Giresun Üniversitesi Türkçe Topluluğu

Türkiye'den erişim engeli nedeniyle yeni adresimiz: turkcetoplulugu.weebly.com

Nar Ağacı
Nazan Bekiroğlu
(%25 İndirimle)
Beyaz Türkler K.
Alev Alatlı
(%25 İndirimle)
turkcetoplulugu.weebly.com Topluluğumuzun yeni adresi
Kendini Açma
B. Çetinkaya

    KİRLİ MASUMİYET

    Paylaş

    1001110021

    Mesaj Sayısı : 1
    Kayıt tarihi : 24/12/10

    KİRLİ MASUMİYET

    Mesaj  1001110021 Bir Cuma Ara. 24, 2010 7:37 pm


    Güz döneminin ilk günü bir kez daha ailelere veda edip yeni dostlara merhaba deme zamanı.
    -Eğitim fakültesine üç kere intihar etmiş ve bir parmağı olmayan bir hocanın geldiğini duydum.Bilirsin dedikodular hele de böyle ürpertici dedikodular daha çabuk yayılıyor.
    -Sana da merhaba Ece.
    -Nasıl böyle meraksız ,soğuk ve itici oluyorsun anlamıyorum Mert.
    -Gidip ders takvimine bakmalıyım.Sonra görüşürüz.
    -Çok özlemişim seni Ece.
    -Dur boğacaksın böyle sarılmaktan vazgeç tatlım.Bütün yaz birlikteydik hatta dün akşam da ne saçmalıyorsun.
    -Üniversitenin ilk günü herkese ayak uyduruyorum, kimse bütün yaz “kim ne yaptı listesi”ni hazırladığımızı anlamasın diye.
    -Ah!Tamam kapa çeneni Tuğçe.
    -Şimdi niye kızdın ki?Yine yanlış bir şey mi söyledim?
    Şu ikili hiç değişmiyor.Hayatımda her şey böyle sanki.Ne sıkıcı, en kötüsü benim bu monotonluğa alışmam.Arkadaş çevremin,İzmirdeki ailemin,Özel Bakırköy Kız Öğrenci Yurdu’nda ki tek kaldığım odamın ve İstanbul gibi bir yerde yani modernleşmenin,eğlencenin,modanın neredeyse sınırsız olduğu bir yerde hala üç sene öncesinin beni ile şimdiki ben’in, aynı olması.Ne hayat ama.
    -Seni bu kadar düşündüren ne?Kaç kez seslendiğimi unuttum.Çok mutlular değil mi?Sanırım her yaz ki “Kim ne yaptı listesi” başarıyla hazırlanmış ve yayma aşamasına geçilmiş.
    -Kantine gidelim öyleyse, ben acıktım sende dinlenmiş olursun.
    Sadece gülümsedim ve kantine doğru yol aldık.Etraf cıvıl cıvıldı.Herkeste yazı geride bırakmışlığın burukluğu vardı.Sınavlar,dedikodular,sevgililer,hocalar bu zor süreçlerden geçmek için yine de hazır gibiydiler.Hava çok sıcak.Güneş beyaz masaları,gümüş rengi merdivenleri ve camları parlatıyordu.Kantinde yer bulmak zor.Hele de benim gibi bakımsız ve suratsızsanız erkeklerden kibarlık beklemek tam bir aptallık.
    Etrafıma bakarken Murat ortadan kaybolmuştu.Karnını doyurmak bana yer bulmaktan önce gelmişti.Dedim ya kibarlık beklemek eşittir aptallık.
    Murat benim en yakın arkadaşım hatta tek arkadaşım.Sarışın ,mavi gözlü,1.70 boylarında,belinden düşecekmiş gibi olan pantolonları seven,yıkadığına inanmadığım çünkü her gün giydiği siyah simpsonlu tişörtü olan ve açlığa dayanamayan göbekli biri.Fiziksel özellikleri aslında beni pek ilgilendirmiyor.Önemli olan güvenilir,yardımsever ve bana katlanabilir olması.
    Hayatımda başkaları da olsun istiyorum.Derslerimde başarılıyım kitaplar sayesinde ama pratikte ise sıfırım.Bu nasıl psikolojik danışmanlık ve rehberlik okumak bilmiyorum. Arkadaş bulamama problemim de bundan kaynaklanıyor sanırım.İnsanlarla nasıl ilişki kurulacağını biliyorum ama bunu hayatımda uygulayamıyorum.
    -Seni yalnız bırakmaya gelmiyor.Bence senin oto hipnoz zamanın geldi.
    -Çok komiksin.
    -Kapıdaki afişi gördün mü?Bu hafta sonu kaynaşma partisi varmış.Kesinlikle gitmeliyiz.İtirazlarınız kabul edilmeyecektir Aslı Hanım.
    -Bak boşuna uğraşma istersen,gelmeyeceğimi biliyorsun.
    -Hep yanında olamıyorum ve bence bu dalıp gitmelerinin sebebi arkadaş konusundaki sıkıntından kaynaklanıyor.Sen her ne kadar bunu itiraf etmesen de bana.Denemekten zarar gelmez kusura kırma beni.Kavalyen olmak istiyorum.Geçen seneki gibi şu kapılara sığamayan Melisa ile gitmek ve üstüme düşecek korkusuyla yüz metre ötesinden dans etmek istemiyorum.
    -Peki peki peki.
    -Süpersin, çok güzel olacak emin ol.Bu partilere bayılıyorum.Dersim birazdan başlayacak, Antropoloji ortak dersinde görüşmek üzere.
    -İyi dersler Murat.
    Parti demek kıyafet demek.İyi de 3.sınıftayım ve böyle partilere bir kere bile katılmadım.Dolabımda da tişört ve pantolonlardan başka bir şey bulamazsınız.Okulun “Biz her zaman güzeliz” grubundaki kızlar gibi niye dert ediyorsam.
    İlk dersimiz boşmuş.En iyisi kütüphaneye gitmek.Okuduğum Gece Evi Serisi’nin son kitabını bulmak ve serinin bitişine üzülerek okumak.
    -Merhaba Mert.Nasılsın?
    -Seni gördüğüme çok sevindim Aslı.İyiyim hem de çok.Bu kütüphaneyi,tozlanmış kitapları silmeyi ve tekrar tekrar düzeltmeyi özlemişim.
    -Eminim öyledir.İnsan alıştığı şeyleri yapmaya ara verince değerini daha da anlıyor.Hep mutlu ve daim olur evliliğiniz umarım.
    -Evlilik zor şeymiş .Bir daha uğraşacağımı sanmıyorum.Gerçekten de daim olur umarım.Nasıl yardımcı olabilirim.Bugün hangi maceraya atılmak istiyorsun?
    Şu soğuk esprileri yok mu.Deli oluyorum.Bana böyle sahte sahte iyi davranmasına ayrıca sinir oluyorum.Kütüphaneye sürekli kitap bağışlayan birine somurtacak hali yok ya.
    -Okuduğum şu Gece Evi Serisi’nin son kitabı olan Yanmış’ı okumaya geldim.
    -Tamam.İki dakika sonra kitapla yanındayım.
    Hayatta her şey karşılıklı.Ben kitap veriyorum o da beni kitap arama zahmetinden kurtarıyor.
    -Geldim.Al bakalım kitabını.
    -Teşekkür ederim.Turgut Özakman’ın Şu Çılgın Türkler’i ve Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nü getirdim.
    -Ben de sana teşekkür ederim.Sen mutlu ben mutlu.
    Ne demezsin.
    -Sonra görüşürüz Hilmi.Kolay gelsin.
    Lafım bitmeden yanımdan uzaklaşmıştı.Kitap okuyalı iki saat olmuş.Gözlerim artık mola verme vaktinin geldiğini söylüyor.Şimdi dışarı çıkıp, İstanbul sokaklarında dolaşıp,müzik dinleme vakti.
    -Antropoloji dersini unutmuş gibisin.
    -Lanet olsun ki evet,unutmuşum.
    -Haydi gidelim.
    -Tamam.
    Bütün bir hafta okula git,Murat ile saçma sapan muhabbetler yap,kitap oku ve yurda dön,olarak bitmişti.Yarın parti vardı ve ben saç baş dağınık halde koltukta yayılmış,Duman’dan Beni Yak şarkısını mırıldanıyordum.Biri şu kapıyı açsın.Kim açacaksa artık.Yurtta sadece ben tek kişilik odada kalıyordum.Ailem yurt müdürüyle özel olarak konuşmuştu.Kendimi ucube gibi hissetmemdeki bir etken daha.
    -Kim o?
    -Yenilik meleklerin geldi.Haydi kapıyı aç.
    -Yenilik meleklerim?Eğlenecek başka bir şeyiniz kalmadı galiba?
    -Bizi yanlış anlama.Dalga geçmek gibi bir niyetimiz yok ve olmasını da istemiyorsan bizi iyi dinle seni ucube.Pazar parti var ve grubumuzun assolisti bizi bırakıp başka gruba geçti.Şu an onunla uğraşacak vaktim yok.Grubumun assolisti sen olacaksın.Neden diye sorma bile.Ben öyle istiyorum ve öyle de olacak.Şimdi hazırlan ve provaya gidelim.
    -Ne?Sadece iki gün kaldı partiye ve o kadar kişinin karşısına geçip şarkı söyleyemem. -Yurdu da okulu da dar sana dar ederim.Farkındaysan rica etmiyorum sana emrediyorum.Pınar’ı hatırladın mı?Geçen sene ona neler yapmıştım.
    -Çık odamdan.Üstüme yürümekten de vazgeç.Üstümü değiştirip geliyorum.
    -Tamam.İşte bana böyle şeyler söyle.
    Hande’nin kahkahaları kulağımı tırmalıyor.Herkesin içinde nasıl şarkı söylerim?Kalbim şimdiden deli gibi çarpıyor.Titriyorum.Tüylerim diken diken oldu.Vücudumda dakikalar içinde daha sayamayacağım kadar değişiklik oldu.
    -Haydi bütün gün seni burada bekleyemeyiz.İşimiz çok.
    -Tamam geliyorum.
    Yapmak zorundaydım.Geçen sene dönem ödevini yapmadı diye Pınar’ın başına neler getirdiğini hatırlayınca, kabul etmemek içten değil.
    -Hele şükür.Yarın Alevle alışverişe çıkacaksın.Seni bu halde sahneye çıkartamam.Nasıl bir kızsın anlayamıyorum.Bu giydiğin kıyafetleri bedava verseler giymem.Şekilsiz pantolonların,annenden kalma gibi olan birkaç beden büyük bluzların,renksiz yüzün,dağınık saçlarınla berbatsın.
    Her şeyimiz Handeyle zıttı.O kardeşinden kalmış gibi olan birkaç beden kendine küçük olan bluzları severken ben annemden kalmış gibi olan birkaç beden büyük bluzları seviyorum.Onun yüzünde neredeyse on kızın makyajına yetecek kadar boya varken benim dudağımda parlatıcı bile göremezsiniz.O okulun en gözde kızı bense en ezik kızıyım.
    -Sağ ol.Kıyafetlerim bana yetiyor sadece sana vermek gibi bir planım yok zaten.
    Sonunda geldik.Salona yaklaştıkça uğultular daha anlamlı hale geliyordu.Herkes şikayet edip yakınıyordu.Bu saatten sonra kimi bulacaklarını,bunun zor olduğunu söyleyip duruyorlardı.
    -Herkes beni dinlesin.Merak etmeyin sayemde bu işin altından da kalkacağız.Sizi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünde okuyan, 3. Sınıftan Aslı ile tanıştırayım.Bu kızla işimiz biraz zor ama halledemeyeceğim sorun yok biliyorsunuz.
    Salonda olan herkesi bir sevinç kaplamıştı.Hande’ye çok güveniyorlardı.Tezahüratlar havada uçuşuyordu.Onlar Hande’den sadece korkmuyorlardı.Onlara mükemmel olduğunu o kadar aşılamış ki başarısız olacağına kimse inanmıyordu.Hande’yi seviyorlardı çünkü onlara istedikleri eğlenceyi sınırsız olarak sunuyordu.
    -Tamam arkadaşlar.Bu söylediklerinizin hepsini biliyorum.Haydi işe başlayalım.Kazanmamız gereken bir yarışma var.
    Elime mikrofonu aldım.Biraz korkuyordum ama istemiyor da değildim.Hande beni lavaboda şarkı söylerken keşfetmişti.Tabi o zaman bu sesle şarkı söylediğim için dalga geçmişti.Gözlerimi kapatıp Şebnem Ferah’tan Sil Baştan’ı söylemeye başladım.Artık nerede olduğumun,nasıl olduğumun bir önemi yoktu.Sahnede söylemek apayrı bir duyguymuş.Alkışları duydukça kalbim daha da hızlı atıyor ve yerimde duramıyordum.
    -Hani şarkı söylemezdin kalabalığın içinde?Bıraksak sahneden bütün gün inmeyecektin.
    -Hiç böyle bir tecrübem olmamıştı.Hande gerçekten çok teşekkür ederim.Sen olmasan bu duyguyu hiç yaşayamazdım.
    -Acınası bakışlarını üzerimden çek.Şimdi alışverişe gideceğiz.Her şeyinle benim ilgilenmem gerek ne yazık ki.Bu yarışma okulda ki yerimi sağlamlaştıracak.Popülerliğime popülerlik katacak.Benim küçük piyonum.Sen de buna yardımcı olacaksın.
    Sadece gülümsedim.Söyledikleri umurumda değildi.Çok mutluydum.Hala alkışların ve müziğin etkisindeydim.Kendime güvenim gelmişti.Benim varlığımdan haberdar olan daha çok kişi vardı artık.Bu kişi sayısı partide daha da çok artacaktı.Birazdan yaşayacağım değişim de beni heyecanlandırıyordu.Merak içindeydim.
    -Sırıtmaktan vazgeçer misin?Külkedisi masalın iki gün içinde sona erecek.Keyfini çıkarmaya bak.Ama böyle sırıtarak değil.Zaten iticisin iyice itici oluyorsun.Şimdi arabadan in.Seni birazdan almaya gelecekler.İşin bitince ben seni almaya geleceğim.Onlar ne derse yapılacak.İtiraz ettiğini duymak istemiyorum.Tamam mı?
    Ben eskisi gibi değildim artık.Kendimi hiç böyle görmemiştim.Kendime hiç güzel olduğumu söylememiştim.Ama bugün farklıydı.Gerçekten güzelleşmiştim.Aynada kendime bakmaya doyamıyordum.Etrafımdaki insanlar ilk kez hayranlıkla bakıyorlardı.Yapılan makyajla gözlerimin maviliği ve dudaklarımın dolgunluğu belirginleşmişti.Saçlarımın sönüklüğü ortadan kalkmıştı.İri dalgalar saçlarıma ayrı bir hava katmıştı.Gece mavisi,sırt dekoltesi olan,vücudumu saran mini elbisemle ve platform topuklu siyah ayakkabımla bambaşkaydım.
    -Gördüğünüze inanamayacaksınız efendim.Sizin için en iyisini yapmaya çalıştık.Umarım beğenirsiniz.
    -Bekliyorum,fazla vaktim yok.Haydi görelim şu inanamayacağım değişikliği.
    -Peki efendim.Seni bekliyor.Korkmana gerek yok seni beğenecektir.
    -Tamam hazırım.Çıkıyorum.
    -Fena değil.Üstünü değiştir ve eve dön.Prova yapmayı da unutma.Partiye sadece bir gün kaldı.
    -Tamam.
    Kesinlikle beni kıskanmıştı.Bana bakarken gözleri yerinden fırlayacaktı.Ondan daha havalı daha çekici ve güzel olmuştum.Onun bu hali hoşuma gitmişti.Bana bakmaya bile dayanamıyordu.Belli etmemeye çalışsa da sinirini bozmayı başarmıştım.Kendine gel Aslı sen o değilsin ve bu özenilecek bir durum değil.Bu cümleyi defalarca tekrar ettim.Benim istediğim sadece insanlar tarafından kabullenmek ve sevilmek.Fazlası bana yük olur.
    Üstümü değiştirdim ve yola çıktım.O kadar yoruldum ki bir an önce odama gidip kendimi yatağa atmak istiyordum.Yurtta çıt çıkmıyordu.Neyse ki yurda tam vaktinde gelmiştim.Gece yurda giriş saatini bir dakika bile geçirdiğimizde yurt müdürü aileleri arayıp acımasızca,bire bin katarak haber veriyor.
    Üstümü değiştirme zahmetinde bile bulunmadan uyumuşum.Güneş odamı aydınlatıyordu.Sade ama şirin bir odam vardı.Kırmızı ve siyah renklerini çok seviyorum.Dolaplarım siyah ve üstünde ailemle çekildiğim fotoğraflar var.Yatak örtüm,yastığım,çarşafım kırmızı.Bir tek odanın rengi istediğim gibi değil.Fildişi renginden nefret ediyorum.Halımda kırmızı ve siyah renklerinden oluşuyor.Gözlerimi kısmış odamı süzerken yataktan irkilerek kalktım.Birileri çıldırmışçasına kapıma vuruyordu.
    -Geldim.Her kimsen sakin ol.
    -Sonunda kapıyı açabildin.Ah Tanrım!Uyuyor muydun sen?Yarışmayı unutmuş gibisin.Çabuk topla kendini ve salona gel.
    -Hazır sayılırım.Hemen yüzümü yıkayıp geliyorum.
    Bu sefer mızmızlanmamıştım.Sinirli de değildim.Hemen gidebilmek için koşmak bile istiyordum.Sonunda salona vardık.
    -Selam Aslı.Her şey hazır.Müzik şölenine başlayalım.
    -Bence de Cenk.Selam arkadaşlar.
    Yine mikrofon elimdeydi.Yine başka başka diyarlara gitmiştim.Şarkıyla birlikte hayal kurmak daha kolaydı.Kendimi sahnede bir sürü insan izlerken hayal ettim.Şarkım bittiğinde herkes ayakta alkışlıyordu.Adımı defalarca söyleyip bir daha şarkı söylemem için ısrar ediyorlardı.
    -Şebnem Ferah olsa burada şarkılarına böylesine içten ve güzel söylediğin için mutlu olurdu.Belki de kıskanırdı.
    -Abartma.O kadar da iyi değilim.Ben sadece sizin kadar iyi olup bu yarışmayı kazanmak istiyorum.Umarım bunu başarabilirim.Sizden aldığım cesaretle bu pek zor görünmüyor.
    -Ben de Tolgaysam bu yarışma bizim olacak.Kendimi İngiltere’de sokak sokak dolaşırken hayal ediyorum.
    -Sadece sokak sokak dolaşacak değiliz ya.Hem eminim çok misafirperver arkadaşlar bulacağız.Eğlenceden eğlenceye akarız.
    -Ali bunları sonra konuşuruz.Bak Aslı şaşkınlıkla bizi dinliyor.
    -Evet.İngiltere nereden çıktı.Kazanan grup İngiltere’ye mi gidecek?
    -Hande sana söylemedi mi?İnanamıyorum.Bunu bilmeden sabahtan akşama kadar şarkı söyledin.Bunu bilsen bizi salondan hiç çıkartmazdın herhalde.
    -Tolga bu harika bir şey.Ülke dışına hiç çıkmamıştım.İngiltere’yi birlikte fethedeceğiz desenize.Ama benim yanımda uslu durmanız gerekiyor.Her şeye göz yumamam.
    Hepimiz gülmeye başlamıştık.İçimden bir ses bu yarışmayı kazanacağımızı söylüyordu.
    -Dediğin gibi dört kişi İngiltere’yi fethedeceğiz.
    -Hande gelmiyor mu?
    -O istese şimdi de gider.Onun için bu pek önemli bir durum değil.Tabi bizim gibi burslu okumuyor.İstanbul Aydın Üniversitesi benim için bir hayaldi.Kız basıyor parayı okuyor.
    -İstanbul da bir sürü özel üniversite var.Neden İstanbul Aydın Üniversitesi’ne bu kadar çok gitmek istiyordun?
    -Aslıcım, sevdiğim kız burada okuyordu.Ben bir sene daha hazırlanmak istedim.Aslında aldığım puan istediğim bölüme yetiyordu.Ama bu üniversiteye yetmiyordu.Gerçi geldim de ne oldu sanki.Kız arkadaşım bu sefer de Amerika’ya okumaya gitti.
    -Pek bahtsızmışsın Tolga.
    Tekrar kahkahalara boğulduk.Sıkıntısı olan tek kişi ben değilmişim.Kaçan gerçekten de kovalanıyormuş.
    -Provanız bitti.Herkes yarın sabah 8:00’de burada olacak.Hazırlıkları son kez gözden geçireceğim.Şimdi gidin.
    -Bu üçlü emirler yağdırmayı ne çok seviyor.
    -Katılıyorum dostum ama çok az kaldı.Yarından sonra dünya bizim için dönecek.Öyle değil mi Aslı?
    -Sanırım evet Cenk.Hemen gidip uyumak istiyorum.Yarını sabırsızlıkla bekliyorum.Görüşürüz arkadaşlar.
    -Hayat kurtarıcımız kendine iyi bak.Bu okulda sayende tanınacağız.Arananlar listesine gireceğiz.
    -Her şeyi birlikte başaracağız.Hepimiz birimiz,birimiz hepimiz için Cenk.
    -Aslı çok yaşa!Aslı çok yaşa!
    Gruptakiler çok sıcak kanlıydılar.Onlara soğuk davranmak imkansızdı.Tam tersine hepsiyle gülüp eğlenesin geliyordu.İki günde yaptığımız çenenin haddi hesabı yoktu.
    O kadar heyecanlıydım ki gece uyuyamadım.Mırıldana mırıldana yarın söyleyeceğim şarkıyı tekrar ediyordum.Bütün gece,yarın giyeceğim kıyafeti dolaptan çıkarıp üstüme tutuyor,telefonumu mikrofonmuş gibi kullanarak şarkı söylüyordum.
    Saat 10.00 olmuştu.Telefonun alarmını kapatıp duruyordum.Gece yatmamanın cezasıydı bana bu.Yataktan kalkacak halim yoktu.Çalan kapı zili bile beni yataktan kaldırmaya yetmiyordu.
    Keşke şu kapı kendi kendine açılsa ne olurdu dememe kalmadı , kapı açıldı.İçeri giren Hande’ydi.Bir ton azar işiterek yataktan kalktım.
    Gözlerim kapalı şekilde,Alev’in koluna girerek salona gittik.Bu bizim son provamızdı.Benim dışımda herkes yarışmaya çıkacakmış gibi hazırlanmıştı.
    -Alev, Aslı’nın hazırlanmasına yardım et.Bu şekilde provaya katılamazsın.
    -Peki Hande.Yarım saate salonda oluruz.
    Pijamalarla da şarkı söyleyebilirdim.
    Son provamızı da yapmış bulunduk.Yarışmaya saatler kalmıştı.Aynanın karşısına geçip yarışma başlayana kadar soyunma odasında provama devam ettim.Put gibi durmak istemiyordum.Dans konusunda pek başarılı değildim ama kendimce birkaç hareket buldum.
    Hande bizi ve bizim çalışmalarımızı bir sır gibi okuldaki herkesten saklamıştı.Okulun provalar için salonları vardı ama Hande okul dışında tenha bir yerde bulduğu bir mekanda provaları yapmamızı istedi.Üstelik Canberk’in gruptan ayrıldığını duyan dedikoducu kızlar okula grubun dağıldığını ve Hande’nin yarışmadan çekildiğini yaymışlardı.Hande ise bu dedikodu karşısında hiçbir şey yapmamıştı.Susmak,kabullenmek Hande’ye göre şeyler değildi.Beni niye ilgilendirdiyse artık bu konu.Yarışmaya odaklanmalıydım.
    -Kendini hazır hissediyor musun?Bende seni yanıma çağıracaktım.
    -Hazırım.Hiç bir eksiğim yok.Hem ruhen hem bedenen.Merak etme bu yarışmayı kazanmak için elimden ne geliyorsa yapacağım.
    -Tabi ki elinden geleni yapacaksın.Dur bir bakayım sana.Bence sende bir eksiklik var.
    -Eksiklik mi?Neymiş o?
    -O eksiklik bence yüzünde.Bu maskeyi takarsan her şeyin tam olacak.
    -Fikrin için teşekkür ederim ama ben almayayım.Şunu takmaya çalışmaktan vazgeç. Makyajımı bozuyorsun.Sana takmak istemediğimi söyledim.
    -Rahat dur.Bu maskeyi takacaksın ve kimse senin kim olduğunu bilmeyecek.Anlıyor musun?Şimdi tak şunu.
    -Ama neden?Benim buna hakkım var.
    -Hak mı?Benim sayemde gruptasın, benim sayemde bu kadar güzelleştin.O yüzden ben ne söylersem onu yapacaksın.
    -Sana minnetarım bunlar için ama bu kadarı fazla.Ben bu yarışmaya şöhret olmak için senin yerini almak için katılmadım.İstediğim sadece birkaç arkadaş daha sahip olmak.Bu yarışma sayesinde kendime güvenim geldi.
    -Senin bu kadar yabani olduğunu bilmiyordum.Üzgünüm.
    -Gülmeyi keser misin?Yabani falan değilim.Sadece çekingendim.Senin gibi etrafımda kimse dönmüyor.
    -Maskeyi yüzünden çıkarma.Sakın!Yarışma bittikten sonra da hiçbir yerde şarkı söylemeyeceksin.Senin için her şey eskisi gibi olacak.İngiltere’ye de gitmeyeceksin.Kimsenin yokluğu fark edip şüphelenmesini istemiyorum.Birkaç hafta herkes şarkı söyleyenin kim olduğunu merak edecek sonra yine tüm gözler benim üzerimde olacak.Tek bir söz daha duymak istemiyorum.Eğer sözümden çıkarsan bu okulda okumayı unut.Anlaştık mı?
    -Anlaştık.Tamam.
    Her dediğine tamam.Hande’yle konuşurken her sözümden biri “tamam” oluyor.Çünkü ben eziğin tekiyim.Bu hep böyle kalacak.Ben kimim ki!Mutlu olmak benim ne haddime!
    Bir yandan kendi kendime söyleniyor bir yandan da ağlıyordum.Benim ağlamaya bile hakkım yoktu.Makyajımın akmaması gerekiyordu.Gözyaşlarımı sildim ve bu konuşmayı unutmak için başka şeyler düşünmeye çalıştım.Kazanacağımız bile belli değilken beni bu kadar çekememesi ve türlü türlü önlemler alması aslında hoşuma gitmişti.Yarışmaya odaklanmalıydım.Sadece kendimi düşünerek, bencillik yapmamalıydım.Gruptaki diğer üç kişiyi de düşünerek kendimi yatıştırdım.Diğer grupları izlemeye başladım.Işıklandırma ve ses sistemleri salonun her tarafına döşenmişti.Gelenler kendilerinden geçmişti.İçki yoktu ama içmeden sarhoş olanlar fazlasıyla vardı.Sınırları zorlamak bu partide sanki adetti.Neredeyse beş yüz’ü aşkın insan vardı.Birilerine değmeden yerinde durmak imkansızdı.Kaynaşma partisi diye boşuna demiyorlarmış gerçekten.
    Bizden önceki son gruba sıra geldi.Heyecanım git gide artıyordu ve kapı çaldı.
    -Girebilirsin.
    -Haydi seni ezik, sıra bize geldi.
    -Bana ezik demekten vazgeç .Aslında senin de benden pek bir farkın yok.Hale’nin yanında pek fark edilmiyorsun.Yarım saat sonra sizden kurtuluyorum.
    -Kapa çeneni!Bende sana meraklı değilim.Emin ol!
    -Kolumu acıtıyorsun.Morarıp kötü görünsün istemezsin herhalde.Ne de olsa sahnede sizi temsil edeceğim.
    Ters ters bakıp yanımdan uzaklaştı.Sahneye çok yakındım.Sıra bize gelmek üzereydi.Gruptakilere çok kızgındım.Dönüp başarılar dilemek içimden gelmiyordu.Beni kendi çıkarları için harcamışlardı.Onlarda benim gibi mecbur bırakıldılar bazı şeyleri yapmaya biliyorum.Ama yinede zoruma gidiyor.Zaten onlarda bir şey diyemiyorlardı.Ne diyebilirlerdi ki?Biz seni sattık ama sen kusura bakma mı?
    Bizi sunmak için Çetin sahneye çıkmıştı.
    -Sizi daha da coşturmak ve mest etmek için alkışlarınızla grup “Has” karşınızda.
    İnanamıyorum.Grubun adını kendi baş harflerinden oluşturmuşlar.Egoları bir türlü tatmin olamayan bu kızlara sadece acıyorum.
    Sonunda sahnedeydik.Herkes şaşırmışa benziyordu.Yüzümdeki maske bana ayrı bir hava katmıştı.Bu gizem hoşlarına gitmişe benziyordu.Gözüm artık kimseyi görmüyordu.
    İnsan kendini en çok evinde rahat hisseder ya bu sahne de benim evim gibiydi.Salonun bütün hakimiyeti bendeydi sanki.Arada bu solana gelir tek başıma şarkılar söylerdim.Ama bu sefer farklıydı.Tek başıma değildim.Bu, sınıfta kimsenin yapamadığı bir soruyu yapmaktan daha özgüven verici bir duyduydu. Şarkı bittiğinde herkes aynı şeyi söylüyordu.
    -Maskeyi çıkar! Maskeyi çıkar!
    Bunu yapamazdım.Durumu kurtaracak bir şey yapmalıydım.Kızmaları lehimize olmazdı.Ne yapacağım hakkında aklımda tek bir fikir yoktu.Heyecanım yüzünden olan aklımda gitmişti sanırım.
    -Hey!Bana bak.Onlara birinci olursan maskeyi çıkaracağını söyle.
    -Beni dinleyin.Kim olduğumu bilmeyi çok mu istiyorsunuz?
    -Evet!
    -Duyamadım.
    -Evet!
    -Öyleyse bu grubu birinci yapın, ben de maskemi çıkartayım.
    Salon “Grup Has” diye çınlıyordu.Bu yarışma bizimdi.Bu kesinleşmişti artık.Herkesi selamlayıp odaya doğru koştum.
    -İyi iş çıkardın.Şimdi üstündekileri çıkart.Ben her şeyi ayarladım.Okuldan olmayan biri senin gibi giyinecek ve maskeyi sahnede çıkartacak.Bu işte burada kapanacak.Okulun en gözdesi anlayacağın yine ben olacağım.Giderken de dikkat çekecek bir şey yapma.
    Senden istediğim tek şey eski gibi hayatına devam etmen.Eminim bu senin için zor olmayacak.Eziklik sende kalıcı bir durum.
    Hıçkırarak ağlamamak için hiçbir sebep kalmamıştı.Kulaklığı takıp sonuna kadar açtım sesini.Kahkahalarına,alaycı sözlerine dayanamıyordum
    Bütün gece pencere kenarında ağladım.Hazmedemiyordum bana yapılanları ama elimden de bir şey gelmiyordu.Başımın ağrısına dayanamayıp yatağa yattım.
    Okula gitmek istemiyordum.Zaten gözlerim de şişmişti.Telefonum çalıyordu.Hande arıyordur belki diye telefona bakmak istemiyordum.Telefonun sesine dayanamayıp açtım.Arayan Murat’tı.
    -Çok şükür ki hayattasın.Sana küsüm aslında ama seni çok merak ettim.Telefonlarıma neden cevap vermedin?
    -Üzgünüm.Bu aralar grip salgını var,biliyorsun.Anlayacağın ben de kapmışım şifayı.Odamdan kaç gündür çıkmıyorum.
    -Sesinde bayağı kötü geliyor.Hastane,doktor bu kelimeler sana bir şey çağrıştırıyor mu?
    -Dalga geçme Murat.Okula bugün de gelemeyeceğim.Haberin olsun tatlım.
    -Okula gelmeyerek çok şey kaçırdın.Parti tek kelimeyle müthişti.Grup Has birinci oldu.Maskeli kız olay yarattı.Maskeli kız grubun assolistiydi.Maskeyi birinci olurlarsa çıkaracağını söyledi.Diğer gruplarla aralarında tartışma çıktı.Ama yapacak bir şey yoktu.Gençlik Has’tan yanaydı ve maskeli kızı çok merak etmelerine rağmen maskeyi çıkartmamasını istediler.Anlayacağın bayağı sahiplendiler.Hande de eminim bu sahiplenmeye delirmiştir.
    -O kız bunu hak ediyor.Yapılacak her şeyi izleyenler yapmış zaten.İzlemiş kadar oldum.Anlattığın için teşekkür ederim.Sonra konuşsak olur mu?
    -Olur tatlım.Kendini çabucak toparla.Sıkılıyorum okulda sen yokken.Anlamadığım konular arttı haberin olsun.Sana iş çıktı anlayacağın.Ayrıca seni buralarda bir özleyen var.
    -Güldürme beni.Hadi görüşürüz.
    Artık rahat bir uyku çekebilirdim.Kim bilir belki bir gün herkes, o maskeli kızın ben olduğumu öğrenir.Ama bu şimdi olmamalı.Hande’nin eline koz vermemeliyim.Her şeye rağmen benim için tarifi pekte mümkün olmayan ama hep yaşamak isteyeceğim bir duyguydu.
    Telefonum bugün galiba hiç susmayacak.
    -Bebeğim nasılsın?Her şey yolunda mı ?Ne zaman arasam ya kütüphanede ya derste ya da arkadaşlarının yanında oluyorsun.Beni artık aldatmayıp anlatsan neler olup bittiğini.
    -Bir şey olduğu yok anneciğim.Hayatımı renklendirmeye çalışıyorum hepsi bu.
    -Seni çok özledim.Keşke yanımda olabilseydin bebeğim.
    -Sanırım ikimizin de birbirimize ihtiyacı var.Babam nasıl?Bu hafta beni hiç aramadı.
    Uzun bir sessizlikten sonra annemin hıçkırıkları kulağımı doldurdu.
    -Anne orada mısın?Neler oluyor?Babamla bir sorun mu var?
    -Baban beni aldatıyor.Geçen gece eve yine çok geldi.O gelmeden uyku tutmadı.Sıklaşan iş yemekleri,iş gezileri beni şüphelendirmişti.Kuruntu yapıyorum diye kızıyordum kendime ama telefondaki aşk mesajlarını görünce yıkıldım.Uyuyamamıştım çünkü beni kandırmasına dayanamıyordum.Beni kandırmaktan vazgeçmeliydi.Ona geç kalmalarının sebebini sorduğumda bağırıp çağırmaya başladı.Artık benle mutlu olmadığını,evden kaçmak için işlerine yoğunlaştığını söyledi.Duyduklarıma inanamadım,hayatında başka birinin olup olmadığını sordum.
    -Anne sakinleşir misin?Ağlama lütfen.Kapatalım telefonu ben yarın İzmir’e geleceğim.Seni bu durumda yalnız bırakamam.
    -Bunca yıllık evliliğimizin hatırına daha fazla bana yalan söyleyemeyeceğini bunu hak etmediğimi söyledi.Yaklaşık üç aydır beni aldatıyormuş.Ama bu son zamanlarda evde durmak,hiçbir şey olamamış gibi davranmak daha zor gelmeye başlamış.Bebeğim çok üzgünüm.Bu şekilde öğrenmeni istemezdim ama daha fazla dayanamadım.Boşanma işlemlerine başladık.Hiç olmazsa birkaç gün yanımda ol istedim.
    -Babam böyle bir şeyi nasıl yapar inanamıyorum.Bu akşam eve geleceğim.Kendini sakın üzme.Bunu ikimiz atlatacağız. Babamda eminin pişman olacaktır.
    -Kapı çalıyor,anneannenler geldi sanırım.Bebeğim seni çok öpüyorum.
    -Bende uçak bileti bakayım.Bende seni çok öpüyorum ve seni çok seviyorum annecim.
    -Bende seni çok seviyorum kızım.
    Her şey nasıl da üst üste geliyordu.Neye üzüleceğimi şaşırdım.Hayatımda hareketlilik olsun derken bu olanları kastetmemiştim.Bir kere mutlu oluyorsam,on kere üzülüyordum.Ama bu sefer ki çok farklıydı.Ailem parçalanıyordu ve elimden bir şey gelmiyordu.Sevildiğimi hissettiğim,mutlu olduğum evim büyük zarar görüyordu.Bilgisayarı açıp internete girdim. Türk Hava Yolları’ndan akşam 8:15 uçağına biletimi aldım.Saat beş olmuştu.İsitanbul trafiğine güven olmazdı.Üstümü değiştirdim ve yanıma da nolur nolmaz birkaç kıyafet alıp yola çıktım.Şu an aklımda tek şey vardı o da annem.Onu tam olarak anlayamazdım.Benim hiç sevgilim olmamıştı ve dolaylı olarak aldatılma gibi bir durumla da hiç karşı karşıya kalmadım.Bildiğim tek şey annemin, babmı çok seviyor olmasıydı.Bunu babama defalarca ispat etmişti.Annemin içini en çok acıtan da bence bu kadar emek verdikten sonra karşılığının aldatılma olmasıydı.Üniversiteyi üçüncü sınıfta bırakıp babamla evlenmesi,Anneannemlerle birçok kez babam için tartışması,asla taşınmam dediği İstanbul’dan babamın işi İzmir’de diye taşınması…
    Uçağa bindiğimde yorgunluğumun farkına vardım.Bir saatlik yolculuğumda uyumak bana iyi gelecekti.Annemin karşısına bitkin bir halde çıkmak istemiyordum.
    Sonunda eve varmıştım.Eskiden evime geldiğimde yüzüm gülerdi şimdi ise o eve girmek istemiyordum.Yüzüm asık öylece kapının önünde duruyordum.Annem kapıyı açar açmaz sıkı sıkı sarıldı ve ağlamaya başladı.Kendimi garip hissetmiştim.Bu sahnede bir yanlışlık vardı.Benim anneme sarılıp ağlamam gerekiyordu.Acısını gizleyemiyordu.Gözlerinin altı çökmüştü,yüzü kireç gibiydi.Şu an ağlamak annem için konuşmaktan daha kolaydı.Ne söylebilirdi?Bu acıyı nasıl dindirebilirdi?
    -İyi ki geldin kızım.Ben tüm bu olanları hakedecek ne yaptım?
    -Annen kendinde suç aramaktan vazgeç.Suçlu olan biri varsa o da babam.
    -Onu ne kadar çok sevdiğimi biliyorsun.Elimden bir şey gelmemesi ben çıldırtıyor.Babanı ve o kadını parçalamak istiyorum.
    -Anne kendine gel.Sence onlar buna değer mi?Onlara vereceğin en iyi ceza karşılarında metanetli durmak.Senin umrunda olmadıklarını onlara hissettirmek.
    -Beni anlamıyorsun.Babana aşıktım.Babanı kendimden çok seviyordum.Seviyordum diyorum çünkü bu olanlardan sonra sevgimin yerini koca bir nefret aldı.Pişman olması için elimden geleni yapacağım.
    Annemi yatıştıramıyordum.Ne söylesem fayda etmiyordu.İntikam diyor başka bir şey demiyordu.Yatıştırıcı iğne yapılması önerdim.Böyle sinirleri çok yıpranıyordu.Mantıklı düşünemiyordu.Anneannemin de akbul etmesiyle anneme yatıştırıcı iğne yaptım.
    Bu annemin ilk sinir krizi değildi.O yüzden tecrübeliydim ve yine yapılması gerekeni üzülerek yaptım.Babamla konuşmalıydım ve arayıp ona gelmesi gerektiğini söyledim.Babamla konuşmamızın ardından yarım saat geçmişti.Kapı çaldı.Gelen babam olmalıydı.
    -Hoşgeldin kızım.
    -Pek hoş bulmadım baba.İçeri gir.Korkmana gerek yok annem uyuyor.Evet seni dinliyorum.Bana bir açıklama yapmak zorundasın.
    -Ben senin babanım ve bu ne yaparsam yapayım asla değişmeyecek.Benimle konuşurken bunu unutma.
    -Ailem parçalanıyor ve ben annemi yine sinir krizi geçirirken buluyorum.Ona hep acı çektirdin ama o seni sevmeken vazgeçmedi.Tüm bu olanlardan sonra sana nasıl davranmamı bekliyorsun?Metresinle mutluluklar mı dileyeyim?İstersen annemi atalım evden sen de o kadını getir evimize ve mutlu mutlu yaşayalım.Ama sen doyumsuzsun.Annem ne fedakarlık yaparsa yapsın sana yetemedi.O kadının da sonunun pek farklı olacağını sanmıyorum.
    -Bu konuşma gittikçe çirkinleşiyor.Sanki karşımda anneni görüyorum.Sadece kendini düşünen,beni ailesinin parasıyla ezen,boş yere huzursuzluk çıkartan ve bir delilik yapmaktan korkmayan, bir annen olduğunu unutuyorsun.Başka da bir şey söylemiyorum.Beni birgün anlayacaksın.Kapım sana her zaman açık olacak.Hoşçakal.
    -İyi ki sana benzememişim baba!
    Kapıyı hızla çarpıp evden çıktım.Bir daha yüzünü görmek istemiyordum.
    Annemin yanında bir hafta kaldım.İçim el vermiyordu annemi bırakıp gitmeye.Annemle birlikte ,anneannemlerle küs olduğu zamanlarda gittiği psikoloğuna gittik.Annem kendinden çok beni düşünüyordu.Bana iyi görünmek için elinden geleni yapıyordu.Bana söz verdi ben gittikten sonra da psikoloğuna geleceğine ve teyzemlerin yanında yaşamaya başlayacağına.İçim artık daha rahattı.Bu akşam İstanbul’a dönüyordum. Annemi yalnız bırakmak istemiyordum ama gitmem gereken bir okulum vardı.
    -Bir daha ki gelişimde seni daha iyi görmek istiyorum.Hatta bence ben değil de sen gel bana.İstanbul’un havası eminim sana yarayacaktır.Gençlik yıllarını özlemişsindir.
    -Tamam kızım.Bence bu çok iyi bir fikir ama artık sen beni düşünme.Böyle olması belki ikimiz için de daha iyi oldu.Kendimi daha özgür hissediyorum ve yeni bir hayat beni bekliyor.Beni bir daha ki görüşünde eminim seni çok şaşırtacağım bebeğim.
    -O günleri sabırsızlıkla bekliyorum.Annecim,ben hep senin yanındayım.Her şeyin üstesinden birlikte geleceğiz.Lütfen beni ve kendini üzecek bir şey yapma.
    -Tamam.Bana güven bebeğim.Seni çok seviyorum.Kendine iyi bak.
    -Bende seni seviyorum annecim.Sen de kendine çok iyi bak.
    Anneannem ve teyzemle de vedalaştıktan sonra uçağa binmek için yola çıktım.Gelirken ki yorgunluğum dönerken ki yorgunluğumdan fazlaydı.Yurduma dönüp bütün gün uyumak istiyordum.
    Geldiğimde duşa girdim ardından da kendimi yatağa attım.Uyandığımda saat 9.00’du.Tam on altı saat uyumuşum.Uyandığımda aklıma ilk gelen annem olmuştu.Telefona sarılıp annemi aradım.Bol gülüşmeli bir konuşmadan sonra içim daha da rahatlamıştı.Birden bu kadar iyi olmasını,ailesine bağlıyordum.Kardeşiyle dertleşmek,annesine sarılıp eskiden yaşattıkları için af dilemek, anneme iyi gelmişti.Kendisiyle hesaplaşıyordu.Teyzemi ve psikoloğunu her gün arayıp annemin nasıl olduğunu sormadan içim rahat etmeyecekti, biliyorum.Maddi hiçbir sıkıntımız yoktu.Dedemin torunlarının çocuklarına bile yetecek kadar parası vardı.Annemi affetmiş değildi ama o yinede onun kızıydı.Onu zor durumda yalnız bırakacak değildi.Eve geri dönmesi fikri dedemden çıkmıştı zaten.
    Derse geç kalmıştım.Hızlıca hazırlanıp okulun yolunu tuttum.Kendime inanamadım ama gerçekten de okulumu özlemiştim.
    -Senin bu ortadan kaybolmaların yetmedi mi?Beni böyle merakta bırakmak hoşuna gidiyor sanırım.Bana üzgün olduğunu falan söyleme ya da grip salgınını bahane etme.Yine ne oldu da kayboldun ortalıktan anlat bakayım.
    -Ailevi sorunlarla boğuşuyordum.Yeni yeni kendime geliyorum.Daha fazla soru sorma.Kızıcaksın ama gerçekten üzgünüm.Seni ihmal ettiğimin farkındayım.Söz veriyorum sana bunu telafi edeceğim.Ne yapmak istiyorsun haydi söyle.Birlikte vakit geçirmeyeli epey oldu.
    -Hande’nin yarın doğum günü partisi var.Kazandığı yarışmanın şerefine okuldaki herkesi davet etmiş.Benimle gelir misin?
    -Onun doğum günü partisinde ne işimiz var allahaşkına.Bence bowling oynamaya gidelim.Bana öğretecektin unuttun mu?
    -Unutmadım ama ne istersem yapacaktın ,az önce öyle demiştin.
    -Bu partilere olan merakın beni öldürecek.Tamam gidelim ama bu gittiğimiz son parti olacak.Söz mü?
    -Söz vereyim de çarpılayım.
    -Bu dürüstlüğüne hayranım.Beni yine güldürmeyi başardın.Haydi derse gitme vakti.
    Birbirimizin koluna girerek güle güle sınıfın yolunu tuttuk.Hande’nin beni partide görme olasılığını düşündükçe korkuyordum.Beni ezmesini kaldıracak gücüm yoktu.Üst üste o kadar ağır şeyler yaşadım ki ;dinlenmeye,bol bol gülmeye ve bu yaşananları unutmaya ihtiyacım vardı.
    -Keşke bugün hiç gelmeseydin.Derste seni dürtüp uyandırmaktan yoruldum.
    -Haklısın canım.Bir türlü kendime gelemedim.Derslere konsantre olamıyorum.
    -Doğru yurda gidiyorsun.Yarın ki partiye böyle sersem sersem gelmeni istemiyorum.Bol bol uyu ve vitamin al.Eski Aslı’yı özler oldum.
    -Parti çok önemli ya benim için sorma.Yarın da okula gelmeyeceğim.Geri kaldığım derslerin notlarını Melike’den aldım.Onları gözden geçiririm hem de dinlerim.Ben de böyle sersem sersem dolaşmaktan memnun değilim.Yarın akşam görüşürüz.
    -Tamam canım.Ben seni almaya gelirim.Yarın görüşürüz.
    Uzun zamandır kendime bir ziyafet sofrası hazırlamamıştım.Migros’a girip sıkı bir alışveriş yaptım.Bir kuşum eksikti.Sonunda yurda gelebilmiştim.Bilgisayarda depresif şarkılardan oluşanbir liste oluşturdum.Soframı da kurdum.Artık içip içip sızlanarak şarkı söyleme vaktiydi.
    Sabah uyandığımda başım çok kötü ağrıyordu.Odam darmadağınıktı ve iğrenç bir şey kokuyordu.Odanın ortasına kusmuşum.Hemen temizliğe giriştim.Yurt müdürü ve görevlileri üzerinde o kadar iyi bir intiba bırakmıştım ki o dama bakma zahmetinde bile bulunmuyorlar.İyi kız olmanın faydalarından biri daha.Ders notlarını gözden geçirme işi bahaneydi.Murat’a içeceğimi söyleyemezdim.Kendime bilmeden bir şey yaparım diye bütün akşam arayıp durur,beni rahat bırakmazdı.Ona hak vermiyor, değilim.Dışarıda içtiğimiz birgün kafayı bulmuşum.Mekandan çıkıp, koşarak yolun ortasına gitmişim ve yoldan geçen arabalara beni ezmelerini söylemişim.Neyse ki gittiğimiz mekan ara sokaklarda bir yerdeydi.Akşama kadar kendime gelmeliydim.Bir kahve içip tekrar uyudum.
    Telefonun alarmı çalıyor sandım ama meğersem biri arıyormuş
    -Alo!Neden meşgule atıp durdun?
    -Kimsin?
    -Sana inanamıyorum.Sen hap falan mı aldın.Ben Murat.Yakın arkadaşın Murat.Hani şu doğum günü partisine gideceğin Murat.
    -Sus!Tamam, sen Murat’sın anladım.Yeni uyandım anca kendime geliyorum.
    -Saat kaç haberin var mı?Seni beklemekten, aşağıda ağaç oldum.Partiye süslendiğin için geç kalsak anlayacağım ama senin uyuman yüzünden geç kalacağız.Sana, kız demeye bin şahit ister.
    -Ne saçmalıyorsun?Beş dakikaya aşağıdayım.
    Yataktan kalktığım gibi aşağıya indim.Dün üstümü bile değiştirmemişim.Gerçi bu sefer işime yaradı.Giyinme zahmetinden kurtuldum.
    -Hey!Bu ne şıklık.
    -Sen de fena sayılmazsın.Ben pijamalarla gelirsin diyordum.Özellikle saçlarına bayıldım.
    -Murat dalga geçme.Senin şıklığın ikimize de yeter.
    Birbirimizle uğraşa uğraşa kapının önüne gelmiştik.Bahçede güvenlik görevlileri vardı.İnsanlar daha çok havuz kenarında ve villanın ikinci katındaki büyük balkonda toplanmışlardı.Vızır vızır dönen,parlak gri ceketleriyle dikkat çeken garsonlar vardı.Hande tüm çalışanları hediye paketi gibi süslemişti.Herkes çok şıktı.Doğum günü partisi değil de defile izlemeye gelmiş gibi hissettim kendimi.Sanırım böyle hisseden bir tek ben vardım.İçkilerle ve her yeri inleten şarkılarla insanlar kendilerinden geçmişti.Kendinde olan bizden başka biri daha vardı.O da Hande’ydi.Bahçede villanın giriş kapısında durmuş bana bakıyordu.Göz göze gelmemeye çalışıyordum.
    -Bütün gün burada mı duracağız?Her sene bir önceki partiden daha eğlenceli daha renkli partiler düzenliyor.Bu kız işini biliyor.Villada olanları bilsen,şaşar kalırsın.Üç yıldır neler kaçırdığını görüyor musun?Haydi villaya girelim artık.
    -Ben vazgeçtim.Hem başım da ağrıyor.En iyisi eve gitmek.
    -Saçmalama ve partinin tadını çıkar.Hiçbir yere gitmek yok.
    -Başım zonkluyor.Yükses ses, başımı iyice ağrıttı.
    -Hoşgeldiniz.Bende palyaçom nerede kaldı diyordum.
    -Bence de gitmeliyiz.Partinin havası kaçtı.
    -Kapa çeneni Murat.Sen içeri git.Ben de Aslı'yı alıp geliyorum.
    -Hayır!Biz vazgeçtik.Eve dönüyoruz.
    -Şaka yaptım sadece.Haydi içeri gir.
    -Tamam haydi git Murat.
    -Seni yüzsüz!Sana etmediğim hakaret kamadı ve buradasın.Doğum günü partime gelmişsin.Seni ezmem hoşuna gidiyor sanırım.Peki öleyse ,gel benle.
    -Bırak kolumu gelmek istemiyorum.
    -Yürü dedim.Yoksa saçlarından tutup sürüklerim.Bakın size kimi getirdim.Kusura bakmayın palyaçom trafiğe takılmış o yüzden geç geldi.Siz ne diyorsanız, onu yapacak.
    Neye uğradığımı şaşırmıştım.Vücudum titriyordu.Hiç bu kadar öfkelenmemiştim.Tüm gözler benim üzerimdeydi.Çok çirkin şeyler söylüyorlardı.Ayyaşlar!Bu kıza artık biri dersini vermeliydi.
    -Hey millet!Beni dinleyin.Benim bir fikrim var.Eminim çok hoşunuza gidecek.Ayrıca iki haftadır da merak ettiğiniz bir sorunun cevabını öğrenmiş olacaksınız.
    -Sen ne yaptığını zannediyorsun!
    -Bunu sen istedin.İzle ve gör.
    Yarışmada söylediğim şarkıyı söyledim.Beni yuvarlak içine almışlardı ve bana şaşkın şaşkın bakıyorlardı.Ardındam maskeli kız diye hep bir ağızdan bağırmaya başladılar.Gözlerini kaçıran ben değil Hande’ydi artık.
    -Süprizlerim daha bitmedi.Yarışmada neden maske taktığımı merak etmiyor musunuz?
    Hande donup kalmıştı.Yapacağı hiçbir şey kalmamıştı.Onda kendimi görüyordum.Ezilmek nasıl bir duyguymuş , Hande de anlamış oldu.
    -Hande onun yerine geçmemden korkuyordu.Güzelliğimle,sesimle ve zekamla onu alt edebileceğimi ve popülerliğinden eser kalmayacağını düşünüyordu.Bu yüzden beni tehtid etti.Hiçbir yerde şarkı söylemeyeceğimi ve Hande’nin tabiriyle ezik olan yaşantıma devam edeceğimi yoksa beni okuldan attıracağını söyledi.
    Bu sözlerimden sonra Hande’yi yuhlamaya başladılar.Partiyi tek tek terk ediyorlardı.En önde de ben vardım.
    -Defolun partimden!Bana muhtaç olacaksınız.Şimdi gidin o eziğin peşinden.Sizi pişman edeceğim.
    Onun için üzülmüştüm.Bu yaptığım belki çok ağırdı.Doğum günü partisini mahvetmiştim.Bildiğim bir şey varsa ne kadar ağır olursa olsun o bunları haketmişti.Ezdiği bütün herkesin öcünü almıştım ondan.Tezahüratlar arasında yurdumun yolunu tuttum.Okulda benden hoşlanan biri vardı.Adı Kağan.Hep benim yaptıklarımı taktdir eder ve zor durumlarımda yanımda olurdu.Yanlış anlar diye yakın davranamıyordum.Bu durumdan rahatsız olduğumu hissettikten sonra istemese de o da benden uzak durdu.Ama bu sefer yaptığım şeyin yanlış olduğunu düşünüyordu.
    -Bu kadarı fazlaydı.Sen çok değişmişsin.
    -Bana neler yaptığını gördün.Yanına mı kalsaydı?
    -Senin ondan ne farkın kaldı?Benim tanıdığım Aslı nerede?
    -Gidip Hande’yi teselli et istersen.Seni anlamıyorum.Yoksa Hande’den mi hoşlanmaya başladın?
    Soruma cevap bile vermeden arkasını dönüp gitti.Kendi bilir.Kimse için üzülmeyeceğim artık.Kağan’ın da dediği gibi ben gerçekten değişmiştim.
    Bugün benim için bir dönüm noktasıydı.Okuldaki bütün dengeler değişecekti.Hande benim için hain planlarına şimdiden başlamıştır.Her ne yapmayı planlıyorsa bu sefer işi gerçekten zor olacak
    Günaydın okulumuzun yeni popüler kızı.
    Sanada günaydın Murat.Şanslısın çünkü arkadaşımsınKızlardan gelecek olan çıkma tekliflerine hazırlıklı ol.
    -Eğer öyle bir şey olursa dile benden ne dilersen.Okula birlikte gidelim mi?
    -Tabi okula birlikte gidelim de havamdan faydalan.
    Bir de benim esprilerimle dalga geçiyordun.Üşüdüm burada ya.Popüler olmanın yan etkileri bunlar sanırım.
    -Bu kadar gevezelik yeter.Ben kahvaltımı yapana kadar sen de yurdun önüne gelirsin.
    -Tamamdır.Görüşürüz tatlım.Yediklerine dikkat et.Kilo almanı istemem.Dalga geçerler sonra şişko diye.
    -Şimdi bir şey söylerdim de neyse.Görüşürüz.
    Sabah kahvaltısı için tam aşağı iniyordum ki kapım çaldı.Daha önce hiç selamlaşmadığım,yüzüme bile bakmayan kızlar sabah kahvaltımı odama getirmişlerdi.Yatağımı topladılar,soframı kurdular,çantamı hazırladılar.Odamdan çıkarken de odamı kendilerinin toplayacaklarını ,merak etmemem gerektiğini söylediler.Hande’nin, onun yerini kapabilmem ihtimaline karşı aldığı önlemler şimdi daha da anlamlaşmıştı.Bü lüksten vazgeçmek kolay değildi.
    -Yüzündeki şaşkınlık ifadesi hala gitmemiş.
    -Çünkü beni şaşırtmaya devam ediyorlar.Hande’nin mahvolmasını isteyen bir tek ben değilmişim.
    -Hayali tahtından neden inmek istemediğini yavaş yavaş öğreniyorsun değil mi?
    -Okulda olacak değişiklikleri merakla bekliyorum.
    -Yaşa ve gör tatlım.
    Yanımdan geçenlerin bazıları dün söylediğim dün söylediğim şarkıyı söylüyor,tebrik ediyor;Bazıları ileride olac olan etkinliklerin listesini getirip fikrimi soruyor.Kantinde yer vermek için yarışa giriyorlar.
    -Enerjin şimdiden bitmişe benziyor.
    -Yapılacak o kadar iş var ki hangisine yetişeceğime şaşırdım.
    -Bence sana bu işleri hallederken kolaylık sağlayacak,senin yanına yakışan iki tane tecrübeli kız lazım.
    -Onları nereden bulacağım.
    -Aramana gerek yok.Biz bu görev için gönüllüyüz.Parti bittikten sonra sanki tüm bu olanların sorumlusu bizmişiz gibi Hande bizi de kovdu.
    -Ama siz Hande’yle arkadaştınız.Size nasıl güveneceğim.
    -Bizi de seni ezdiği gibi ezdi.İşe yaramaz muamelesi yaptı.Aklımıza sen geldin.Biz de ondan öcümüzü almak istiyoruz.Sana bunun için yardım edeceğiz.Anlaşmaya var mısın?
    -Bilmiyorum.
    -Biz olmadan bu işleri yürütemezsin.İki güne kalmaz şikayetler başlar.Gençlik bekletilmeyi sevmez.Her şeyi zamanında yapman gerek.Bunları tek başına halledebilecek misin?
    -Elin bize mahkum diyorsunuz.Peki öyleyse.Size bir şans vereceğim.
    -Süper.Pişman olmayacaksın.
    -Bence işe sana yeni bir imaj yapmakla başlamalıyız.
    -Kendimi sizin ellerinize bırakıyorum.
    -O zaman alışveriş vakti.
    Alev ve Sera’ya güvenmekle ne kadar doğru bir şey yaptım bilmiyorum ama elim mahkumdu.
    Kredi kartlarımı görünce daha önce kullanmamıştım.Annem ekstreleri görünce şoka girecek.Yurtta ki kızlar sayesinde aldıklarımı odama yerleştirdim.Uyuyamıyordum.Aldığım elbiseleri defalarca dolaptan çıkarıp aynanın karşısında üstüme tutuyordum.Alev’den bir mesaj geldi.Yarın odama kuaför gelecekmiş.Okula birgün bile bakımsız gitmeyecekmişim.Yorucu olacak ama şikayet etmek için daha erken.
    Okula yeni birinin geldiği haberini aldım.Başkent Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden gelmiş.Çok yakışıklı olduğunu ve eğer bir sevgilisi olacaksa o da ben olmalıymışım.Bu kızların her dediklerini dinlememeliyim.Gidip çocuğa sen yakışıklısın ve sevgilin ben olmalıyım mı diyeceğim.Bunu söylecek kadar daha kafayı yemedim.Okulun popüler kızı olabilirim ama bu kütüphaneye ve kitaplara olan sevgimi etkilemiş değil.Bu sessizlik ve kitap kokuları beni dinlendiriyordu.Bilim kurgu türü her zaman diğer türlerden daha fazla dikkatimi çekmiştir.Gerçekler yeterince sıkıcı ve sığ.Oysa hayal dünyasının sınırı yok.Hayal dünyasında her şey çok kolay değişiyor.Çok kolay kabullenebilir hale geliyor.
    -Merhaba.
    -Sana da merhaba.Tebrik etmek ya da övmek için yanıma geldiysen gerek yok gerçekten o kadar çok duydum ki sıkıldım.
    -Bir şeyler duydum hakkında ama tam olarak bilmiyorum.Anlatmak istersen dinleyebilirim.
    -Sen şu yeni gelen çocuksun.
    -Sen de okulun yeni popüler kızısın.
    -Bence tekrar tanışalım.Ben Aslı.
    -Ben de Kaya.Memnun oldum.
    -Ben de.Sen hangi kitabı arıyordun?İstersen yardımcı olabilirim.
    -Onun için yanına gelmiştim.Yardıma ihtiyacım var.Kültürel yozlaşmayla ilgili bir makale ya da konuyu açıklayıcı bir kitap arıyorum.
    -Kütüphane kapanmak üzere, istersen yarın gelelim.Sakin kafayla araştırırız.
    -Bana uyar.Okul çıkışında bir planın var mı?
    -Her zaman ki gibi yurda gideceğim.Senin bir planın var sanırım.
    -İstanbul da gidilecek çok yer ama bir rehbere ve arkadaşa ihtiyacım var.Bana eşlik eder misin?
    -Açıkçası iyi bir rehber olacağımı zannetmiyorum ama bize rehber olabilecek birilerini bulabilirim.
    Alev’e mesaj attıktan on dakika sonra İstanbul’daki, gençlerin takılabileceği bütün mekanların bir listesi cevap olarak geldi.
    -İşte bu kadar.Rehberine sor bakalım burdaki en iyi mekan nerede?
    -Nerede?
    -Beni izle.
    -Zevkle Aslı.
    Birden nasıl bu kadar güvendim ona anlamıyorum.Aklım, birlikte dışarı çıkıp eğlenmek için erken dese de yüreğim beni inanılmaz derecede heyecanlandıran bu çocukla gitmem gerektiğinde ısrarcıydı.
    -Eğleniyor musun?
    -Çok.
    -Peki sen?
    -Ben de.
    -Bana böyle uzun uzun bakmayı bırak.Utanıyorum.
    -Ne kadar şanslı olduğumu düşünüyorum.Hem zeki hem güzel hem popüler birini bulmak zor.İyi ki kütüphaneye gelmişim.Bugünü boş boş geçirdim diyordum ama günüm sayende anlam kazandı.
    -Kendine haksızlık etme.Ağzı iyi laf yapan,eğlenceli ve iyi dans eden birilerini de bulmak zor bu zamanda.Annem arıyor.
    -Efendim annecim.
    Ben teyzen Melike.Yurttan aradılar.Daha yurda dönmemişsin.Saat gecenin üçü tatlım.
    -Arkadaşlarla eğleniyorduk teyzecim.Zamanın nasıl geçtiğini anlayamamışım.
    -Bir daha haber vermeden akşam yurttan çıkmak yok.Akılımız sen de kalmasın bir de canım.Yurda dönme vakti.
    -Tamam söz veriyorum.Sana beni arattırdığına göre annem çok kızdı.
    -Annenin haberi yok çünkü uyuyor.Bu seferlik söylemeyeceğim.
    -Çok teşekkürler teyzecim.Öptüm seni.İyi geceler.
    -Kalkalım mı?
    -Olur tabi.Seni zor durumda bırakmak istemezdim.Üzügünüm.
    -Önemi yok.Bu birlikte geçirdiğimiz gece , telefonda yediğim azara değdi.
    -Eğlendiysen tekrarlayabiliriz.
    -Bunu sonra konuşalım.Şimdi yurda gitmem gerekiyor.
    Ben odama çıkıp pencereden el sallamayana kadar gitmedi.İlk görüşte aşk diye bir şey bence var.Aşk yanındayken vaktin nasıl geçtiğini anlamamaksa,eli eline değdiğinde irkilip heyecanlanmaksa ve hep onun yanında kalmak istemekse ben aşığım.Kendimi yatağa attım.Boş boş tavana bakıp sırıtmaktan kendimi alamıyordum.Kalbim yerniden çıkacak gibiydi.Yarın yurttaki kızlara da işlerini iyi yapmamalarının hesabını sormalıyım.Benim yokluğumu nasıl farkettirirler.Herneyse umarım rüyamda Kaya’yı görürüm.
    -Alo.
    -Günaydın ben Kaya.
    -Telefon numaranı Alev’den aldım.Bir sorun olmaz diye düşündüm.
    -Tabi ki olmaz.Noldu?
    -Saat 13:00’de kütüphanede buluşalım diyecektim.Ödevimde yardımcı olacaktın.
    -Evet,unutmadım.Saat 13:00’de orada olacağım.
    -Sonra belki bir şeyler yemeğe gideriz.
    -Bu kadar vakit geçirmemiz seni sıkmayacaksa olur.
    -Senden kolay kolay sıkılacağımı zannetmiyorum.Hatta daha da sıklaştırırsak fena olmaz.
    -Acelemiz yok.Şimdilik ödevini araştırmak için buluşalım.Sonrasını sonra düşünürüz.
    -Tamam.Sen nasıl istersen öyle olsun.Kendine iyi bak.
    -Sen de.
    Kendimi frenlemeye çalışıyorum ama başaracağımı pek sanmıyorum.Her dakikam onunla geçsin istiyorum.Belki de ilk kez birine böyle şeyler hissetttiğim için bu kadar istekli ve sabırsızım.Uyanıp hazırlanma vakti.Kuaförüm yarım saaate gelir.Kızlara söyleyeyim de banyoyu hazırlasınlar.Sıcak suyla yapılacak bir duştan başka hiçbir şey beni şu an rahatlatamaz.
    Okula gitmeye hazırdım.Sadece yarım saatim kalmıştı.Taksiyle gidersem yetişebilirdim.Aşağı inip bir taksi çağırdım.Karşımda bir araba içinde de Kaya vardı.
    -Binmeyecek misin?
    -Biz okulda görüşecektik.Arabayla almaya geleceğini söylememiştin.
    -Süprizleri sevdiğini söylemiştin.Arabanın arkasında senin için bir süprizim daha var.
    -Çok güzeller.Harika kokuyorlar.Be ne diyeceğimi bilemiyorum.Gülleri sevdiğimi ne zaman söyledim?Hatırlamıyorum.
    -Gittiğimiz mekanda yan masamızda bir çift vardı.Sevgilisine bir demet gül vermişti.Gülleri görünce bna bakıp çok güzel olduklarını söylemiştin.
    -Güzel olan ne diye sorduğumda geçiştirmiştin.
    -Şimdi hatırladım.Beni şımartıyorsun.
    -Seni böyle mutlu ve şaşkın görmek hoşuma gidiyor.
    -Şımartma sırası bende o zaman.Bugün futbol seçmeleri var.Sen ödevin yüzünden gidemeyecektin.Ödevinin tamamını ben yapacağım.Sen de doğruca futbol seçmelerine katılmaya, gideceksin.Tamam mı?
    -Hayır,olmaz.Seninle vakit geçirmeyi,futbol seçmelerine yeğlerim.
    -Futbolu ne kadar sevdiğini biliyorum.Eski okulunda futbol takımındaymışsın.Kırma beni.Git ve ne kadar iyi oynadığını göster.
    Cümlemi bitirir bitirmez beni kendine doğru çekti ve öptü.Ne diyeceğimi bilemedim.Arabadan inip koşarak kütüphaneye gittim.Elim dudağımda kütüphanenin kapısına yaslandım.O da bana aşıktı.Yoksa neden öpsün dudağımdan?
    -Kapının önünden çekilir misiniz?
    -Tabi,kusura bakmayın hocam.
    Sanki enerji patlaması yaşıyordum.Ödevi bitirmem bir saatimi aldı.Onunla bugün bir daha görüşemezdim.Heyecanımı üstümden atabilmiş değildim.Yurda dönmeye karar verdim.
    -Odamda ne işiniz var?
    -Seni bekliyorduk.Ne yaptığını zannediyorsun sen.Sen Hande gibi kötü karakterli popüler kız değilsin.Kaya’yla okulun içindeyken arabada öpüşmüşsün.
    -Yok öyle bir şey.
    Elimizde fotoğrafların var.
    -Hande’nin tarafında olduğunuzu biliyordum.Lanet olsun.
    -Saçmalama, biz çekmedik.Dedikoducu kızlar çekmiş.Bize satmayı kabul ettiler ama bu sana oldukça pahalıya patladı.
    -Önemi yok.Çok sağolun kızlar.
    -En kısa zamanda ilişkinizi ilan etseniz iyi olacak.
    -Tamam.Bunu ben halledeceğim.
    İyi de bizim bir ilişkimiz yok.O çıkma teklifi edene kadar ortalarda gözükmesek iyi olacak.Okulumu yeterince aksatmıştım gerçi.Toplam bir ay okula gelmemiştim.Hande’yle yaşadığım sorunlar ,ailevi sorunlarım derken okulumu bayağı aksatmıştım.Zaman çok çabuk geçiyordu.Aralık ayının başlarındaydık.Bir hafta daha okula gitmedim.Ders notlarını Alev bana getirdi.Onları gözden geçirdim.Biriken ödevlerimi yaptım.Bol bol moda dergileri okudum.Kendimi her yönden geliştirmeye çalışıyordum.Kimsenin “sonradan görme” demesini istemiyordum.Telefonu hangi akla hizmet titreşime alıyorum, bilmiyorum.Bir gün kalpen gideceğim.
    -Alo.Kimsiniz?
    -Ben Kaya.Kendi numaramdan ararsam açmazsın diye düşündüm.O yüzden arkadaşımdan aradım.Bu arada futbol takımına seçildim.
    -Senin adına sevindim.Ben de ödevini bitirdim.Müsait olduğunda benden alırsın.
    -Şu an müsaitim.sen müsait değilsin ama kaç gündür.Bir türlü görüşemedik.
    -Ama ben şimdi de müsait değilim.
    -Aşağıda seni bekliyorum.Sana bir süprizim var.
    -Yatağa girdim.Uyku modundayım.Hiçbir sebep beni, bu uykulu halimle aşağı indiremez.
    -Seni çok özledim.Bu yetmez mi?
    -Ben de özledim.Geliyorum.
    Birlikte arabaya bindik.Bana sıkıca sarıldı ve artık daha yakın olmak istediğini söyledi.Sanki ben uzak durmak istiyorum.Dedikoducu kızların yaptıklarını ona anlattım.Güldü ve arabayı sürmeye başladı.Arabadayken gözlerimi kapattırdı ve o söyleyene kadar açmamamı söyledi.
    -Nereye gidiyoruz?
    -Biraz daha sabret.Süprizime az kaldı.
    Koluma girip arabadan indirdi ve yürümeye başladık.Sessiz bir yerdi.Asansöre bindik.Odanın içinde gözlerimi açtı.Karşımda bir sürü insan vardı.İlişkimizi ilan etmek için Nişantaşı’nda ki Maçka Oteli’nde küçük bir parti vermişti.Beni yine çok mutlu etmişti.Birlikte dans ettik.Ona günden güne daha çok aşık oluyordum.Yarın okulun dergilerinde sayfa sayfa bizden bahsedilecek.Okulda duymayan kalmayacak.
    Çok yorulmuştum.Sonunda parti bitmişti.
    -Bende yurda gitsem iyi olacak.Bugün beni çok mutlu ettin.Hayatımın erkeği olduğun konusunda tek bir şüphe kalmadı içimde.
    -Gece bizim için yeni başlıyor.Hem bu gece burada kal.
    -Bak olmaz anlıyor musun?Bunun için erken.Hem benim başım dönüyor.İçkiyi fazla kaçırdım galiba.Birden gözüm karardı ve yere düştüm.
    Uyandığımda Kaya’yla yataktaydım.Üstümde hiçbir şey yoktu.Yataktan kalktım ve bağırmaya başladım.Bana bunu nasıl yapardı.Şoka girmiştim.Elime ne geçtiyse fırlatıyordum.Beni sevdiğini zannetmiştim.Bütün o süprizler bunun içinmiş sadece.Nasıl yapardı bunu?Neden ben?
    -Kendine gel.Seni gerçekten sevdiğimimi sandın.Benim bunu ilk yapışım değil.Senin kadar çabuk kananları gerçi bulmak bu zamanda zor ama arada bir hayat bana da gülüyor.Tuzağa düştün.Birkaç gün sonra bunu öğrenmeyen kalmayacak.Yardımcıların benim hakkımda yanlış bilgi vermişler sana.Ben tanıtayım kendimi.Kısacası pisliğin tekiyim diyebiliriz.
    -Nolur yapma.Ne istersen veririm.Fotoğraf ya da video elinde ne varsa bana ver.Lütfen.Okulda rezil olurum.Kimsenin yüzüne bakamam.Yaşadıklarımız hatrına bana bu kötülüğü yapma.
    -Kapa çeneni.Ben bir şey yapmadım.Dedikoducu kızlardan Ece eve nasıl girdi bilmiyorum ama biz yatarken fotoğraflarımızı çekmiş.Sana bıraktığı notta her şey yazıyor.
    Bana İstanbul’dan gitmem için bir hafta vermiş.Yoksa fotoğrafları kendi çıkarttığı dergide ,facete paylaşacağını söylemiş.Koşarak aşağı indim.Taksiye atlayıp yurda döndüm.Elimden yine ağlamaktan başka bir şey gelmiyordu.Kapım çaldı.Kimseyi görmek istemiyordum.
    -Kapıyı aç.Ben Hande.
    Yoksa tüm bunları Hande mi planlamıştı?Kapıyı açtım.Gülerek içeri girdi.Yanında Alev ve Sera da vardı.
    -Sana benimle uğraşmamanı söylemiştim.Çöküşünü zevkle izleyeceğim.Ben daha uzun sürer diyordum ama sen sandığımdan da salak çıktın.İlk olarak Hale ve Sera’ya güvenmekle hata yaptın.Sonra Murat’ı hiç aramayarak ikinci hatayı yaptın.Ona senin telefonundan mesaj attım.İki haftalığına kazanan grupla İngiltere’ye göndereceğimi söyledim.Gerçekten çok sevindi.Seni arayıpplanı bozmaması için de bir sevgili buldum ona.En son olarak senin için parayla tuttuğum bir pisliğe aşık olmakla üçüncü hatanı da yaptın.
    Bütün bu olanlar bir kabus gibiydi.Hızlı yükselişimin tehlikeli olduğunu biliyordum ama bu kadarı da fazlaydı.Onurum ayaklar altına alınmıştı.Sevgilim dediğim adamın pisliğin teki olduğunu öğrenmiştim.En yakınlarımı görmezden gelmeye başlamıştım.Okuldan atılacaktım.Benim için en önemli olanı da fotoğraflarımın internette yayılmasını önleyecek bir şey yapamayışımdı.
    Ece için dedikoduların çok önemli bir yeri vardı.Onun elinden fotoğrafları almak imkansızdı.Bu olay yaratacak bir dedikoduydu onun için.İsteyerek bana vermeyecekti.Hepsi birlikte bana kompl kurmuştu.Herkesi tatmin edecek çıkarlar söz konusuydu.Popüler olduktan sonraki hayatıma o kadar alıştım ki eskiye dönmek çok zor gelecekti.Kaya da gözümü kör etmişti.
    Kişiliğimden farketmeden o kadar çok ödün vermiştim ki bambaşka bir Aslı olmuştum.Hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.Ne yaparsam yapayım olmayacaktı.Hande’yle bir kez daha konuşmak istedim ve evine gitmeye karar verdim.
    -İyi akşamlar.Ben Hande’nin arkadaşıyım.Onunla acil görüşmem gerekiyor.
    -Bir dakika bekleyiniz.Hande Hanım’a haber vereyim.
    -Ne yapıyorsunuz?Dışarı çıkın.Beni, güvenliği çağırmak zorunda bırakmayın.
    -Bırak,girsin.Sen gidebilirsin.
    -Peki efendim.
    -Ne var?Ne istiyorsun?
    -Sana yalvarıyorum.Gerekirse bütün okulun önünde yalvarırım.
    -Sana söylediğim gibi fotoğrafların bende değil.Ece’den alman da imkansız.
    -Bu planı sen kurdun.Ece’yle konuşup halledebilirsin.
    -Ece’nin dedikoduları ne kadar çok sevdiğini bilirisin.Hele de böyle olay yaratacak dedikoduları yaymaktan asla vazgeçmez.Bir daha beni rahatsız etme.Senin yapman gereken okulu bırakmak ve İstanbul’u terk etmek.
    Düşünüyordum.Bir çıkış yolu olmalıydı.Bu okulumu ve İstanbul’u terk etmek olmamalıydı ama.Aklıma olmadık şeyler geliyordu.Kendimden korkmaya başlamıştım.Bu işi halletmem için sadece altı günüm vardı ve ben bu işte tek başımaydım.En yakın arkadaşım İngiltere’de olanlardan habersiz eğleniyordu.Onu bu işin içine sokamazdım.Hiçbir suçu yoktu ve bu yaptıklarımı bilse bana çok kızardı.Hande’nin bir de onunla uğraşmasını istemiyordum.En iyisi uyumaktı.Neler yapacağımı sakin kafayla düşünmeliydim.Belki de bir yolu vardır.
    Ağlayarak uyandım.Çok terlemiştim.Dört gün sonra gördüğüm bu kabus gerçek olacak.Bütün okula rezil olacağım.Geleceğimle ilgili yaptığım tüm planlarım mahvolacak.Annemi üzdüğü için babama kızıyordum.Babamın yaptıkları benim yaptıklarımın yanında devede kulak kalıyordu.
    En iyisi Ece’yle konuşmaktı.Beşiktaş’ta oturduğunu biliyordum ama tam olarak adresini bilmiyordum.Bunu gizli gizli öğrenmeliydim.Her gün gidip arkadaşlarıyla takıldığı Nişantaşı’ndaki Burjuva Bar’ı biliyordum.Oraya gitmeye karar verdim.Takip edersem evini öğrenebilirdim.
    Çok şanslıydım.Mekana gelmişti ve Handeler ile bana kurdukları komplonun başarıya ulaşmasını kutluyorlardı.Sabırla mekandan çıkmasını bekledim.Ocak ayındaydık ve hava çok soğuktu.Her şey çok çabuk değişmişti.Bu cümleyi bu aralar çok kullanıyordum çünkü bu durumun farkına yeni varmıştım.Oturup düşünmek için çok geçti.
    Etraf pek tekin değildi.Saat gecenin üçüydü.Korkmuyor değildim ama bu işi bugün bitmeliydi.Ece sonunda mekandan çıktı.
    Arkadaşları taksiye binmesine yardımcı oluyorlardı.Çok içmişti.Fotoğrafları almam kolaylaşmıştı.Ben de bir taksiye bindim ve tyakip etmeye başladım.
    Yerinde duracak hali yoktu.Güle güle kapıyı açtı ve binanı içine girdi.Koşarak kapıyı yakaladım ve ben de içeri girdim.Birinci katta oturuyordu.Tam arkasında duruyordum.Kapıyı açar açmaz onu ittim ve içeri girdim.Onu salona kadar taşıdım.
    -Fotoğrafları çabuk bana ver.
    -Ne fotoğraflarından bahsediyorsun sen?Evimden defol!Yoksa polis çağırırım.
    -Elini kadıracak halin yok senin.
    Korkmuştu.Odayı darmağın ettim.Bakmadığım yer kalmadı.Banyoya bile baktım.Yoktu işte.Fotoğrafları bulamıyordum.Çok sinirlenmiştim.Elim,ayağım titriyordu.
    -Seni mahvedeceğim.Fotoğrafların tıklanma rekoru kıracak.
    -Sus!
    -Her şeyin bir bedeli vardır.Ödeme vakti tatlım.
    Heceleyerek konuşuyordu.Kahkahalar atarak koltukta dönüp duruyordu.Dayanamıyordum.Dil döküyordum ama anlamıyordu.Ağlamaya başlamıştım.Bana bakıp sadece gülüyordu artık.Ne desem fayda etmiyordu.O güldükçe daha da sinirleniyordum.Rezil olacaktım.Yaptığım tek bir hata yüzünden hayatım mahvolacaktı.Buna izin veremezdim.
    Ses çıkaracak bir şeyler bulmaya çalıştım.Aklıma televizyonu açmak geldi.Sesi sonuna kadar açtım ve birden boğazına sarıldım.Çırpınışları boşunaydı.Büyük bir soğukkanlılıkla gözümü kapatıp öldürene kadar boğdum.Kimsenin daha fazla ses duymaması için televizyonu kapattım.Arkamı döndüğümde Ece’nin cansız bedeni tam karşımdaydı ve gözleri bana bakıyordu.Buna dayanamayıp bir an önce evden çıkmak istedim.Tam kapıdan çıkarken bir ses duydum.Döndüğümde masanın üzerindeki telefon gözüme çarptı.Telefonu elime aldığımda birden çığlık sesleri yükseldi.
    -Yanlış bir şey yapma!
    -Kimsin sen?
    -Ben Hande.Kimse senin Kaya’yla fotoğraflarını falan çekmedi.Okuldan gitmen için düzenlenen bir oyundu bu.
    -Ne?
    -Ece’ye ver telefonu.Çabuk!
    Şaşkınlıktan elimdeki telefonu düşürdüm.Ne yapacağımı bilmez bir halde kendimi dışarı attım.Ayakta duracak halim yoktu.Bir yer bulup oturdum ve düşündüm.Ben nasıl yapmıştım bunu.Kendi çıkarlarım için nasıl oldu da birinin hayatına son verebildim.Öfkeme yenik düşmüştüm.
    Çok kötü bir haldeydim ve aklıma gelen tek şey annemi aramak olmuştu.Bana yardım edebilecek ve beni anlayabilecek tek kişi oydu.
    -Anne.
    -Ben teyzen canım.Bende seninle konuşmak istiyordum ne zamandır ama bir türlü arayamadım.
    Birden ağlamaya başladı.Neler olduğunu soruyordum ama cevap veremiyordu.Bir yerlere oturmamı ve sakinleşmemi söyledi.Bunu söylemenin çok zor olduğunu söyleyip duruyordu.Eğer söylemezse İzmir’e geleceğimi söyledim ve sonunda konuştu.Annem,babamın yaptıklarına daha fazla dayanamamış ve intihar etmiş.Annemi bulduklarında her şey için çok geçmiş.Ölmüş.Annem ölmüş.
    Yaşamak için bir sebebim kalmamıştı.Beklemeye gerek yoktu.Hep anneme benzediğimi söylerlerdi.Bundan gurur duyardım.Onları bir kez daha haklı çıkarmak için çöp tenekelerinin yanına oturdum.Kırık bir cam bulup bileklerimi kestim.Tıpkı annem gibi.
    Geleceğim olan okulumu kaybettim.Hayatımın aşkı olduğunu düşündüğüm adamı kaybetmiştim.Birini öldürerek benliğimi kaybettim.Yaşama sebebim olan annemi kaybettim.Kayıplarım daha sayamayacağım kadar çoktu.Kısa sürede çok şeye sahip olmanın bedeliydi tüm bu olanlar.Sabırsızlğım ve elde ettiğim gücü bilinçsiz şekilde kullanmam hayatımın sonunu kendi ellerimle hazırlamama neden oldu.
    Aynı Balzac’ın dediği gibi “Her güç sabır ile zaman birleştirilerek sağlanır.”






      Forum Saati Cuma Ocak 18, 2019 6:07 pm