Giresun Üniversitesi Türkçe Topluluğu

Türkiye'den erişim engeli nedeniyle yeni adresimiz: turkcetoplulugu.weebly.com

Nar Ağacı
Nazan Bekiroğlu
(%25 İndirimle)
Beyaz Türkler K.
Alev Alatlı
(%25 İndirimle)
turkcetoplulugu.weebly.com Topluluğumuzun yeni adresi
Kendini Açma
B. Çetinkaya

    CEVİZ SANDIKLAR VE PARA KASALARI

    Paylaş

    çimen çatman 0801030063

    Mesaj Sayısı : 1
    Kayıt tarihi : 11/06/10

    CEVİZ SANDIKLAR VE PARA KASALARI

    Mesaj  çimen çatman 0801030063 Bir Cuma Haz. 11, 2010 2:52 pm

    Çimen ÇATMAN NO:0801030063 Sınıf: fen 2-B (gündüz)


    Kitabın adı : Ceviz Sandıklar ve Para Kasaları

    Yazarı : Ali Ayçil

    Yayınevi: Timaş Yayınları , 2007
    Merkezi İstanbul’dadır. Belli bir legal ya da illegal kuruluşa mensup değildir.
    İrtibat: Alay Köşkü Cad. No:11 Cağaloğlu/İstanbul
    Telefon: (0212)511 2424
    Faks: (0212)512 4040

    Yazar, 1969 yılında Erzincan’da doğdu. ****** Üniversitesi
    KKEF ‘‘Tarih’’ bölümünü bittirdi. Şiirleri: Dergah, poetik yazıları Hece-Edebiyat Dergisi, hikayeleri Hece Öyküde yayınlandı. Halen Mostar dergisinin editörlüğünü yapmakta.

    Kitapları: Arasta’nın Son Çırağı’’(1999), ‘‘Naz Bitti’’(2001) ‘‘Ceviz Sandıklar ve Para Kasaları ’’,‘‘ Sur Kenti Hikayeleri ’’(2007).
    Kitap deneme türündedir, 140 sayfadır. Birbirinden farklı kısa 32 denemeden oluşmuş saman kağıda basılmıştır. 1. Baskısı 2002(Şule Yayınları) , 2. baskısı olarak 2007 Mayıs ayında yayımlandı. Kitap belirli ücret karşılığı satılmaktadır.

    İçerik: Kitap deneme türünde yazılmıştır.Yazar ekonomik politik alanlardan etkilenmiştir.okuyanları düşünmeye, sorgulamaya yöneltiyor. Eğitici yayınların varlığını kanıtlıyor bize. Deneme türü yazılmasına rağmen her denemenin sonunu bir roman okuyormuşçasına merakla, heyecanla bekliyorsunuz. Bu da kitabın sade ve akıcı bir dille yazılmasından kaynaklanıyor.
    Değerlendirme:
    Ali ayçil’de beni kendisine bu kadar hayran bırakan şey, yazdıklarında bire bir kendimi bulmam. Sanki benim ruh halimi çözümlüyor ve o kadar yalın bir dille, o kadar kesin ifadelerle anlatıyor ve o kadar güzel açıklıyor ki, bir süre sonra, “yuh nereden biliyor bu adam tüm bunları” tepkisini vermek zorunda hissediyoruz kendimizi. Ve denemelerinde genel olarak, bir tarz tutturuyor, ya çok kesin bir cümle ile başlayıp onu açıklıyor ya da her paragrafa aynı tarzla başlayıp sonunda mükemmel bir sonuca bağlıyor. Bir de öyle sıradan bir yaşamı ama öyle yüzyıllık bir hüznü var ki sormayın gitsin! Mesela kitabı açar açmaz, ilk paragrafın ilk satırının altını çizmişim, şöyle diyormuş:
    “Sanıldığı gibi, insanı yıkan çektiği acılar değildir. İnsan, çektiklerini paylaşamadığı için, kendi acısıyla söyleşmeye başladığında yıkılır.”
    Kitaptan Bazı Bölüm özetleri:
    AN’LAR
    Çevremize bir bakalım;Kimisi telaşlı kimisi mutlu,kimisi sabahtan akşama kadar çalışıp gelmiş, yüzünde yorgunluğun izi.Coşkulu sokaklar, bir taraftan coşkulu insanlar ve o an yoldan geçen bir cenaze arabası.
    Niçin kusurlu insanlara takılıyor gözümüz?Oysa kim kusurlu olan insanlardan daha iyi tanımlayabilir ki günlerin insanda bıraktığı izi.

    UZAK

    Bu bölümde uzağın yazardaki kavrayışı onu algılayışı ve aslında uzağın bilinemediği anlatılıyor. Yazara göre gidebileceğin yere kadar gidersin ama orası uzak değildir.Örneğin padişahlar kızıl elmaya varmak için sefere çıktıklarında gittikleri son yer kızıl elma değildir kızıl elma hala vardır ama; aslında öyle bir yer yoktur uzak gibi.

    ÇANTA

    Yazar kendini çocukluğundaki okul çantasına benzetiyor. Çanta valiz büyüklüğünde ve içinde kitaptan başka bir sürü gereksiz şeyler var. Yazar da tıpkı o çanta gibi kendisine de fazlalıkları boşuna doldurduğunu düşünüyor ve giderek ağırlaşıyor hayatı tıpkı o çanta gibi.

    DAĞLARIN ŞEHRE VURAN GÖLGESİ
    Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ‘‘Beş Şehir’’adlı kitabını eleştiriyor. Beş Şehri övüyor kitabında. İnsanlar; İstanbul, Konya, Bursa, Ankara ve Erzurum’a daha başka bir gözle bakacak. Erzincan’ın da çok güzel bir şehir olduğunu anlatıyor. İnsan sevdiğinin tarafsız bir tarifini yapamaz.Yaşadığı onca anıyı anlatıyor.Erzincan’da ki Munzur dağının ihtişamından bahsediyor…


    BÜTÜN KARDAN ADAMLAR ERİR
    İnsanlar ‘‘kardan adama’’ benzerler. Zorluklara karşı direncimizi kaybediyoruz hemen eriyoruz. Kar bir insanın yapamadığını yapıyor; bir şehri felç edebiliyor. Kimisi işe geç kalıyor, kimisi sıcacık bir evi ve ailesi olduğunu hatırlıyor.İnsanlar zorluklara karşı kırılgandırlar.Kardan adam gibi çabucak eriyiveriyorlar.

    O VAKİT KOPUYOR İP…
    Bugüne kadar terminalde hiç uğurlanmamış arkadaşların giderken o bakışları, bugüne kadar hiç çocuğu olmamış, gözleri parktaki çocukların salıncakta sallanmayı bekleyen çocuklara babanın bakışları, banklarda oturan ve sürekli sevdiğini bekleyen aşıkların bakışları işte o vakit kopuyor ip… Yazar geçmişi film şeridi gibi akıp geçiyor gözünden,uzak bir gezegene bakar gibi işte o vakit kopuyor ip…

    UZUN SAMSUN İÇENLER AŞİRETİ
    Yazar ‘‘göz gördü gönül sevdi’’cümlesini eleştiriyor. Gözün gördüğünü gönül sevebilir ama uyuşması lazım.Örneğin burçların uyuşması,ortak bir noktalarının olması(aynı tür müzik dinlemek)gibi.Ne kadar da eleştirse ülkemizin en içli aşiretini ‘‘uzun samsun içenler oluşturuyor.Tiryaki bir baba çocuklarının okullarda en arka sıralarda oturduklarını ve oraları yurt edindiklerini anlatıyor.Olası işgallere karşı savunmalara başvuruyorlar.
    Samsundaki sigara fabrikasının başına gelebilecek en büyük facia yabancı sermayelerin istilasına kurban gitmesidir.
    Babaları tiryaki olabilirler ama ailelerine karşı saygılıdırlar; tiryakinin son sigarasının alınmayacağını bilirler.

    YOLA KURBAN EDİLMİŞ BAYRAMLAR
    Otobüs ve kamyon şoförleri gibi uzun yolculuk yapan insanlar; her baba gibi özel günlerde aileleriyle beraber olmanın özlemi içinde olurlar.O uzun yol onları yorar, bayram gibi özel günlerini, aileleriyle geçirmeleri akıllarından çıkmaz.
    O insanlar başkalarının mutluluğu altında kar parçaları gibi eriyeceklerine, mutsuz olmayı tercih ederler.
    Zamanla öğrenirler, mutsuzlukla hiçbir şeyin düzeltilemeyeceğini; ancak mutlulukla çözüleceğini anlarlar.
    HERŞEY TAMAM BİR ŞEY EKSİK
    Çevremize bakıyoruz ama bir şeylerin eksikliğini aklımızdan çıkaramıyoruz.Beynimizin derinliklerine iniyoruz fakat onca bilgi depolayan beynimizde de bulamıyoruz.Aşk ta arıyoruz,Annemizin yüzündeki çizgilere bakarak geçmişe yolculuk yapıyoruz ama hala bir şeyler eksik diyoruz.Bir şeyler eksik.Hiç sormadığımız ağırlaşmış o soru:Acaba Eksik olan biz miyiz?
    BU SENİN SON ŞANSIN
    Güçlü olan insanlar,kendilerinden küçük ve güçsüz olanlara şu cümleyi çok kullanırlar:’’Bu senin senin son şansın’’Bu yanlıştır çünkü;o konuda yeteneği varsa bile tedirgin olur yapamaz.Bu cümleyi devlet adamları hiç çekinmeden kullanırlar.Bir öğretmen öğrencilerine soru sorar ve ‘‘Bu senin son şansın’’derse o öğrenci hata yapar ve bu hatayı devam ettirir.
    Çocuk;her düşüşünün ardından kalkmayı,kalkışının ardından da düşmemeyi öğrenir.

      Forum Saati Ptsi Eyl. 24, 2018 1:46 am