 3 kere telefonu açıp kapattıktan sonra yine aynı mesajı görünce mutluluktan havalara uçtu.Sanki Dünya’nın en mutlu insanı o an Mehmet idi.Fatma Mehmet’i aradı ve yaptığı davranışın utangaçlığından dolayı olduğunu izah etti.Zaten o aralar gözü hiçbir şey görmeyen Mehmet bu durumu anlayışla karşıladı.Uzun bir süre sonra Fatma’ya kavuşması Mehmet için en önemlisiydi ve diğer hiçbir gelişme Mehmet’i bu kadar sevindiremezdi.Çünkü içinde yaşadığı sevgiyi artık dışa vurmuştu ve sevgisine karşılık bulması onu daha fazla ve aşırı derecede mutlu etmesini sağlamıştı.
    Samsun’dan ayrılma zamanı Mehmet için yaklaşıyordu fakat zaman Mehmet için bir su misali gibi hızlı hızlı akıp gidiyordu adeta.Artık sadece Samsun ve ailesinden ayrılmayacaktı.Sevgi,mutluluk kaynağı olan değerli varlığıda geride bırakıcaktı.Bu durum Mehmet’i çok üzüyordu fakat gideceği yerin yakın olması onu az da olsa teselli ediyordu.Mehmet kafasında daha Giresun’a gitmeden Samsun’a gelmenin planlarını yapıyordu.Mehmet içinde yaşadığı aşk tutulmasına kapılıp gidiyordu zaten o aralarda…

    3

    GİTME VAKTİ

    Ve o gün gelmişti…Mehmet’e Giresun yolu gözükmüştü.Mehmet yeni bir hayata açılan bilgi limanı olan Giresun Üniversitesi’ne doğru yola çıktı.Ailesi ve Fatma onu yolcu ederken hepsi çok zorlandılar.Özellikle Mehmet bu duruma çok zor dayanıyordu.Ağlamamak için kendisini zor tutuyordu.Otobüse bindiğinde zamanın ne kadar çok çabuk geçtiğini düşünüyordu ve yaşadıklarını düşünüyordu.Kafasındaki acabalar yine belirmeye başlamıştı.Giresun’da kendisini ne gibi bir hayatın beklediğini düşünüyordu.Yeni bir hayata doğru yavaş yavaş ilerliyordu…
    3 saatlik yolculuğun ardından Giresun’a gelen Mehmet dolmuşa binip kalacağı yurda doğru yola çıktı.Yurtta 5.kattaki odasına çıktı ve biraz dinlendikten sonra akşam 17.00 dersine girmek için yurttan çıkıp üniversiteye doğru yol aldı.Sınıfa girdiğinde tanımadığı yüzlerle karşılaştı.Yeni bir ortam olduğu için biraz geç alışacağını düşündü.Arkadaşlarıya zaman içerisinde tanışıp Giresun’a alışmak için yeterlice zamanı vardı zaten.
    Mehmet dersten çıkıp yurda gittiğinde diğer oda arkadaşları da odaya yerleşmişlerdi.Mehmet’in oda arkadaşlarının isimleri Ömer ve Atınç idi.Ömer uzun boylu,beyaz tenli,sessiz,sakin,kendi halinde bir kişiydi.Onunda üniversitede ilk senesiydi.İzmir’den gelmişti.Sınıf öğretmenliği bölümünü kazanmıştı.Atınç ise kısa boylu,hafif yapılı,sinirli,kurnaz bir kişilikti.Atınç’ın ise üniversitede 2.senesiydi.Mehmet Ömer’i çok sevmişti ama Atınç’a bir türlü alışamamıştı.Mehmet gün geçtikçe Atınç’a da alışmıştı.Onu olduğu gibi kabul edebilmişti sonunda…
    Aradan 10 gün geçmişti.Mehmet Giresun’a alışmaya başlamıştı.Kaldığı yurtta artık kendisini rahat hissediyordu.Gerek sınıftan gerekse yurttan arkadaşlarıyla arası gayet iyiydi.Atınç ve Ömer ile de gayet samimi,güzel,sıkı arkadaşlık kurmuştu.Geldiği günki tedirginlik onu yavaş yavaş bırakıyordu.Kendisini bulunduğu yeni ortama ait hissetmeye başlamıştı.Ama aklında hep Fatma vardı.Ona olan hasreti günler geçtikçe daha da artıyor ve gittikçe alevleniyordu.Yine de bu durum onda çokta büyük bir hüzün oluşturmuyordu.Çünkü özledikçe daha da çok seviyor daha da çok bağlanıyordu.Yavaş yavaş bağlanmayı öğreniyordu.Kalbindeki sevgiyi hep daha da derine taşıyordu.Sürekli aklı Fatma’da idi.’’Acaba şu an nerededir,ne yapıyordur,nasıldır,beni düşünüyor mudur?’’tarzından düşüncelere kapılıyordu.İçinde ayrı bir heyecan oluşuyordu.Onu düşünmek ondan öte bir şey gibiydi adeta.Bedenini ve ruhunu kaplayan bu saf,doğal duygu onun üzerinde hep yanında olucak bir mutluluk getiriyordu…





    4

    GEÇMİŞİN İZLERİ

    Mehmet Giresun’a geleli 2 hafta olmuştu.Hafta sonu Samsun’a gitmeyi planlıyordu.Giderken Fatma’ya sürpriz yapmak için ona haber vermedi.Çok heyecanlıydı.2 hafta içerisinde Fatma’ya olan özlemi tavan yapmıştı.2 haftalık özlem son bulacaktı.3 saatlik yolculuğun ardından Samsun’a vardı.İlk olarak Mehmet’i babası Ferhat Bey otogarda karşıladı.Otogardan çıkıp eve gittiler.Mehmet annesi Zeynep Hanıma ile hasret giderdikten sonra zaman kaybetmeden Fatma ile ile görüşmek istiyordu.Üzerindeki kıyafetleri değiştirip evden dışarı çıktı.Fatma’ya çok güzel bir sürpriz yapacaktı.Mehmet Fatma’nın evinin önüne giderken kalbi küt küt atıyordu.Aşırı heyecandan bayılacak gibi bir hali vardı.Nihayet Fatmaların evinin önüne vardı.Fatma’ya ‘’acele balkondan dışarı çıkar mısın?’’ diye bir mesaj attı sadece.Fatma neden böyle bir mesaj attığını şaşırdı fakat acele diye yazınca hemen odasından balkona doğru yol aldı.Mehmet bu arada hemen hızlı bir şekilde karşı apartmana saklandı.Fatma koşar adımlarla balkona dışarı çıktı.Fakat ortalıkta dikkat çeken bir şey yoktu.Her şey her zamanki gibi sıradan bir haldeydi.Benle dalga mı geçiyor diye düşünürken bir anda elinde kırmızı ve beyaz güller ile Mehmet saklandığı yerden hızlıca çıktı.Tam o anda Fatma’nın yüzünde güller açtı.Adeta Mehmet’in elindeki güller Fatma’nın yüzünde hayat bulmuştu.Fatma ne yapacağını bilmeden hemen apar topar aşağı indi.Fatma aşağı iner inmez birbirlerine sımsıkı sarıldılar hiç bırakmayacak gibi…
    Fatma ile Mehmet birlikte geçirdikleri zaman içerisinde dahi birbirlerini çok özlüyorlardı.Çünkü onlarda biliyordu sonunda ayrılık tekrar kapılarını çalacaktı.Bunun farkında olduklarından dolayı yan yanayken,beraber zaman geçirirken bile içlerinde bir özlem vardı.Ayrılmadan birbirlerini özlemeye başlamışlardı bile.Birbirlerine sevginin güçlü bağlarıyla tutunsalar bile bedenen ayrılma zamanı sinsice yaklaşıyordu ikisine...Mehmet yavaşça gitme sinyalleri veriyordu.Birbirlerine son kez sıkıca sarılacak olma hissi bile onları üzüyordu.Mehmet Fatma’yı evine bırakmaya giderken bir ara az kalsın ağlayacak gibi oldu fakat belli etmeden Fatma’ya son kez sarıldı ve eve doğru giderek yolculuk hazırlıklarına başladı…





    5

    GERİ DÖNÜŞ

    Artık gitme vakti gelmişti.Mehmet Giresun’a doğru yol almaya başlamıştı.Giderken yine arkasında bıraktıkları vardı ama önceki zamanlardaki gibi Giresun’a çokta hüzünlü gitmiyordu.Artık bulunduğu yeni ortama,arkadaşlarına da alışmıştı.Bu durum onu az da olsa teselli ediyordu.Önceden yabancı kaldığı ortam artık ona daha yakın ve sıcak gelmeye başlamıştı.3 saatlik yolculuğun ardından Mehmet yorgun bir şekilde yurda varmıştı.Kısa süreli olsa da yolculuk Mehmet’i bir hayli yoruyordu.Yurtta valizini boşaltıp kıyafetlerini dolabına yerleştiren Mehmet biraz dinlenmek için yatağına uzandı.Bir yandan müzik dinliyor bir yandan da dinleniyordu.O arada odaya oda arkadaşı Atınç geldi.Atınç odaya girerken Mehmet’in geldiğini bilmediği için hızlı bir şekilde,gürültü çıkartarak girmişti.Üniversitenin akşamki partisine yetişmek için çok hızlı hareket ediyordu.Bir anda oluşan gürültüye uyanan Mehmet Atınç’ı görünce yataktan kalktı ve Atınç ile tokalaştı.Mehmet Atınç’a ‘’Neden bu kadar acele ediyorsun? Bir yere mi yetişeceksin?’’ diye sordu.Atınç’ta Mehmete akşam üniversitenin sosyal tesisinde yapılacak partiden bahsetti ve partiye Mehmet’in de gelmesi için teklifte bulundu.Mehmet böyle bir teklif alınca sevindi ve Atınç’a ‘’tabii gelirim neden olmasın 10 dk içinde hazırlanıp çıkarız.’’dedi.Mehmet aceleyle hazırlanmaya başlamıştı.10dk içerisinde hazırlanan Mehmet heyecanlı bir şekilde Atınç ile birlikte yurttan partiye doğru yol aldılar.Üniversitenin sosyal tesisine vardıklarında oldukça fazla kalabalık vardı.Çlan müziğin sesi son seviyedeydi.Mehmet ve Atınç partinin yapıldığı alana hızlı bir giriş yaptılar ve girer girmez coşkulu bir şekilde dans etmeye başladılar.İkiside kendilerini partinin akışına kaptırmışlardı hemencecik.Herkes kendisini partinin akışına kaptırmışken Mehmet dans ederken bir anda partiden bir kızla çarpıştı.Kızdan özür diledi.Kız ise’’önemli değil asıl ben özür dilerim’’ diye karşılık verdi.O an Mehmet’in içinde farklı bir his uyandı kıza karşı.Birbirlerine karşılıklı gülmeye başladılar.O an Mehmet kıza ‘’pardon isminiz neydi?’’ diye bir soru yöneltti.Kız ise’’İsmim Aylin sizin isminiz neydi?’’ diye bir soru yöneltti.Aylin uzun boylu,uzun sarı saçları olan güzel bir kızdı.Mehmet’te Aylin’e ismini söyledikten sonra kısa süreli bir tanışma gerçekleşti.Mehmet bir anda ne olduğunu şaşırdı.İçinde hem mutluluk verici bir his hem de üzüntü verici bir his oluştu.İçinden ‘’Acaba Aylin’e karşı farklı bir his mi oluştu?’’ diye düşünüyordu.Parti boyunca aklında çeşitli sorular belirdi ve bir türlü aklından çıkmıyordu bu sorular.Uzun bir süre düşündükten sonra Mehmet anladı ki Aylin’den hoşlanmıştı.Ama böyle bir şey nasıl olabilirdi? Mehmet Fatma’yı seviyordu ve başkasına karşı da benzer hisler zihninde dolaşıyordu.Kendisiyle çelişen Mehmet çelişkilerinin baskısı altında kalmış,adeta esir bir duruma düşmüştü.Kendisini ağır bir ceza işlemiş bir suçludan farksız görüyordu.Aklı karmakarışık bir hal almıştı.Bazen aklından ve kendisinden bile şüphe etiiği oluyordu.Ne yapacağını bilemiyordu…


    6

    DÖNÜM NOKTASI

    Aradan 2 gün geçmişti.Mehmet olanları hafızasından atmak ve rahatlamak istiyordu.Mehmet okula doğru yol almıştı.Fakülteye gireceği anda Aylin ile karşılaştı.Aylin Mehmet’i gördüğünde gülümsedi ve o anda Mehmet’te farklı hisler uyanmaya başladı.Artık anlamıştı gerçeği.Ama böyle bir şey nasıl oldu hala anlam veremiyordu.Aylin ise başka birisinden hoşlanıyordu.Yani Mehmet’in yaşadığı bu farklı duygu tek taraflı olan bir şeydi.
    Giresun’da günler hızlı bir şekilde geçiyordu.Mehmet için yaşanan zaman artık farklı hissediliyordu.Fatma ile de görüşen Mehmet’in içinde her zaman bir suçluluk duygusu vardı ve bu duyguya dur diyemiyordu.Suçluluk duygusu her zaman içerisinden hiç çıkmayacak gibiydi.Fatma ile konuşurken içinde oluşan durum Fatma’yı da etkiliyordu doğal olarak.Fatma bir şeylerden şüphe duymaya başlıyordu fakat şüphelendiklerinde emin olamadığı için bu şüpheleri içerisinde saklıyordu,dışa vurmamaya çalışıyordu.Eskisi gibi olmadığını o da hissedebiliyordu.
    Mehmet bir karar vermek zorundaydı.Vazgeçecekti ama neyden?Ya Fatma’dan ya Aylin’den ya kendisinden ya da ikisinden vazgeçecekti.Böyle bir kararı almada zorluk çekeceğini çok iyi biliyordu ama karar vermek zorundaydı.Kararsız olarak kalıp acı çekmektense en kötü kararı almaya dahi razıydı.İçinden veya bazen kendi kendine sesli sesli konuşurken ‘’Acaba hangi kararı almalıyım?’’ diye düşünüyordu sürekli olarak.Kara vermesi gereken konu gerçekten çok zor bir konuydu.Çünkü yapacağı tercihlerle ve vazgeçişlerle hayatına bir yön verecekti.Eğer kendisi için iyi bir karar veremezse yönünün şaşırıp mutsuzda olabilirdi.
    Mehmet’in içinde fırtınalar kopuyordu.Kendisini milyonlarca kişi arasında yalnız kalmış kararsız birisi olarak görüyordu.Çoğu zaman içinde bulunduğu düşünceli tavırları onu yalnızlığa sürüklüyordu.Kalbinde iki kişi vardı fakat karar veremiyordu.Kalbindeki iki kişiden bir tercih yapmak Mehmet’e Dünya’nın en zor olayı gibi geliyordu.İki kişi seven Mehmet iki kat acı çekiyordu ve bu acının etkisi üzerinde hem psikolojik hem de bedensel olarak son derece belirginleşiyordu.Bu durumu en çok çevresinde ona en yakın olan oda arkadaşları Atınç ve Ömer fark etmişlerdi.Ama Mehmet iki kişiyi sevdiğini ve bundan dolayı duyduğu üzüntüyü onlarla paylaşmamıştı.Bu yüzden de Ömer ve Atınç Mehmet’in bu kadar üzüntülü olma nedenini çok merak ediyorlardı ve sürekli Mehmet’e neden böyle olduğunu soruyorlardı.Ama Mehmet’in verdiği cevap hep ‘’bir şey olduğu yok boş verin.’’ cümlesi idi.Atınç ile Ömer de pek fazla üstelemeden konuyu kapatıyorlardı.


    7

    BEKLENMEDİK OLAY

    Mehmet Fatma’dan bazı şeyler saklarken Fatma’nın da o sıralarda büyük bir sorunu vardı.Fatma’nın oturduğu mahallede Fatma’yı rahatsız eden Kenan adında bir kişi vardı.Fiziksel olarak kısa boylu sarışın birisiydi.Mahallede sinirli,serseri,olaylı tavırları ile anılırdı ve bilinirdi.Kimsenin konuşmak istemediği,herkesin ondan uzak durduğu bir kişiydi.Fatma’dan 4 yaş büyük birisiydi.Sürekli Fatma’yı rahatsız ediyordu.Bazı zamanlarda Fatma dersaneye giderken yolunu kesiyordu ve Fatma ile konuşmak istediğini söylüyordu,Fatma’dan hoşlandığını sürekli olarak Fatma’ya söylüyordu.Fatma ise Kenan’ı her fırsatta tersliyordu.Konuşmak istemediğini ve kendisini rahatsız etmemesini her fırsatta söylüyordu ve Kenan’ı uyarıyordu.Fakat Kenan Fatma’nın hiçbir uyarısını dikkate almıyoru ve tam tersine Fatma’yı gün geçtikçe daha da rahatsız etmeye devam ediyordu.Fatma bu durumdan oldukça rahatsız oluyordu ve bu durumdan kurtulmak istiyordu.Fatma bir gün yolda yürürken yine karşısına Kenan çıktı.Kenan Fatma’yı görür görmez yanında doğru hızlı ve seri adımlarla yanına geldi.Fatma’yı her zaman olduğu gibi sözleriyle ve hareketleriyle rahatsız ediyordu.Fatma Kenan’ı yine tersledi yüzüne bile bakmadı.Yoluna devam ederken Kenan Fatma’yı takip ediyordu.Birden hızlandı.Sinirli bir şekilde Fatma’ya yetişmeye çalışıyordu ve arkasından yüksek sesle Fatma’ya sesleniyordu.Bir anda şiddetli ve sert bir biçimde Fatma’nın kolundan tutan Kenan ‘’Seninle konuşmamız lazım.’’ Dedi.Fatma ‘’olmaz,benim seninle konuşacak hiçbir şeyi yok git başımdan artık rahat bırak beni seninle konuşmak istemiyorum.’’ dedi.Fatma’nın o anda söylediği sözlere çok sinirlenen Kenan hiddetli bir şekilde Fatma’yı zor kullanarak konuşturmaya çalıştı.Fakat Fatma konuşmamakta direniyordu.Kenan’’beni neden sevmiyorsun?’’ diye sordu Fatma’ya.Fatma’da o anki tepkisiyle ‘’Ben başkasını seviyorum.’’ Dedi.O an çok sinirlenen Kenan bir an gelen cevapla şok oldu.Fatma’yı kendisinden başka biriyle düşünemiyordu.Fatma’yı kendisine ait hissediyordu.Fatma bir an düşündüğünde pişman oldu.’’Ya Kenan Mehmet’i bulup ona kötü bir şey yaparsa.’’ diye düşündü.’’Keşke söylemeseydim’’ diye düşündü.Gururu kırılan Kenan ne yapacağını bilemez bir haldeydi.Gururu kırılmıştı.Kendisine ait düşündüğü bir kişi başkasına ait hissediyordu kendisini.Bu durum içinde büyük bir acı olarak yer kaplıyordu.Aslında hata Kenan’ın ta kendisindeydi.Kendi kendine gelin güvey oluyordu ve böyle bir hayal kırıklığı yaşıyordu.Fatma hiçbir zaman Kenan’a bir ümit vermemişti.Onu hep bir abisi olarak görmüştü.Fatma’nın ona karşı hiç ilgisi olmamıştı ve olamazdı.Karşılıksız bir sevgiye kapılan Kenan’a bunu anlatmak ve anlaması ise güç bir durumdu.Tüm olanları kendisine göre planlıyordu ve yorumluyordu.Artık aklında tek bir şey vardı:İntikam.Fatma’nın hoşlandığı kişiyi bulup ona acı çektirmek böylece Fatma’ya da en büyük acılardan birini yaşatmayı düşünüyordu.Acısından gözü dönmüştü ve aklına en son gelebilecek düşünce mantıklı düşüncelerdi.


    8

    BEKLENMEYEN HAVADİS

    Kenan planlarını uygulamaya koyabilmek için en uygun zamanı arıyordu.Kenan’ın küçük kız kardeşi Halide’nin Fatma ile arkadaşlığı vardı.Kenan Halide ile konuşup Halide’den Fatma’nın sevdiği kişinin kim olduğunu bulmasını ve kendisine söylemesi talebinde bulundu.Halide abisinden neden böyle bir istek geldiğini anlayamamıştı.Halide Kenan’a ‘’Abi benden neden böyle bir istekte bulunuyorsun? Fatma’nın sevdiği kişiyi nden soruyorsun?Senin Fatma ve sevdiği kişi hakkında ne gibi bir ilgin olabilir?’’ şeklinde türlü türlü sorular soruyordu ve olayın mantığını ve iç yüzünü algılamaya çalışıyordu.Kenan’ın neden böyle bir istekte bulunduğuna hala anlam veremiyordu ve bu durum kafasını karıştırıyordu.En sonunda abisinin isteğini kabul etti ama aklında hala belirli belirsiz soru işaretleri vardı ve kafasını kurcalıyordu.Fatma’nın sevgilisini bulmak Halide için çocuk oyuncağı gibiydi.Halide’nin bu konularda istihbaratı çok genişti.Nerde bir olay olsa bu durumda Halide’nin hemen haberi olurdu.Mahallenin bütün dedikodularını,söylentilerini bilirdi.
    Çalışmalara başlayan Halide zaman kaybetmeden işe koyuldu.Fatma’nın arkadaşlarından ilgiler toplayan Halide yavaş yavaş elde ettği bilgilerden bir sonuç çıkarıyordu.Fatma’nın çoğu arkadaşının Mehmet’ten haberi yoktu.Bu yüzden Halide araştırmasında bazı zorluklar çekiyordu.En sonunda çareyi Fatma’nın dersanedeki ve okuldaki arkadaşlarında konuşmakta bulan Halide bazı önemli bilgiler edindi.En sonunda da Mehmet’i öğrendi.Öğrenince abisini aradı ve abisine müjdeli haberi verdi.Halide ve Kenan bu gelişme ile ilgili konuşmak için Esila Kafe’de buluştular.Kenan haberi duyunca gayet mutlu oldu.Amacına yavaş yavaş ulaştığını düşünüyordu.Halide Mehmet’in nasıl birisi olduğunu,nerde oturduğunu,nerde okuduğunu vb. tüm özelliklerini öğrenmişti ve abisine hepsini teker teker anlatıyordu.Kenan Halide’yi can kulağı ile Halide’nin söylediklerinin hiçbir kelimesini kaçırmadan dinliyordu.Halide Kenan’a Mehmet’i anlattıktan sonra Kenan gayet mutlu bir şekilde kalktı ve Halide’yi eve bıraktı.
    Kenan planını yavaş yavaş kuruyordu.Planının en önemli noktası uygun zamanı yakalamaktı.Planını en uygun zamanda gerçekleştirmek istiyordu.Kafede Halide ile otururken Mehmet’in 2 hafta sonra Samsun’a geleceğini öğrenen Kenan en uygun zaman olarak Mehmet’in geleceği tarihi görüyordu.Bu meseleyi kendisi için bir gurur meselesi haline getiren Kenan çok hırslı ve agresif görünüyordu çevresinde.Bu durumu gerek ailesi gerekse çevresi de fark etmişti.Acısından dolayı acısına neden olanların da acı çekmesinden başka istediği bir şey yoktu.Tek bir hedefe odaklanmıştı ve o hedef doğrultusunda ilerlemekten baska bir şey istemiyordu…
    Kenan için vakit gelmişti.Mehmet’in Giresun’dan gelmesi an meselesiydi.Mehmet 1 saat sonra otogara geldi.Mehmet otobüsten iner inmez arkadan bir kol Mehmet’in kolundan tuttu.Arkadan Mehmet’in kolunu tutan Kenan idi.Bir anda ne olduğunu anlayamayan Mehmet hızlı ve seri bir şekilde kolunu geri çekti.’’Kim oluyorsunda benim kolumu çekiyorsun



    sen?’’ diye bir soru yöneltti Kenan’a.Kenan sus işareti yaparak elindeki bıçağı gösterdi ve Mehmet’e sakin olması uyarısında bulundu.Kenan Mehmet’e ‘’Seninle bir şeyler konuşmak istiyorum.Sana bazı uyarılarım olacak.Benimle gel.’’dedi.Mehmet biraz düşündükten sonra ‘’olur’’ yanıtı verdi.Mehmet korkmuştu.Kafasında çeşitli çeşitli düşünceler belirmişti.Tanımadığı bir kişi onunla acil olarak ve sinirli bir tavırla konuşmak istiyordu.Aklındaki çeşitli düşünceler ona hiçbir anlam ifade ettiremiyordu.
    Mehmet endişeyle Kenan’ın söylediklerini dinliyordu.Kenan aklına gelen her şeyi düşünmeden söylüyordu.Mehmet olan durumlara şaşırmış bir halde ne olup bittiğini anlamaya çalışıyordu.Anlam veremiyordu.
    Kenan:Bir daha Fatma’nın etrafında dolaşmayacaksın.Ondan ayrılacaksın.
    Mehmet:Sen kim oluyorsun bana böyle saçma sapan sözler söyleyebiliyorsun.
    Kenan:Eğer dediğimi yapmazsan ben zorla yaparım ve sizi ayırırım.
    Mehmet:Sen kim oluyorsun da senin dediklerini yapacakmışım.Söylediklerini yapmıyorum yapmamda.
    Kenan bu sözlerin üzerine çok sinirlenmişti ve imalı bir yüz ifadesiyle ve kafasını sallayarak Mehmet’in yanından sinirli,kızgın bir yüz ifadesiyle gitti.Mehmet bir anda endişe duymaya başladı.Tanımadığı bir kişi tarafından tehdit edilen Mehmet düşünceliydi.Tehditin kaynağı Fatma olunca ve Kenan’ın öç almak istemesi Fatma’nın da güvenliğini tehlike altına alıyordu.Bu yüzden Mehmet’in endişe halindeki durumu iki kat daha fazla şiddetleniyordu.Fatma’yı arayıp ona olanları anlatmak istiyordu.Fakat diğer yandan da onu ararsa Fatma’nın olanlardan dolayı üzüleceğini düşünüyordu.
    Mehmet en sonunda Fatma’yı aramakta ve ona tüm olan biteni anlatmakta karara vardı.Fatma’yı aradı ve Kenan ile konuştuklarını ve konuşmalarının içeriğini ayrıntısıyla anlattı.Fatma çok öfkelenmişti ve öfkelenmesinin yanı sıra çok üzülmüştü.Mehmet Fatma’dan bundan sonra daha dikkatli olmasını ve temkinli davranmasını istiyordu.
    Fatma’da Mehmet için endişe duyuyordu.Kenan’ın yanlış bir harekette bulunmasından korkuyordu.Mehmet için oldukça fazla endişe içine kapılıyor ve bu yüzden içerisinde bir daralma,sıkkınlık meydana geliyordu.İçi bir türlü rahat edemiyordu.Her anında Mehmet aklına geliyordu.Acaba güvende mi değil mi diye içten içe sürekli düşünüyor ve kafasında bu soru büyük bir yer kaplıyordu.




    Mehmet ve Fatma için temkinli zamanlar başlıyordu.İkisi de bu durumu içlerinde hissediyordu.Kenan’ın ise Mehmet’e olan kini,kızgınlığı konuşmalarından sonra ve Mehmet’in küçümseyici konuşmalarından sonra gittikçe şiddetleniyordu ve artıyordu.
    Bir Pazar sabahıydı.Mehmet gitmedn önce son kez Fatma’yı görmek istiyordu.Fatma’nın evine doğru yönelen Mehmet yol da sakin,yavaş bir şekilde yürürken birden karşısında bir kişi belirdi.Hemen Mehmet’in karşısına çıkıp onu eter ile uyuşturup etkisiz hale getirdi.Bayıltan kişi Kenan idi.
    Aradan 2 saat geçmişti.Ayılan Mehmet tam olarak kendinde olmadan nerde olduğunu,onu buraya kimin getirdiğini,neden getirdiğini,getiren kişinin kim olduğunu düşünüyordu.Karşısında Kenan’ı görünce
    ‘’Bırak artık yakamı şerefsiz!’’ dedi.Mehmet’in kolları bağlıydı.Kenan Mehmet’i deniz kenarında terk edilmiş bir kulübeye getirmişti.Kenan yine Mehmet’i Fatma’dan vazgeçirmeye çalışıyordu.
    Mehmet’e acımasızca işkence yapan Kenan adeta Mehmet’e olan tüm hırsını,kinini yansıtıyordu.Mehmet’in canı çok yanıyordu.Acısından sürekli çığlık atıyordu.Mehmet’in canının acıması Kenan’a ayrı bir zevk veriyordu.Sonunda işkenceyi bitiren Kenan Mehmet’e doğru dönerek onun zavallı,güçsüz,çaresiz halini konuşmadan sakin bir şekilde izliyordu.Sanki yüzünde bir tebessümün aynası gizli gibiydi.
    Kenan Mehmet’in kollarını çözüp onu gönderdikten sonra uzun bir süre düşünmüştü.Planına göre sırada Fatma’ya acı çektirmek vardı fakat sevdiği kişiye acı çektirmek onda tereddüt yaratıyordu.Ama yine de içindeki acı ve öç alma duygusu daha ağır basıyordu.
    İki gün geçmişti.Sıcak,nemli bir hava vardı.Mehmet için gitme vakti gelmişti.Fatma Mehmet’i yolcu etmek için otogara doğru yol almaya başlamıştı.Otogarda buluşan Mehmet ve Fatma kısa bir süre görüştükten ve konuştuktan sonra Mehmet otobüse bindi ve Giresun’a doğru yol almaya başladı.Fatma,Mehmet’in gidişine her zamanki gibi çok üzülüyordu.Mehmet’in yanından hiç ayrılmamak istiyordu.Ama yine çaresiz bir şekilde ondan ayrı kalmak durumundaydı.Mehmet’ten ayrı kalmak Fatma için istemediği bir durum idi ama bir gün kavuşma hayali ve bunun gerçekleşeceğini düşünmek ona güç veriyordu.






    Mehmet’i yolcu eden Fatma otogardan eve doğru yol alıyordu.O sırada Fatma’yı takip eden Kenan gizli bir şekilde Fatma’nın yanına yaklaşmak için uygun olan zamanı kolluyordu.Tenha bir mekanda uygun zamanda Fatma’yı köşeye kıstıran Kenan, hızlı ve seri bir şekilde Fatma’yı etkisiz hale getirip arabaya bindirip kaçırdı.Fatma kurtulmak için elinden gelen her yolu deniyordu fakat Kenan planını eksiksiz bir şekilde oluşturmuştu ve aynı şekilde bu planını uygulamaya geçiyordu.
    Fatma’yı kaçıran Kenan amacına yavaş yavaş ulaşıyordu.Fatma’yı deniz kenarındaki kulübeye götüren Kenan Fatma’yı hızlı ve seri bir şekilde bağladı.
    Fatma:Yeter artık düş yakamdan
    Kenan:Çok mu istiyorsun yakandan düşmemi?
    Fatma:En çok istediğim şey senden kurtulmak lanet olası adam.
    Kenan:Keşke biraz daha dikkatli konuşabilseydin.Şimdi sinirlendirdin beni ama.
    Fatma:Nasıl konuşacağımı senden öğrenecek değilim iğrenç yaratık!
    Kenan:Benimle düzgün konuşmayı denesen senin için daha iyi olacak bunun farkında mısın?Eğer farkında değilsen ben sende o farkındalığı yaratabilirim.
    Fatma:Düzgün insanlarla düzgün konuşurum genelde.
    Kenan:Demek öyle ha! Ama bana böyle bir şekilde konuştuğun için sonrasında çok pişman olacaksın.
    Fatma:Zaten seni tanıdığım güne lanet olsun! Seni tanıdığıma o kadar pişmanımki…
    Kenan:Peki o zaman Mehmet’i de yanında görmek ister miydin?
    Fatma:Nasıl yani?
    Kenan:Soruma cevap ver önce Fatma!
    Fatma:Ne dediğini anlamıyorum sakın ona bir zarar verme! Mehmet’e zarar verecek davranışta kesinlikle bulunma! Bana zarar ver ama ona bir zarar gelmesin.Mehmet’in kılına dahi bir zarar gelirse ben yaşayamam.Böyle bir şeye dayanamam.





    Kenan:Demek bu kadar çok seviyorsun Mehmet’i?
    Fatma:Senin tahmin edemeyeceğinden daha çok hemde.
    Kenan:Neden beni sevemedin?
    Fatma:Kalbimde tek bir kişinin yeri var orada başka bir kişiye yer yok.Umarım cevabını almışsındır.
    Kenan:Ama beni niye sevemedin öncesinde Fatma?
    Fatma:Ben seni hep abim olarak gördüm.
    Kenan:İyi de yaş o kadar önemli mi?
    Fatma:Önemli tabiki.
    Kenan:Mehmet’i nasıl bu kadar çok sevebildin?
    Fatma:Mehmet’te kendimi gördüm çünkü.
    Kenan:Bunun farkına nasıl varabildin?
    Fatma:Hissettiklerim bunun farkına varmamı sağladı.
    Kenan:Nasıl yani?
    Fatma:Yeter artık ne yapmaya çalışıyorsun yeter!
    Kenan:Sen ne yapmamı isterdin?(Alaylı bir şekilde)
    Fatma:İstediğimi yapsan burada olmazdım herhalde.Yeter artık ne istiyorsun benden! Bırak artık beni!
    Kenan:Ben seni istiyorum.
    Fatma:Hala anlayamadın mı ben seni istemiyorum! Neden anlamak istemiyorsun?







    Kenan bu söz üzerine mantıksal olarak yaptığının yanlış olduğunu anlamıştı ama duygusal yanlışı hala devam ediyordu.Bir anda gözü dönen Kenan Fatma’nın boynuna tel geçirdi.Teli hızlı bir şekilde boynuna dolayan Kenan Fatma’yı acımasız bir şekilde,canice öldürdü.Cesedi ne yapacağını düşünüyordu.Cesedi kimsenin göremeyeceği,bulunmayacak bir yere bırakmak istiyordu.Fatma’nın cesedini kulübeden çıkarıp denize atan Kenan hemen kulübedeki kan izlerini sildi ve kulübenin içerisini düzenleyip kulübeden kaçıp gitti.
    İki gün geçmişti.Mehmet hafta sonu Giresun’dan Samsun’a gelmişti.Mehmet’in hırsı gün geçtikçe daha da artıyor ve dağ gibi büyüyordu.Mehmet bir gün sonra Samsun’a gelecekti.Fatma’yı arıyordu fakat telefonu kapalıydı.Fatma’nın telefonunu açmamasından dolayı çok meraklanan Mehmet ertesi gün Samsun’a geldi.Mehmet’in Samsun’a geldiğini öğrenen Kenan Mehmet’i takip etmeye başladı.Uzun bir süre Mehmet’i takip eden Kenan,Çiftlik Caddesi’nin alt tarafında ıssız bir mekanda Mehmet’i kıstırdı.Mehmet ile göz göze gelen Kenan hemen belindeki silahı çıkarıp göğsüne doğru üç el ateş etti.Mehmet vurulmasıyla birlikte direk kanlar içerisinde yere yığıldı.Mehmet oracıkta öldü.Silah sesini duyan caddedeki halk hemen olay yerine koşuverdi.Kenan caddedeki hareketliliği görünce silahı tekrar beline koyup hızlı bir şekilde koşuşturmaya başladı.Kenan nereye doğru koştuğunu bilmeden bilinçsiz bir şekilde koşmaya devam ediyordu.Cadde karakolu Kenan’ın peşine düşmüştü.Uzun bir süre devam eden takibin ardından polisler Kenan’ı çıkmaz sokakta kıstırdı.Fakat Kenan’ın teslim olmaya hiç niyeti yoktu.Polislere teslim olmamak için her şeyi yapıyor,teslim olmamak için her yolu deniyordu.Polisler Kenan’ın teslim olmasını istiyordu.Kenan’ı sürekli teslim olması için uyarıyorlardı.Kenan’ın elindeki silahı bırakmaya hiç niyeti yoktu.Bir anda silahı alnına dayayan Kenan adeta kendinden geçmişti.Her şeyi yapabilecek gibiydi.Polisler Kenan’daki silahı görünce daha dikkatli olmaya başladılar.Kena hala direniyordu.Olay yerindeki halk Kenan’ın ne yapacağını merakla izliyorlardı.Kenan’ın artık dayanacak gücü kalmamıştı.Tüm ümitleri yıkılmış,hayalleri darmadağın olan,hayattan herhangi bir beklentisi kalmamış Kenan dayanamayıp alnındaki silahın tetiğini çekti ve olduğu gibi kanlar içerisinde yere yığıldı.O an ölen Kenan’ın başına toplanan polisler kenan’ın üzerini arıyordu.Olay yerine ambulans çağırılmıştı.Polisler Kenan’ın üzerinde bir kağıt buldu üzerinde bir şiir yazılıydı.Ve ondan kalan tek parça o şiirdi…




    KARŞILIKSIZ AŞK

    Gecelerim uykusuz geçiyor
    Hayatım elimden kayıp gidiyor..
    Yalnızlığım beni bırakmıyor
    sen tutmuyorsun ellerimden..

    İmkansızımdın,yalnızlığımdın
    Beni yaralayandın, içimi acıtandın..
    Yanılgımdın,yangınımdın
    Hafifçe esen poyrazımdın sen..

    Seni küçük bir kızın masumluluğuyla sevdim
    Öylesine saf,öylesine temiz..
    Ne çıkarımdın, ne de elde etmek istediğim
    Ben seni karşılıksız sevdim..

    Seni binlerce kez içimden terk ettim
    Olmadı, girdin yine içime sinsice..
    Sevdamı kalbime gömdüm dedim
    Yaktın beni yine en derinden..

    Ne senden öncesi vardı, ne de senden sonrası
    Bir tek sen vardın bir de yıldızlar vardı..
    Bana öylesi uzaktın ki,
    Yıldızları sen saydım teker teker..

    Biliyordum beni sevmeyişini
    Belki de kalbin doluydu..
    Bakamıyordun kimseye,sevemiyordun sende
    İçin acıyordu belki de..

    Ama vazgeçmedim senden
    Bir tek seni sevdim ben..
    Sana yandım,sana sevdalandım
    Karşılıksız sevdim seni ben..
    AŞK ACISI
    Ayrılık; dönüşü olmayan nehir, Yalnızlık; yıkılmış bomboş bir şehir, Kaç sevda kül oldu böyle kimbilir,Gözyaşın kal diyor, Yıllar ise git! Bu roman da biter belki birazdan, Ne aşklar yıkıldı gururdan, nazdan, Ağlıyor besteler yine hicâzdan, Şarkılar kal diyor, Yıllar ise git....

    Nezaman sen gelsen aklıma, Acı bir tebessüm Gelip oturuyor dudaklarıma. Notası kırılmış melodilerin Buruk sesi geliyor kulaklarıma. Bir kuş düşüyor Daldaki yuvasından / çırpınarak Sıcak avuçlarıma. Nezaman seni düşünsem, Nezaman sen gelsen aklıma, Kaldıramayacağım bir ağırlık Çöküyor yapraklarıma. Umutlara taş basıyor yokluğun Kar düşüyor Henüz tomurcuk umutlarıma...


    SON

      Forum Saati Cuma Ocak 18, 2019 6:44 pm