Giresun Üniversitesi Türkçe Topluluğu

Türkiye'den erişim engeli nedeniyle yeni adresimiz: turkcetoplulugu.weebly.com

Nar Ağacı
Nazan Bekiroğlu
(%25 İndirimle)
Beyaz Türkler K.
Alev Alatlı
(%25 İndirimle)
turkcetoplulugu.weebly.com Topluluğumuzun yeni adresi
Kendini Açma
B. Çetinkaya

    FARKLI BİRİ -MUHARREM ÇAMUR

    Paylaş

    01001110005

    Mesaj Sayısı : 2
    Kayıt tarihi : 12/10/10

    FARKLI BİRİ -MUHARREM ÇAMUR

    Mesaj  01001110005 Bir C.tesi Ara. 18, 2010 4:22 pm

    İnsan hayatının en zor yıllarından biri belki de dönüm noktası olabilecek bir yıl gelmişti.Bu yıl Kaan için ayrı bir önem taşıyordu.Mart ayının ortasında yükseköğretime geçiş sınavı bunu atlatırsa haziran sonunda ard arda iki hafta lisans yerleştirme sınavına girecekti.Türkiye şartlarında üniversite okumadan yüksek standartlı bir işin çok zor olduğu düşünüldüğünde bu yıl Kaan ve yaklaşık bir milyon beş yüz bin öğrenci için iki kat daha fazla anlam taşıyordu.Genellikle öğrenciler lisenin ilk üç yılını pek önemsemeyip günü birlik ders çalışmazlar.Bu yüzden o üç senenin hızlı bir tekrarının yapılacağı bir yer yani dershaneler öğrencilerin son yılında ayrı bir önem kazanıyordu.Kaan sınavın ciddiyetini bir pazar günü sabahı babasıyla konuşurken daha iyi anlamıştı.
    Kaan’ın babası Cemal Bey; kısa boyuyla,zeytin gözleriyle,klasik Türk erkeklerini andıracak şekilde göbeğiyle,kızdı mı yanındakilere ateş saçan ama normalde insanda güven uyandırabilecek bakışları ve seyrelmiş saçlarıyla göze çarpıyordu.Her zamandakinden farklı ses tonuyla Kaan’a seslendi:

    -Günaydın beyefendi bari bu Pazar erken kalk da seni hangi dershaneye yazdıracağımızı konuşalım.

    Kaan’ın babası Cemal Bey pazarcılıkla uğraşıyordu.Pazar günü pazarı açmıyordu.Kaan babasına okul olmadığı günlerde bazen de okuldan sonra yardım ediyor Pazar günleri ise öğlene kadar uyuyordu.Kaan babasının bu lafıyla yataktan fırladı hayallerinin gerçekleştirilmesi için araç olarak kullanacağı dershaneyi babasıyla birlikte seçecekti.Kaan babasına bir_iki dershane söyledikten sonra beraberce çıktılar.

    Aslında Kaan babasının pazarcı olmasından ve bu aralar işlerinin iyi gitmemesinden dolayı bu sene dershaneyi gitmeyi pek düşünmüyordu;ama babası dershanenin önemini ve Kaan’ın aile içindeki yerini Kaan’a anlatınca Kaan da dershaneye yazılmanın iyi bir fikir olduğunu düşünmeye başladı.Zaten Kaan’ın babası için önemli için önemli olan üç kişi vardı:Kaan eşi Hatice ve kızı Beste.Onlar için yorulmuş bedenine rağmen hala giysi pazarlamacılığı yapıyordu.Eşi Hatice Hanım hemen hemen her gün Cemal Bey’ in yanında ona yardım ediyordu.Kaan akşamları babasının getirdiği giysileri kapının önünden alıp otuz beş merdiven çıkarak evlerine götürüyordu.Kaan kısa boylu, esmer tenli, yüzünde hafif çilleri olan,saçları pürüzsüz bir zemini andırırcasına düz,kolları babasına yadım emekten yıpranmış ama bir o kadarda güçlüydü.

    Kaan ile babası Cemal Bey Kızılay’da bir_iki dershane baktılar ve memnun olmadılar.İkisinin de memnun olmamasının asıl nedeni dershanelerin kötülüğünden değil Kızılay’ın çevresinden dolayıydı.Kızılay Ankara’nın en çok gezilen ve gezilebilecek yeri olan semtiydi .Kızılay’da öğrencileri caydırabilecek çok şey vardı.Aslında Kaan bu konuda tecrübeliydi.Sekizinci sınıfta Kızılay’da bir dershaneye yazılmış ama oraya adeta ders için değil gezmek için gidiyordu.

    Kızılay’da tüm ince ayrıntısına kadara donatılmış kafeler,giysi dükkanları,sinema salanları,eğlence yerleri öğrencilerin kafasını çelmek için birebirdi.Ayrıca Kızılay yol olarak çok Kaan’ın oturduğu eve uzak kalıyordu.Cemal Bey bu yoğun çalışma ortamında oğlunun bir de yolda yorulmasını istemiyordu.Kaan ve babası Kızılay’da dershane bakmaktan vazgeçip yakın çevrede-Keçiören’de- dershane bakındılar ve sonunda hem eğitim açısından hem de yakınlığı açısından iyi bir dershane bulduklarını düşünüp Kaan’ı Özel Süreç Dershanesi’ne yazdırdılar.Süreç Dershanesi görünüş olarak sade bir dershaneyi andırıyordu.Birinci katta kütüphane müdür ve müdür yardımcılarını odaları vardı.Diğer katlar ise sınıflar ve öğretmenler odasından kuruluydu.

    Kaan’ı artık çalışma açısından yoğun günler bekliyordu.Kaan aklından planlar yapıyordu.Sabah erken kalkıp okula gidecek, oradan dershaneye gidip akşama kadar ders çalışacak ve dershanede derse girecekti sonra da eve gidip orada çalışacaktı.Haftada bir futbol maçı yapmayı;televizyon seyretmeyi, internete girmeyi de aklından geçirmiyor değildi; ama bu yoğunlukta bunlara nasıl fırsat bulacağını bilemiyordu ayrıca babasına da yardım etmesi gerektiğini düşünüyordu.

    Cemal Bey’e Hatice Hanım yardım ediyordu.Kaan’ın gözünün akada kalmasına gerek yoktu. Hatice Hanım siyah ve uzun saçlı,orta boylu ,ela gözlü, elleri köy kadınlarının ellerini gibi yıpranmış, çocukları ve eşi için canını verebilecek biriydi.Hatice Hanım Her zaman Cemal Bey’in yanındaydı.Hatice Hanım Cemal Bey’e yardıma gittiğinde evdeki yemekleri Beste yapıyordu.

    Küçüklüğünde herkesin ilgi odağı olan Beste annesi ve abisine oranla biraz daha şişmandı.Kısa boyu da buna etkendi.Yanakları bütün elmaları kıskandırırcasına kırmızıydı.Uzun saçlarını çok seven Beste annesine benziyordu.Beste orta sona gidiyordu.Abisi gibi olmasa da oda zor bir yıl geçirecekti.İyi bir liseye girmek için çalışacaktı.

    Cemal Bey Çocuklarının okumasını çok istiyordu.Kendisi okuyamamıştı; ama çocuklarını okutacaktı bunda kararlıydı onun için Beste’yi de dershaneye yazdırdı.Kendisini ekonomik açıdan zor günler bekliyordu; ama çocuklarına güveniyordu. Onlar da babalarının yüzünü kara çıkartmayacaktı Cemal Bey öyle düşünüyordu.Cemal Bey’in bedeninin yorgun olması umurunda değildi.

    Beste ve Kaan birbiriyle çok kavga ederdi; ama ne kadar kavga ederse etsinler sonunda barışırlardı çünkü ikisi de birbirini çok seviyorlardı.Okulda da sakin bir öğrenci olan Beste’nin en büyük eğlencesi televizyondaki dizileri izlemekti.Tekrarını bile ilk defa izliyormuşçasına heyecanlı izlerdi.Abisinin spor tutkusu ile bazı kanalları izlemesi Beste’yi sıkıntıya düşürür genellikle bu yüzden kavga ederlerdi.Kaan’ın odasına televizyon ve bilgisayar alındığında bu kavga da biraz durdu.

    Kaan’ın dershanesi yarın başlıyordu. Kaan heyecanlıydı.Zorlu bir çalışma dönemine psikolojik olarak hazırdı.Cemal Bey Kaan’ın kendisine yardım etmesini artık istemiyordu.Kaan da babasının bu isteğini gönülsüzce de olsa kabul etmişti. Kaan babasına yardım etmeye artık gitmeyecekti.Kaan kendisi için zor bir yıl olacağını tahmin ederek kendisine bazı kurallar koyuyordu.Odasından televizyon ve bilgisayarı kaldırma kararı aldı. Kaan odadaki zamanının çoğunu çalışma masası , yatağı ve kitapları arasında geçirecekti.

    Kaan dershanede çok iyi arkadaşlıklar kurmak istemiyordu.Çünkü arkadaş demek sohbet demekti, sohbet de vakit kaybı demekti . Kaan bunlara boşuna zaman ayırmak istemiyordu.Bunu yapmakta fazla zorlanmayacaktı Kaan.Çabuk iletişim kuran biri değildi.Küçükken babası kalp krizi geçirmişti.Ölümü ilk o zaman aklına getiren Kaan babasının hastanedeki halinden çok etkilenmişti.Uzun süre kimseyle konuşmayıp sadece ağlamıştı hatta babası ölürse hayattan zevk alamayacağını bile düşünmüştü.Babası iyileşme başlayınca yavaş yavaş bu ruh halinden çıkan Kaan hala bunun etkisinden kurtulmuş değildi.Belki de bu yüzden ilişkilerde aktif olmayı değil pasif olmayı tercih ediyordu.Kaan liseye başladığı ilk on gün kimseyle konuşmamıştı aslında bu durumdan kendi de hoşnut değildi.Ona göre ilk izlenim çok önemliydi .Kendisini sessiz biri olarak tanıtan bir insan daha sonra bunun tersi yönde hareket etse bile bu etrafındakiler tarafından anlaşılmayacak o kişi yine sessiz biri olarak tanınacaktı.Kaan bir yandan buna üzülürken diğer yandan da seviniyordu.Sevinmesinin nedeni:Kimseyle sıkı arkadaşlıklar kurmadığı için derslerine yoğunlaşacak kimseyle ilgilenmeyecekti.Böylece hedeflerinden birine ulaşacaktı.Kaan’ın iki ayrı hedefi vardı.Ya astsubay olacaktı ya da tarihçi olacaktı.Babası Kaan’ı tarih okumasnı istiyor ama Kaan’ın daha çok astsubaylığı istediğini bildiği için bunu fazla belli etmiyordu.

    Kaan’ın sadece iki tane çok yakın arkadaşı vardı.Onlar da Kaan’ı çok seviyordu. Onlar Kaan için her şeyi yapabilecek iki tane canı gönülden arkadaştı.Kaan’ın bu arkadaşları Ahmet ve Fırat’tı.Ahmet ve Fırat Kaan ile aynı apartmanda oturuyordu.Küçüklükten beri üçünün arasında su sızmıyordu.Beraber oyun oynuyorlar,birbirlerine gidiyorlar,beraberce vakit geçiriyorlardı.Üçü de birbiriyle vakit geçirmekten son derece mutluydu.Fırat Kaan’ın babası kalp krizi geçirmeden kısa bir süre önce taşınmıştı.Fırat’ın gittiği gün çok üzülen Ahmet ve Kaan Fırat’ın gitmemesi için her yolu denemiş ama Fırat’ın ailesini İkna edememişti.Fırat ile Kaan ve Ahmet eskisi kadar görüşme fırsatı bulamasalar da hala birbirlerini çok seviyorlardı.Ahmet, Fırat ve Kaan’dan bir yaş küçüktü ve Kaan ile hiçbir zaman aynı okula gidememişti. Bir şekilde aksilik oluyor, farklı okullara gidiyorlardı; ama hafta sonları Kaan babasının yanına gitmediği zaman beraber vakit geçiriyorlardı.Ahmet, Kaan’a göre daha uzun boylu ve daha uzun saçlıydı.Kolları Kaan’ınkine oranla daha zayıftı.Saçları siyaha yakın gözleri maviydi.Matematik yönü çok kuvvetli olan Ahmet Kaan ile on bir yıldır tanışıyordu.İlk tanıştıklarında birbirlerine sinir olan Kaan İle Ahmet daha sonra kardeş gibi yakın oldular.

    Kaan bugün dershaneye başladı.Her zamanki gibi sessiz ve sade bir başlangıç… Kaan çalışkan bir sınıfa düşmüştü. Sınıfın . ilginç olan yanı ise on sekiz kişilik sınıfta Kaan ile birlikte sadece iki erkeğin olmasıydı.Bu Kaan’ın alışık olduğu bir durum değildi.Kaan’ın yanında Emin isminde kıvırcık saçlı,uzun boylu,ilk bakışta heybetli görünen biri vardı;ama sonraları Emin’in Kaan’dan daha sessiz olduğu ortaya çıktı.Kaan’ım daha önceki ilköğretim ve lise sınıflarında erkek ve kız sayısı dengedeydi.Kaan genellikle sessiz ve kendi başına takılırdı bazen iki_üç erkekle konuşurdu. Kızlarla ise zor durumda kalmadıkça konuşmazdı. Şimdi ise sınıfındaki erkek kendinden sessiz, kızlar ise erkelerin sekiz katıydı.Kaan ilk gün ortamı biraz garipsediyse de diğer başlangıçlara oranla daha iyi bir başlangıç yaptı.Kaan sınıfında ilk kısa boylu, siyah gözlü,tombul yanaklı,gülünce dişlerindeki telleri ortaya çıkan biriyle tanıştı.Tanıştığı kişinin adı Ezgiydi.Ezgi’yi çok güzel bir kız olarak algılayan Kaan’a göre Ezgi’nin tek sorunu dişlerindeki telleriydi.Hocaları ve arkadaşlarını tanımakla geçen ilk sonunda babasıyla birlikte değerlendirme yaparken babasına bir şey söyleme ihtiyacı hissetti.

    -Baba yüzünü asla kara çıkarmayacağım.
    Babası Kaan’a dönerek:

    -Biliyorum.Sen benim yüzümü şu ana kadar kara çıkarmadın bundan sonra da çıkarmayacaksın.Sana güveniyorum

    Günler geçiyor.Kaan hem dershanesindeki hocalarına hem de sınıfındakilere alışıyor derslerini dikkatli takip ediyordu.Sınıftaki kızlardan; Ezgi,Arzu,Selin,Hülya ve İpek ile arası iyiydi; ama Gizem’e karşı adeta nefret besliyordu.Gizem hocaların sözünü kesiyor,her şeyi biliyorum havasına giriyordu.Sınıftakilere üstten bakıyordu.Kaan böyle kişileri hayatı boyunca sevmemiş ve böyle kişilerden uzak durmuştu.Kaan mütevazi kişileri daha çok seviyordu.Gizem’in Bu tavırlarını bu sınıfa gelmeden önce de sınıftaki bir arkadaşı vasıtası ile öğrenen Kaan Gizemle aynı sınıfa düştüğü için çok üzülmüştü.Kaan Gizem’i; kibirli,küstah,bencil biri olarak görüyordu.Gizemle Kaan bir keresinde -Kaan’ın Gizem’den uzak durmasına rağmen- bir tartışma içerisine girmişlerdi ve hocalar sorumlu olarak Kaan’ı görmüşlerdi,Kaan bu duruma pek alışık değildi.Kaan hiç kimseyi üzmemeye çalıştığı için daha önce böyle bir olayın baş sorumlusu olarak ilan edilmemişti.Kaan dershaneden uyarı aldı.Okulda nerdeyse müdürün yerini bilmeyen Kaan dershanede boştan yere uyarı almıştı.

    Okullar açılıyordu;artık Kaan’ı sadece dershane meşgul etmeyecek okul da bunun yanına eklenecekti.Kaan’ı artık daha yoğun günler bekliyordu.Kaan en başta kafasında planladığı durumu uygulamaya karar verdi.Okuldan sonra eve gidip dinlenmek yerine dershaneye gidip ders çalışacaktı sonra dershanedeki derslerine girecek ve evin yolunu tutacaktı.Evde de boş durmayacaktı, evdeki kısa bir molanın ardından yine ders çalışacaktı.Daha önce böyle bir yoğun çalışma ortamında hiç bulunmamıştı.Kaan daha önceleri bir derse ancak yazılıdan önceki gün bakar ve yüksek not almaya çalışırdı; ancak bu sene farklıydı.Hayalini kurduğu astsubaylık ya da tarih bölümünden birini kazanacaktı.Kaan’ın kendisinde gördüğü en büyük özelliği kafasına koyduğu şeyi yapmasıydı.Bu sınavı sadece kendisi için değil ailesi özellikle de babasına rahat bir hayat yaşatmak için de kazanmalıydı bu onu iki kat daha hırslandırıyordu.

    Okulların açıldığı gün Kaan da heyecan yoktu, oysa liseye başladığı ilk gün o kadar heyecanlıydı ki nerdeyse yerinde duramıyordu. Onu okulda onu heyecanlandıran bir şeyin olmadığın düşünüyordu, haksız da sayılmazdı.Arkadaşları çok azdı Kaan'ın kimseyle çok yakın arkadaşlığı olmadığı için kimse yokluğunu hissetmiyordu.Kaan okulun ilk günü sadece birkaç arkadaşıyla selamlaşıp klasikleşmiş yerine yani en ön sıraya oturdu.Kafasındaki plana göre okulda boş boş laklak edip vakit geçiremeyecek boş vakitlerini ders çalışarak değerlendirecekti, zaten sınıftakilerin bunu garipseyeceklerini de düşünmüyordu; çünkü sınıftakiler Kaan'ı sürekli ders çalışan biri olarak tanıyordu hatta onlara göre sınıfta en çok çalışan kişi Kaan’dı.Kaan sınıfta genelde en yüksek notları alıyordu bu yüzden sınıftakilerin Kaan'ı sınıfta en çok çalışan kişi olarak tanıması doğaldı;ancak Kaan çok ders çalışan biri değildi.Sadece sınavdan önceki gün çok çalışıyordu onun dışında kitabın yüzünü pek açmıyordu.Kaan'a göre sınıfta çok çalışan biri olarak tanınmasının tek sebebi yüksek not alması değildi.Diğer bir nedense sınıfta çok sessiz olmasıydı herkeste çalışkan olan sessiz olur diye bir ön yargı vardı Kaan böyle düşünüyordu hoş Kaan bu ön yargıyı değiştirmek için de bir çaba harcamıyordu.

    Kaan okuldaki boş vakitlerini ders çalışarak geçirdikten sonra kısa bir yemek molası veriyor ve dershaneye gidip ders çalışıyordu.İlk günlerde dershane öğrencilerinden kimse o saatlerde dershaneye gelmiyor genelde herkes evinde ders çalışmayı tercih ediyordu,sonraları ise Kaan'dan önce dershaneye gelen sarışın mavi gözlü orta boylu giyiniş tarzı erkekleri andıran biri vardı.O Gizemden başkası değildi.Gizem kıskanç biriydi okuldan sonra Kaan'ın ders çalışmaya geldiğin öğrenince o da dershaneye gelip ders çalışmaya başlamıştı.Gizemle Kaan arada göz göze geliyorlar ikisi de birbirlerini sevmediklerini bakışlarıyla gösteriyorlardı.

    Gizem okulundaki sınıfında da kıskanç biri olarak biliniyordu.Giyiniş tarzı erkeklere benzediği için sınıfta Gizem'e erkek Fatma lakabını takmışlardı bunda Gizem'in hiç etek giymemesi okula sürekli pantolon giyerek gelmesi de etkendi.Sınıftakiler daha sonra bu lakaptan Gizem okuldan biriyle sevgili olunca vazgeçtiler.Gizem'in babası Hakan Bey esmer tenli , orta boylu, hafif göbekli biriydi. Hakan Bey, çok yutucu biriydi. Kızı Gizem'in dershaneden geç gelmesini hoş karşılamaz, arkadaşlarıyla birlikte dışarıda gezmesini istemezdi.Genellikle ev işleriyle uğraşan dıştan bakıldığında çelimsiz biri olarak görünen annesi Naciye Hanım da Hakan Bey'den -tutuculuk konusunda- farksız sayılmazdı. Bu yüzden Gizem eğer arkadaşlarıyla dışarıda vakit geçirecek olursa ya da sevgilisiyle buluşacak olursa ya ailesinin tanıdığı bir arkadaşına oturmaya gideceğini ya da dershaneden ek ders konulduğunu söyleyerek izin alıyordu.

    Gizem aslında ailesinin bu tutucu davranışın sebeplerini biliyordu.Gizem'in iki ablası Selin ve Sinem Hakan Bey ve Naciye Hanım'a çok çektirmişti.Gizem'in büyük ablası Selin'in sevgilisi bir ara her gece içkili halde evlerinin kapılarına dayanıyordu.Gizem'in babası Hakan Bey her defasında aşağı inmeye yelteniyor ama bir şekilde Naciye Hanım ve Selin Hakan Bey'i vazgeçiriyordu.Babası bir gün dayanamayıp aşağıya indi ve çok Selin'in sevgilisiyle çok büyük kavga etti polisler Hakan Bey'in sinirini zor yatıştırdı.O günden sonra sevgilisiyle görüşmesi yasaklanan Selin'e hemen bir kısmet bulundu ve Selin evlendi.Hakan Bey ve Naciye Hanım bir dertten kurtulduklarını düşünüp rahatladıkları bir anda bu sefer Sinemle sarsıldılar.Sinem'i eroin kullanırken yakaladılar.Hakan Bey Sinem'i Naciye Hanım ve Gizem'in tüm yakarışlarına rağmen evden kovdu.Naciye Hanım Gizem ve Sinem o günden sonra ancak bir defa görüşebildi.Kızı Sinem'i çok seven Naciye Hanım ne zaman bir telefon çalsa kazının aradığın düşünüp heyecanla telefona bakar sonra başka birinin aradığın öğrenince elinden şekeri alınmış çocuk gibi hüzünlenirdi.Hakan Bey bu yaşadığı olaylardan dolayı Gizem'in hayatına daha dikkat edip daha fazla kuralcı bir anlayışa yöneldi.

    Kaan akşamları eve geldiğinde çok yorulduğu gözlerinden anlaşılıyordu.Babasına:
    'Yüzünü kara çıkartmayacağım' dedikten sonra derslerine daha fazla çalışıyordu.Babasına bir söz vermişti bunu tutacaktı.Bu sözü şimdiye kadar layıkıyla yerine getirmişti;artık Beste ve annesini çok az görür olmuş evdeki tüm zamanını ya ders çalışarak ya da dinlenerek geçirmeye başlamıştı.Beste Kaan'a göre daha hafif tempoyla ders çalışıyordu.Beste annesi babası ve de dizileriyle derslerine oranla daha fazla vakit geçiriyordu.Ailesi Beste'nin dizileri izlemesine biraz kısıtlama getirmişti.Cemal Bey ve Hatice Hanım Beste'nin televizyonla ilişkisini tamamen kesmek istemiyordu ; çünkü Beste dizileri izlerken çok mutlu oluyordu.Onlar da bu mutluluğu Beste'nin elinden tamamen almak istemiyordu.Beste'nin her şeye yeterince vakit ayırırsa sonra iyi liseyi kazanabileceğini aynı zamanda mutlu olacağını düşünüyorlardı.

    Kaan her zamanki gibi okuldan dershaneye gidiyordu.Ders çalışmak için sınıfına çıktığında sınıfta Gizem ağlıyordu.Kaan ilk önce arka sıraya oturup ders çalışmayı denedi; ama içi rahat etmedi ve Gizem'in yanına gitti ve Gizem'e dönerek:

    -Bir sorun mu var?

    -Yok bir şey.

    -Onun için mi ağlıyorsun?

    -Sana ne? Git başımdan.

    Normal şartlar altında biri Kaan'a böyle davranış sergileyip yanından uzaklaşmasını istediğinde Kaan o kişinin yanından ayrılırdı; ama bu sefer bunu yapmadı, Gizem'in yanından ayrılmadı bunun nedenini kendi de bilmiyordu sadece Gizem'in yanında kalıp onun moralini biraz olsun düzeltmek istiyordu.

    -Biz arkadaşız benim arkadaşlığım sadece iyi günde değildir.Kötü gününde de yanındayım.Şuan yaşadığın problemi anlatmamak istemeyebilirsin; ama yaşadığın sorunu birilerine anlatmanın seni daha kötü yapacağını düşünüyorum bana her şeyini anlatabilirsin hem sen daha iyi olacaksın inan bana.

    Gizem az önce Kaan'ı azarladığına pişman olmuşçasına ağlamayı kesti.Kaan'a dönerek:

    -Sevgilimden ayrıldım dedi.

    -Neden?

    -Beni biriyle aldattı.O benim hayatta en çok sevdiğim kişiydi.Onunla evlenmeyi düşünüyordum.

    Kaan sorgulayıcı tavrını bıraktı.Ortam bir anda sessizliğe büründü.Kaan bir süre sonra bir şeyler söyleme ihtiyacı hissetti.

    -Senin kıymetini bilememiş.sen niye ağlıyorsun?Senin kıymetini bilmeyen birine o güzelim gözlerini niye feda ediyorsun.

    Kaan ile Gizem sanki önceden çok iyi anlaşan iki kişiyi andırıyordu, Gizem artık ağlamıyordu.Kaan'a hayranlıkla bakıyordu.Gizem için Kaan artık kıskandığı kişi değildi. Kaan onun için farklı biriydi.Kaan ile Gizem O günden sonra daha iyi anlaşmaya başlamışlardı.

    Kaan dershaneye geldiğinde ilk zamanki gibi tek olmuyordu.Gizem,Ezgi,Arzu,İpek ve Emin'de artık okuldan sonra ders çalışmaya ya da birbirleriyle konuşmaya geliyorlardı.Dershaneye geldikten sonra en az üç saat ders çalışan Kaan artık bir saat anca çalışabiliyordu, geriye kalan iki saati arkadaşlarıyla sohbet ederek geçiriyordu.Bu durum Kaan'a ilk başlarda eğlenceli geliyordu, sonraları Kaan'ın dershaneden aldığı puanlar düşünce bu durumun böyle gitmemesi gerektiğinin frakına vardı.Kaan bundan sonra ders çalışmak için kimsenin olmadığı sınıfları tercih ediyordu.Aldığı puanların düşmesinde hoşnut olmayan yalnızca Kaan değildi.Ezgi de bu durumun böyle gitmeyeceğini düşünüp farklı sınıflara ders çalışmaya gidiyordu.Kaan başka sınıflara ders çalışmaya gittiğinde aklına bir şekilde -eğlenceli olarak gördüğü - kendi sınıfındaki sohbetler geliyordu hatta bazen kendini alı koyamayıp sınıfına gidiyor sohbetlere katılıyordu. Kaan okul hayatı boyunca böyle sohbetlerden kaçınmıştı;ama bu sefer sohbetlere katılmak için can atıyordu.

    Kaan her zamanki gibi okuldan çıkıp dershaneye gittiğinde telefonu çaldı.Arayan annesiydi.Annesinin sesi ağlamaklı ve telaşlı geliyordu.Annesi hemen eve gelmesini söyledikten sonra Kaan apar topar dershanedeki defterlerini bile toplamadan çıktı.Kaan yol boyunca çok telaşlıydı eve koşarak gidiyordu arabaların hızına bakmadan karşıdan karşıya geçiyordu Kaan bir yakınının başına bir şey geldiğini düşünüyordu daha önce de Kaan'a ya da ailesine böyle telefonlar geldiğinde Kaan bir yakınını kaybetmişti.Babannesini,dedesini,dayısını,teyzesini,annneannesini, iki halasını kaybetmiş olan Kaan'a ve yakınlarına bu ölümler hep böyle telefonların ardına gelmişti, hepsinde de Kaan'ın kendini toparlaması epey zaman almıştı hatta belki de etkileri hala Kaan'da vardı.Kaan her yakınını kaybedişinde daha da duygusallaşıyordu.Bunu çevresine pek göstermeyen Kaan çevresine genellikle güleç yüzünü gösteriyordu.Kaan ile iki dakika vakit geçiren biri Kaan'ın iki özelliğini hemen anlıyordu:Güleç yüzlülüğü ve sessizliği.

    Kaan eve geldiğinde Beste ve Hatice Hanım ağlıyordu.Annesi Kaan'a dönerek:

    -Baban kalp krizi geçirmiş.

    Kaan bir anda ayakta durmakta zorlandı.Yol boyunca bütün yakınlarını kaybedişi aklına gelmişti bir şeyler olduğun sezmişti ama babasının kalp krizi geçireceğini aklına getirmemişti ya da getirmek istememişti.Kaan göz yaşlarına engel olamadı ve oda ağlamaya başladı, annesi Kaan'a bir toparlanma süresi verdikten sonra hep beraber hastaneye gittiler.Beste ve Hatice Hanım yol boyunca ağladılar, Kaan ise güçlü gözükmek zorunda olduğunu hissetti, kendisi de ağlarsa Hatice Hanım'ın ve Beste'nin daha fazla bitap duruma düşeceğini düşündü.Kaan hayatında hiçbir zaman ağlamamak için kendini bu kadar sıktığını hatırlamıyordu.

    Kaan ve ailesi hastaneye geldiğinde onları Cemal Bey'in pazardan arkadaşları karşıladı.Cemal Bey'in pazardayken aniden yığıldığını ve kalp krizi geçirdiğini hemen ambulansı çağırdıklarını anlattılar.Cemal Bey'in hastaneye geldiğinde hemen yoğun bakıma alındığını ve durumunun kritik olduğunu isteksizce de olsa söylediler.Cemal Bey'in yakınları da Kaan ve ailesi geldikten biraz sonra hastaneye geldiler ve kötü durumda olan Beste,Hatice Hanım ve Kaan'ı teselli etmeye çalıştılar.Ahmet ve Fırat bu olayı duyar duymaz hastaneye gelmişti.Ahmet Kaan'ın yanından ayrılmıyor onun her adımının arkasında yer alıyordu, Kaan yalnız bırakmamak için elinden geleni yapıyordu.Fırat ise daha çok Kaan'ın ailesiyle ilgileniyordu.Fırat , Kaan'ı bir yılı aşkın süredir görmüyordu ama sevgisinden bir şey eksilmemişti, duyar duymaz Kaan'ın yanına gelmişti.Kaan'ın ve Beste'nin okuldan ve dershaneden, arkadaşları ve hocaları da hastaneye gelmişti.Gizem tıpkı Ahmet gibi Kaan'ın yanından bir saniye bile ayrılmıyordu.

    Kaan'ın belki de hayata en sevdiği kişi kendisinden yirmi metre uzaklıkta yaşam mücadelesi veriyordu ve Kaan'ın elinden dua etmek dışında bir şey gelmiyordu.Kaan yine de kendini motive etmeyi başarıyordu.Kaan'a göre babası bu hastaneden ayakta ve dimdik çıkacaktı.Cemal Bey'in arkadaşları Kaan'a , Beste'ye ve Hatice Hanım'a yiyecek bir şeyler getiriyorlardı ;ama üçü de hiçbir şeye dokunmuyordu.Kaan Beste ve annesinin daha fazla güçsüz duruma düşmesini istemediği için zorla da olsa da Beste'ye ve Hatice Hanım'a yemek yedirmeyi başardı kendisi ise çayla idare etti.

    Kaan çok güçlü gözükmeye devam ediyordu.Beste ve Hatice Hanım'ın hastaneye geldiğinden beri ağlamadığı zamanlar çok azdı.Kaan ise ağlamamak için kendini zor tutuyordu, çünkü Kaan'a göre aileden en az biri güçlü gözükmek zorundaydı.Böylece diğerleri ondan güç alacaktı.Kaan daha önce ağlamamak için kendini bu kadar sıktığını hatırlamıyordu. Doktor yoğun bakım odasından çıktığında herkes bir anda güç toplayarak oturduğu yerden ayağa kalktı ve doktorun ağzından çıkacak iki güzel cümle beklediler.Doktor Cemal Bey'in kritik durumun devam ettiğini söyledi.Kaan'ın bu cümleyi duyması ile dışarıya doğru koşması bir oldu ve oturacak bir bank buldu.Kaan artık gözyaşlarına engel olamıyor gözyaşları seller gibi akıyordu.Kaan'ın dışarıya doğru koştuğunu gören Ezgi Kaan'ın peşinden gelmişti.Kaan'ın oturduğu banka geldi ve Kaan'ın yanına oturdu.Kaan:

    -Keşke onun yerine ben kalp krizi geçirseydim.

    -Saçmalama baban bunu duysa sana çok kızardı.

    -Ben babamı çok seviyorum.Onun ölmesini kaldıramam.Onun ölmesindense kendimin ölmesini tercih ederim.

    -Böyle düşünme baban çok güçlü biri.O ölmeyecek.

    Gizem'i babası almaya gelmişti.Gizem Kaan ile Ezgi'yi bankta otururken görünce Kaan ve Ezgi'ye selam vermeden doğru babasının yanına gitmişti.

    Kaan ve Cemal Bey'in yakınları iki gündür doktordan gelebilecek iyi bir haber bekliyordu.Kimse hastaneden iyi bir haber almadan gitmek istemiyordu.Hepsinin en ümitsiz olduğu zaman doktor iyi bir haberle geldi.Cemal Bey'in hayati tehlikeyi atlattığını yoğun bakım odasından çıkarılacağını ve normal bir odaya alınacağını yakınlarına bildirdi.Herkes çok sevinmişti.Günlerdir Cemal Bey'in iyi olmasını bekleyenlerin yüzü sonunda gülmüştü.Kaan bu sevinçli haberin ardından annesi ve Beste'yi eve gitmeleri konusunda ikna etmeye çalışır.Beste'yi zar zor ikna ettiyse de annesini ikna etmeyi başaramadı.Beste'yi bir yakınıyla birlikte eve gönderdikten sonra annesi ile birlikte Cemal Bey'in gözlerini açmasını beklediler.Cemal Bey Hatice Hanım uyurken gözlerini açtı.Kaan annesini hemen kaldırdı ve mutlu anı görmesini istedi.Kaan ve Hatice Hanım yeniden doğmuş gibiydi bir an Cemal Bey'in öleceğini bile düşünmüşlerdi.

    Cemal Bey sabaha kadar dinlendikten sonra Hatice Hanımla bir şeyler konuştu sonra da Kaan'ı çağırdı.Kaan eskisi gibi güleç yüzüyle babasına doğru dönerek:

    -Baba seni tekrar annemle böyle gördüm ya dünya da benden mutlusu yok.

    -Ben sizleri çok seviyorum ; ama artık vücudum bazı şeyleri kaldıramayabiliyor, eski Cemal gibi değilim.Vücudum yorgun ama sizin bana verdiğiniz güç olmasa belki de şuan ölmüştüm.

    Cemal bey oğluyla kendisi hakkında ilk kez bu kadar özeleştiri yaparak -vücudunun neleri yapıp yapamayacağını bilerek- konuşuyordu.Kaan:

    -Baba senin ölmeni kaldıramazdım, seni çok seviyorum diyerek babasına sarıldı.

    Eskisi gibi kucaklaşmaları bittikten sonra Cemal Bey:

    -Ben senden bir şey daha doğrusu bir söz isteyeceğim.

    Kaan bir anda dikkat kesilerek babasını dinlemeye başladı.

    -Hayatta karşına ne büyüklükte zorluk çıkarsa çıksın sonuna kadar mücadele edeceksin.Allah insana kaldıramayacağı yükü vermez.Hiç gücün kalmasa bile tam gücünle umudunu yitirmeden bütün olumsuzluklarla savaşacaksın.Söz mü?

    Kaan babasının bu sözlerine ilk başta anlam veremediyse de sonra bu sözleri anlamaya başladı.Babası Kaan'dan kendi ölümü dahil her şeye hazır olmasını, güleç yüzünü devam ettirmesini istiyordu.Çok kısa bir süre önce Kaan babasının ölümü kaldıramayacağını düşünüyordu.Şimdi ise babası -Kaan'ın bu düşüncesinden etkilenmiş olacak ki- hayatta kaldırılamayacak bir şeyin olmadığını Kaan'a anlatmaya çalışıyordu.Kaan babasının böyle bir şey isteyeceğini düşünmüyordu.Kaan karar vermek için bunları düşündükten sonra kararını verdi.Bütün zorluklarla savaşacaktı.Babasına döndü ve:

    -Söz baba.Ben senin oğlunum.Hayatta ne kadar büyük derecede bir sorunla karşılaşırsam karşılaşayım yılmayacağım.

    Hemşire geldi.Kaan'a babasını fazla yormamasını,bugünlük bu kadar konuşmanın yeterli olacağını söyledi.Kaan, babasının dinlenmesi için odadan çıktı.Cemal Bey Kaan'ın verdiği bu sözle rahatlamış bir hal içinde o gece çok derin uyudu.

    Cemal Bey, hastaneden çıkalı bir hafta olmuştu; Cemal Bey'e Hatice Hanım pazarda olduğu sıralarda Beste bakıyordu.Cemal Bey evde boş yatmaktan sıkılıyordu.Bir haftadır pazarı Hatice Hanım açıyordu.Kaan 'da babasına belli etmeden okuldan sonra annesine yardım ediyordu.Akşam Cemal Bey Hatice Hanım'a yarından itibaren pazarı tekrar kendisinin açacağın söyledi.O kadar tepkiye rağmen kimse Cemal Bey'e söz geçiremedi ve ertesi sabah pazarı Cemal Bey Hatice Hanım ile birlikte açtı.

    Cemal Bey pazarı açtığı gün etrafındakilere eskisinden daha güçlü döndüğünü göstermek istercesine çok enerjikti.Herkes Cemal Bey'e kendisini bu kadar yormaması gerektiğini söylüyordu.Cemal Bey Hatice Hanım yemek getirmek için eve gittiğinde aniden fenalaşıverdi.İlk müdahaleyi yapmaya çalışan arkadaşları hemen ambulansı aradı.Ambulans geldiğinde ise çok geçti.Cemal Bey hayatını kaybetmişti.Yemekleri getirirken pazarın önündeki kalabalığı gören Hatice Hanım yemekleri bırakarak pazar alanına doğru koşmaya başladı.Cemal Bey'i aradı gözleri kalabalıktan sıyrılıp Cemal Bey'i üstüne bir örtü örtülmüş şekilde gördü ve o anda sinir krizi geçirerek ağlamaya başladı.

    Kaan iki haftadır derslerinden koptuğu için arkadaşlarından ders notlarını alarak açığını kapatmaya çalışıyordu.Aniden telefonu çaldı.Telaşlı bir şekilde telefonu açan Kaan'ı babasının arkadaşı arıyordu.Kaan telefondaki sesi duyduğunda telaşı iki kat daha arttı.Cemal Bey'in arkadaşı Kaan'a acı olayı söyledi.Kaan elindeki telefonu bir anda bıraktı.Şok geçirip ortalığı dağıtmaya başladı, sonra da olduğu yere diz çöküp ağlamaya başladı.Arkadaşları Kaan'ı hiç bu kadar kötü görmemişti.Kaan genelde güler yüzlü bir kişiliğe sahipti,ama kim Kaan'ın yerinde olsa böyle bir tepki verirdi.

    Beste'ye de bu kötü haberi söylemek-Hatice Hanım kötü durumda olduğu için Kaan'a düşüyordu.Kaan biraz kendini toparladıktan sonra hiç kimseyi yanında istemeyerek Beste'nin okuluna gitti.Kaan son bir hamle yapacak yaralı bir aslana benziyordu. Kaan zar zor gözyaşlarını silse de gözünün şişliği ve harap duruşu on metre öteden anlaşılıyordu.Beste'ye boğazında kelimeler düğümlense de acı olayı söyledi.Beste bu haberi duyunca sanki başından kaynar sular dökülmüşçesine bağırmaya başladı, sonra da ağlamaya.Kaan Beste'nin ağlamasına dayanamazdı.Beste ile Kaan o kadar kavga etmesine rağmen Kaan; Beste ağlayacak gibi olduğunda dayanamaz, onu güldürmek için türlü şeyler yapardı.Bu sefer durum farklıydı.Kaan'da bunun farkında olduğu için Beste'ye dokunmadı.Beste'nin rahatlamasını istedi. Beste'nin yanında ağlamamaya çalıştıysa da dayanamadı ve Kaan'da ağlamaya başladı.

    Hatice Hanım pazar yerinde sinir krizi geçirdikten sonra fenalaşmış, sakinleştirici ile hastanede dinlendirilmişti.Kocasını,hayatını paylaştığı insanı pazar yerinde hareketsizce görmek onu mahvetmişti.Yakınları Hatice Hanım'ın yanında bekliyordu.Kaan'ı e Beste'yi amcaları teselli etmeye çalışıyordu.Kaan'ın ve Beste'nin dershaneden ve okuldan tüm arkadaşları ve öğretmenleri de bu zor günlerinde Kaan ve Beste'nin yanındaydı.Ahmet ve ailesi de duyar duymaz Kaan'ın yanına gelmişti.Ahmet belki de ikinci babasını kaybetmişti.Duyunca Kaan kadar üzülen ve göz yaşlarına engel olamayan Ahmet, Kaan'ın yanına gelince göz Kaan daha fazla üzülmesin diye göz yaşlarını durdurmayı başarmıştı.Ahmet gibi üzülen Fırat da hemen Kaan'ın yanına gelmişti.

    Babasının ölümü Kaan'ı fena yıkmıştı.Kaan'ın aklına babasına hastanede verdiği söz geliyor, dimdik durmaya çalışıyordu.Hatice Hanım ve Beste de bitap durumdaydılar.Kaan; artık okumamalıyım, pazara ben bakmalıyım; ama babama söz verdim onun yüzünü kara çıkarmayacağım okumalıyım,dershaneyi bırakıp evde akşamları ders çalışıp,sabahları anneme pazarda yardım etmeliyim,farklı bir iş bulup aileme yardım etmeliyim gibi çelişkili ifadeleri de aklından geçirmiyor değildi.Bu çelişkili ifadelerin ortak bir özelliği vardı:Babasının ölümü Kaan'a ayrı sorumluluklar yüklemişti.

    Kaan'ın babasının ölümünden kırk beş gün geçmişti.Kaan zor da olsa toparlanmak zorunda olduğunun farkına varmıştı.Kaan eskisi gibi çok ders çalışmıyordu.Belki de babasına verdiği söz olmasa hiç ders çalışmayacaktı.Dershaneyi bırakmak isteyen Kaan'a hocaları engel olmuş, Kaan'a burs imkanı tanımışlardı.Beste'ye de aynı imkanları kendi dershanesi tanımıştı.Artık pazarı Hatice Hanım açıyor,Kaan okuldan sonra annesine yardıma geliyor oradan da dershaneye geçiyordu. Hatice Hanım ve Kaan çok güçlü olmak zorundaydılar.Beste'yi koruyup kollayacak olan onlardı. Hatice
    Hanım'ın kocasının yanında çalışırkenki zevk alışı gitmiş, sadece çocukları için çalışan üzgün bir kadın gelmişti.Bu 40 gün içinde belli etmeden Hatice Hanım'a evlenme konusunu da ima ettiler;ama
    Hatice bunu kesin bir dille reddetti."Bundan sonra en önemli şey çocuklarım "dedi.Kadın başına evi geçindiremeyeceğini söyleyip evlenmesini isteyenler ve yardımı sadece para olarak zannedenlere inat
    Hatice Hanım işini layıkıyla yapıyordu. Sadece eski neşeli yüzü yerine buruk yüzü gelmişti.Bestede de
    aynı tat yoktu,çok zayıflamış,yanakları çökmüştü.Artık dizilerden eski tadı alamaz,televizyon izlemez olmuştu.Beste'nin hayatının en zorlu yıllarıydı;ama abisi ve annesi ona sürekli destek veriyordu.Abisi
    dershane çıkışında Beste'yi okuldan almaya gidiyor,onu güldürmek için her yolu deniyordu.Kaan cumartesi,pazar dershane çıkışlarında direkt eve gitmiyordu.Ankara'nın ıssız yerlerinde dolaşmayı deniyor,
    ağlamamak için her yolu deniyordu.Annesi Kaan ile akşam konuşmak istedi.

    -Baban sizin okumanızı çok isterdi.

    -Biliyorum anne

    -Artık okul çıkışında bana yardıma gelmeni istemiyorum.Dershaneye gidip ders çalışacaksın.
    Kaan'ın bir şey söylemine izin vermeden konuşmaya devam etti:

    -Derslerini bu aralar eskiye göre biraz aksattın.Bu seneyi feda etmeni istemiyorum.Ben sizin için değil sabahtan akşama,tüm gün çalışırım,sen sadece derslerine konsantre ol,baban için,kendin için,bizim için...

    Normalde Kaan karşı çıkacaktı; ama derslerini eskiye göre boşladığının o da farkına vardı.Bu babasına verdiği söze aykırıydı.Bunu mücadele etmek değil, kaçmak olarak düşündü.Annesini de üzmemek için buna olumlu yanıt verdi. Çok zordu hayatta en sevdiği insanı kaybettiği sene sınava girecekti,çoğu insan toparlanamazken o toparlanıp derslerine daha sıkı sarılacaktı.

    Kaan okuldan sonra dershaneye gittiğinde sadece Gizem vardı.Gizem Kaan'ın gelmesini şaşkınlıkla aynı zamanda sevinçle karşıladı.Hatta kendini alı koyamayıp Kaan'a sarıldı sonra farkına varıp yavaşça çekildi.Bir ,iki kişi daha geldiğinde hepsi Gizem'e yakın tepki verdiler. Kaan sınıfta sohbet ortamının oluşacağını düşünüp başka sınıfa ders çalışmaya gitti.Gizem Kaan'ın yokluğunu fark ettiğinde onu aradı ve sonunda buldu. Kaan daha önce bu sınıfta çalışırken Ezgi'den başka kimse gelmemişti. Ezgi ile de sadece yapamadıkları sorular için tartışıp fikir alışverişinde bulunuyorlardı,bunun dışında sohbet etmiyorlardı. Kaan Gizem'i görünce şaşırdı ;ama bunu ona belli etmedi.Gizem:

    -Artık okuldan sonra dershaneye geleceksin değil mi çalışmak için?

    -Evet annemle böyle bir karar aldık.

    -Seni tekrar böyle istekli çalışırken görmek güzel, bir de yüzün gülse

    -Deniyorum; ama en fazla böyle olabiliyorum.

    -Biliyor musun gülmek herkese yakışır ; ama sana ayrı bir yakışıyor , benim için de mi bir an bile olsa gülemez misin?
    Kaan daha öncekilere oranla kendi isteği için değil de Gizem'i memnun etmek için güldü.Etrafındakilerin kendisi için üzülmesini istemiyordu.Bazen bir gülücüğün bunun için yeterli olacağının farkındaydı.

    Kurban bayramı geliyor, okullar ve dershaneler dokuz gün tatile giriyordu. Kaan ve Beste ilk defa bir bayramı babası olmadan geçireceklerdi.Kaan ve annesi Hatice Hanım bu dokuz günlük tatilin Beste'ye yaraması için Beste'yi okul arkadaşlarıyla birlikte yedi günlük bir kampa gönderdiler.Hem Beste için değişiklik olacak, hem de arkadaşlarıyla vakit geçirmesi ona iyi gelecekti.Okulun ve dershanenin tatil olduğu hafta sonunda Kaan ve annesi yoğun olduğu için pazarda çalışıyorlardı.İkisi de birbirinden kuvvet alır gibi güçlü gözüküyorlardı. Bayramda çalışmayacakları için daha fazla çalışmaları gerekiyordu.Kaan ve Hatice Hanım iyi iş çıkarıp eve döndüklerinde epey yorgun görünüyorlardı.Kazandıkları para Cemal Bey döneminde kazanılan parayı aratmıyordu.

    Kurban bayramının birinci günü Kaan bayram namazından geldikten sonra ilk işi annesi ile birlikte mezarlığa gitmek oldu.Kaan mezarlıktayken babasıyla birlikte geçirdiği güzel anılar aklından geçiyor ve ağlıyordu.Hatice Hanım'da Kaan'dan farksızdı, gözyaşlarına yine engel olamıyordu.Kaan babasının mezarında ona verdiği sözü yerine getireceğini söyledi zaten Kaan bu sözü şimdiye kadar fazlasıyla tutuyordu zihnen çok yorulmuştu;ama buna rağmen -babasına verdiği söz sayesinde- oldukça güçlü görünüyordu.

    Kaan mezarlıktan sonra eve geldiğinde ders çalışmaya başladı.Eskiden mezarlığa ölmüş yakınları için ailecek giderlerdi,sonra da bayramlaşmak için babalarının büyük ağabeylerini ziyarete giderlerdi . Bayramlar Kaan'ı genelde mutlu ederdi,Kaan bayramların gelmesini çocukluktan beri iple çekerdi.Bu sefer ise babasının yanında olmamasından dolayı bayramın da gelmesini istemedi; çünkü babası olmadan geçecek olan bir bayramdan tat alamayacağını düşünüyordu.Bu bayramı tatil amaçlı değil, derslerini toparlama amacıyla görüyordu.Kaangile bayram ziyaretine gelenler beş dakika oturduktan sonra kalkıyorlardı oysa eskiden misafirliğe gelenler saatlerce oturmadan kalkmazlardı.Kaan ders çalışırken birden telefon çaldı.Arayan Gizemdi.Gizem ve Kaan birbirlerinin bayramını kutladıktan sonra Gizem:

    -Hava çok güzel.Bugün sinemaya gidelim mi?

    -Derslerden çok geri kaldım.Onları toparlamaya çalışıyorum.Hem moralim de pek iyi değil senin moralini de kötü etkilerim.Başka zaman gideriz sinemaya.

    -Saçmalama.Benim moralim senin yanında daha iyi oluyor.Lütfen beni kırma hem hava almış oluruz.Biraz rahatlarsın.

    Kaan'ın sinemaya gidecek hali yoktu.Hem annesini de yalnız bırakmak istemiyordu.Kaan'ın telefon konuşmalarını duyan Hatice Hanım Kaan'ı sinemaya gitmesi konusunda ikna etti.Kaan'ın yalnız kalmasını istemediğini bildiği için kendisinin Ahmetgile gideceğini söyledi.Ahmet'in annesi Serpil Hanım ve Hatice Hanım iyi arkadaşlardı.Kaan Gizem'e :

    -Tamam.Gidelim

    -Süper!Göreceksin seni eğlendirmeyi başaracağım.

    Kaan ile Gizem buluşacakları yeri kararlaştırdıktan sonra telefonu kapatan Kaan da garip bir duygu vardı daha önce akrabası olmayan yaşıtı bir kızla ilk defa sinemaya gidecekti.Daha önce Kaan çok sessiz biri olduğu için hiç kimseyi sinemaya davet edecek cesareti kendinde bulamamıştı.Kaan sınıfça gidilen yerlere de pek gitmezdi.Etrafındakilerin kendinden hoşlanmadığını düşünürdü, onların da eğlencesini kaçırmamak için sınıf bir yere eğlenmeye gittiğinde Kaan bir şekilde bahane üreterek gitmemeyi başarırdı.Kaan hazırlandıktan sonra Gizem ile buluşacağı yere doğru yürümeye başladı.Buluşacakları yer Gizem'in okuduğu lisenin önüydü.Dershanedeki birçok kişi burada okuyordu.Kaan da bu liseye yazılmayı üç sene önce denemişti;ama müdürün kayıt için para istemesi Cemal Bey'in sinirine dokunmuş ve Kaan'ı daha uzak bir liseye yazdırmıştı.Kaan lisenin önüne geldiğinde Gizem daha gelmemişti.Kaan dışı bordo renklerle boyanmış, camlarının birçoğu kırılmış okulu görünce aklına babasıyla birlikte bu liseye geldikleri gün aklına geldi.Kaan'ın önceden farkına varmayarak geçtiği önünden geçtiği binalar babasının ölümüyle birlikte anı deposu olmaya başlamıştı.Bir markete gittiğinde ya da bir alışveriş merkezinin önünden geçtiğinde aklına o yerde babasıyla yaşadıkları anılar geliyordu.Kaan uzaktan el sallayarak gelen birini fark etti.O Gizem'den başkası değildi.Kaan Gizem'i tanımakta zorlanmıştı.Gizem sarı saçlarını açmış dalgalı bir görüntüye kavuşturmuştu,ayrıca her zamankinden farlı olarak etek giymişti.Kaan da en çok buna şaşırmıştı.Gizem'in hafif tonlu makyajı ve makyajına uyacak küpeleriyle her zamankinden farklı birini andırıyordu.Kaan ise farklı giyinmemişti.Gizem Kaan'ı gördükten sonra adımlarını sıklaştırdı ve Kaan'ın yanına geldi.Kaanla selamlaştırdıktan sonra Kaan'ın yanağına ufak bir buse kondurdu.Kaan şaşkınlığını üzerinden attıktan sonra Gizem'e dönerek:

    -Seni daha önce böyle görmemiştim.

    -Bir farklılık olsun istedim.Nasılsın?

    -Bildiğin gibi.Sen nasılsın?

    -Seni görünce daha iyi oldum;ama hep böyle asık suratlı olmayacaksın de mi?

    -Gülmeyi denemek istiyorum;ama gülmek içimden gelmiyor.

    -Ben seni bugün kısa bir süre olsa bile güldüreceğim.Göreceksin.

    Kaan ile Gizem ağır adımlarla sinema salonuna doğru yürümeye başladı.Gizem yol boyunca Kaan'ı güldürmek için türlü şeyler yaptı.Kaan'ın yüzü gülecek gibi olduğunda Gizem parka oynamaya giden çocuklar gibi mutlu oluyordu.Kaan'ın kendisi bile Gizemle yürümenin ona iyi geleceğini düşünmüyordu.Kaan ve Gizem sinema salonuna girdiklerinde Gizem'i ilginç bir korku sardı.Gizem içeriye girdikten sonra sanki evdeki değerli bir eşyayı kırmış ve bunu annesinden saklayan küçük bir çocuğu andırıyordu.Gizem'in korkusunun nedeni sinema salonu önünde babasını görür gibi olmuştu.Gizem Kaan'ı aradığında evde Gizem'den başka kimse yoktu.Hakan Bey ve Naciye Hanım evden sabah eken saatlerde çıkmışlardı ve Gizem'e bu geceyi amcasıgilde geçireceğini söylemişlerdi.Gizem de babasından ve annesinden gizli olarak buraya gelmişti.Gizem sinema salonundaki kişinin babası olmadığını anlayınca biraz rahatladı.Kaan ile Gizem sinemadan çıktıklarında çok eğlenmiş görünüyorlardı.Kaan kendisine eğlenceli dakikalar yaşattığı için Gizem'e teşekkür ederek onu evinin yakınına bıraktı.Kaan aslında Gizem'i evinin önüne bırakacaktı;ama Gizem ailesinin tutucu biri olduğunu söyleyerek bunu istemedi.Gizem eve girmesiyle telefon sesini duyması bir oldu.Ayakkabılarını çıkarmaya fırsat bulamadan hemen telefona koşan Gizem telefonu açtı.Arayan Hakan Bey'di.Hakan Bey her zamankinden öfkeli ses tonuyla Gizem'e bağırıyordu.Evi üç kez aradığını üçünde de cevap verenin olmadığını söyledi. Kendisinden gizli bir yerlere mi gittiğini de sözlerine ekledi.Gizem evden izin almadan sinemaya giderken ufak bir ayrıntıyı unutmuştu o da telefondu.Gizem ailesine karşı yalan söylemekte ustalaşmış gibiydi.İçinin geçtiğini uyuyakaldığını inandırıcı biçimde söyleyerek durumu toparladı.

    Kaan eve geldiğinde aklına Gizem geliyordu.Kendisinin bu zor zamanında yanında olan ve belki de onu güldürmeye çalışan tek kişiydi Gizem.Gizem'in hayatına girişi gözünün önüne geliyordu.Gizem ile geçirdiği vakitler aklına geliyor daha az önce ayrılmalarına rağmen onu özlüyordu.Kaan daha önce hiç kimseye karşı böyle hissetmemişti.Kaan Gizem'e karşı ilgi duymaya başlamıştı.Bunu kendine bile itiraf etmekte zorlanıyordu.Kaan Gizem'i düşünürken Gizem Kaan'a mesaj atmıştı.Mesajda 'Seni eğlendirebildin mi?' yazıyordu.Kaan hiç düşünmeden cevabını yazdı.Mesajda 'Teşekkür ederim, eğleneceğimi hiç beklemiyordum; ama eğlendim.' yazıyordu.Kaan sadece mesajda kuru teşekkür etmenin olmayacağını düşünüp Gizem'i dışarıda akşam yemeğine davet etti.Gizem bunu zor da olsa öğlen yemeğine çevirdi; çünkü öğlen evden çıkması daha kolaydı.

    Kaan sabah uyandığında telefonuna mesaj geldiğini fark etti.Kaan daha önce hiç mesajı bu kadar heyecanlanarak açmamıştı, Kaan mesaja bu kadar heyecanlanmasının nedeni mesajı Gizem'in atma olasılığının yüksek olmasıydı.Kaan merakla mesajı açtı umduğu gibi Gizem değildi sadece bir bilgi mesajıydı.Kaan o anda emziği elinden ağzından alınmış bebek gibi üzüldü ve elini yüzünü yıkamaya gitti.Kaan annesiyle birlikte kahvaltı ettikten sonra annesinden iki saatliğine izin daha doğrusu onay istedi.Kaan'ın iki saatliğine dışarı çıkmak istemesini sevinçle karşılamıştı; Kaan'ın uzun zaman sonra annesinden kendi planladığı bir olay için izin istemesi annesini memnun etmişti.

    Kaan ile Gizem yine Gizem'in okuduğu lisenin önünde buluşacaklardı.Gizem evden zar zor izin yine yalan söyleyerek izin almıştı.Bu seferki yalanında küçük ayrıntıları da atlamamıştı.Gizem evdekilere Naciye Hanım'ın tanıdığı bir arkadaşına ders çalışmaya gideceğini söylemişti;arkadaşını da bu konuda tembihlemişti.Gizem yalan söyleme konusunda git gide daha da uzmanlaşıyordu,artık ufak ayrıntıları da atlamıyordu.Gizem ile Kaan buluştuklarında Kaan'ın dikkatini bir şey çekmişti.Gizem düne göre daha sade giyinmişti.Gizem evdekilere ders çalışmaya gideceğini söyleyip çok da şık giyinemezdi Kaan bunu bilmediği için bunu garipsemişti.Kaan Gizem'e unutamayacağı bir gün yaşatacağını söylüyordu.Kaan yol boyunca düne göre daha konuşkan oysa Gizem dün Kaan'ın ağzından laf almayı cımbızla bile başaramıyordu.Kaan Gizem'i Kızılay'ın güzel pizza yapan yerlerinden birine götürmüştü.Gizem pizzayı çok seviyordu. Gizem bunu Kaan'a söylemişti bu Kaan'ın ilginç bir şekilde aklında kalmıştı.Gizemle Kaan yemeklerini yerken gayet eğleniyordu.Gizem daha sonra dershane sınıfında dedikoducu bir kız olarak bilinen Hülya'nın kendilerinden üç masa uzakta olduğunu fark etti ve birden neşesi kaçtı;çünkü Kaan ile iyi ilişkisi olduğunu sınıfından ve dershanesinden kimsenin bilmesini istemiyordu.Gizem Kaan'dan hoşlanıyordu ;ama aynı zamanda utanıyor gibiydi.Gizem'in daha önceki sevgilisi okulun en popüler kişilerinden biriydi, kızların çoğu onunla sevgili olmak istiyordu.Gizem'in de bu popüler kişiyle sevgili olması hoşuna gitmişti; hatta arkadaşlarını böyle popüler biriyle çıktığı için kıskandırmıştı.Kaan böyle popüler biri değildi.Kaan'ı isteyen bin kız yoktu;Kaan kendi halinde sessiz biriydi. Gizem, eğer biri Kaan ile kendisinin adını çıkartacak olursa rezil olacağını düşünüyordu.Kaan Gizem'in huzursuzluğunu anlamıştı;ama Gizem'in bir anda somurtmasının nedenini pizzayı beğenmemesi olarak düşünüyordu.Kaan Gizem'e ' Kalkalım mı?' diye sordu.Gizem sanki dakikalardır bu soruyu bekliyormuşçasına hızlı bir şekilde evet dedi.Gizem Kaan ile birlikte Hülya'ya görünmemek için Kaan'a lavaboya gideceğini sonra kendisini dışarıda bekleyeceğini söyledi.Kaan da hesabı ödedikten sonra Gizem'in yanına gitti.Gizem yol boyunca 'Acaba Hülya bizi görmüş müdür?'diye düşünüyordu.Kaan Gizem'in yol boyunca sessiz oluşundan problemin sadece bir pizzadan ibaret olacağını anlamış olacak ki Gizem'e 'Bir problem mi var?'diye sordu.Gizem sadece yoruldum demekle geçiştirmeye çalıştı.

    Kaan Gizem'i dün bıraktığı yere bıraktıktan sonra eve geldi.Dün kendisine itirafa etmekte zorlandığı şeyi artık rahatça kendine söyleyebiliyordu.Kaan Gizem'e aşık olmuştu.Kaan bir gün aşık olacağını tahmin ediyordu;ama aşk hiç beklemediği ve belki de hayatının en zor döneminde gelmişti.Kaan böyle bir dönemde aşık olacağını hiç tahmin etmiyordu.Kaan Gizem'e aşık olduğunu daha fazla içinde tutmak istemiyor;Gizem'in de kendinden hoşlandığını hissettiği için Gizem duygularını bir an önce söylemek istiyordu.Kaan dershanenin açıldığı ilk dün duygularını Gizem'e söylemeye kara verdi.

    Dokuz günlük tatilin ardından dershane bugün açılıyordu.Kaan'da bugün her zamankinden farklı bir heyecan vardı.Bugün duygularını Gizem'e söyleyecekti.Onunla gittiğinde Kaan'da her zamankinden farklı bir heyecan olması öğretmenlerinin ve arkadaşlarının dikkatinden kaçmıyordu.Kaan dersi dinlemek yerine kalp çizmeyi deniyordu.Bu yanındaki arkadaşı Aytaç'ın gözünden kaçmıyordu.Kaan hocalarının sorduğu sorulara da dersi dinlemediği için cevap veremiyordu.Kaan daha önce okulun bitmesini bu kadar çok istememişti.Zaman bir türlü geçmiyordu Kaan sürekli saate bakıp dershane vaktinin gelmesini istiyordu.Kaan yelkovana da sinirleniyordu.Ona göre başka zaman bir tavşan gibi hızlı olan yelkovan şimdi ise bir kaplumbağa hızında hareket ediyordu.Kaan Gizem'e de mesaj çekmeyi unutmuyordu.Gizem'den dershaneye erken gelmesini ve yemek yememesini istiyordu.

    Kaan okulun bitimiyle beraber dershaneye adeta uçarak gitmişti.Dershane kapısı önünde Gizem'i beklerken yerinde duramıyordu.Kaan'ın aklına bir ara babası da gelmişti.'Keşke babam da bu anımda yanımda olsaydı.' diye iç geçirirken Gizem Kaan'ın görüş alanına girdi.Kaan kendini biraz topladı.Gizem ile selamlaştıktan sonra Gizem'e doğru dönerek:

    -Yemek yemedin de mi?

    -Hayır

    -İlk önce beraber yemek yiyelim sonra seninle bir şey konuşmam lazım.

    -Tamam

    Kaan ile Gizem pastanede poğaçalarını yedikten sonra Kaan Gizem'e doğru dönüp:

    -Biraz yürüyelim mi?

    -Olur.

    Kaan cesaretini toplamak için vakit kazanmak istiyordu.Gizem de Kaan'ın önemli bir şey söyleyeceğinin farkındaydı.Kaan ile Gizem birkaç yüz metre yürüdükten sonra Kaan Gizem ile konuşmak için uygun bir yer buldu.Gizem de konuşma anının geldiğini biliyordu,Kaan'ın sözlerini dikkatle dinlemeye hazırdı.Kaan yürürken yüzüne bakmadığı Gizem'in gözlerinin içine bakarak:

    -Biliyorsun, ben çok zor bir zaman geçiriyorum.Hayatta en sevdiğim kişiyi kaybettim.Bu zor zamanımda hep yanımda oldun.Ben bu zor zamanda anladım ki seninle olduğum dakikalar
    haricinde gülmeyi unutmuşum.Bana tekrar gülmeyi hatırlattın.Seninle vakit geçirmekten çok mutlu olduğumu anladım.İlk başlarda kendime de itiraf etmekte zorlandım; ama sonunda kendime de itiraf etmeyi başardım.Ben seni hep yanımda görmek istiyorum.Seni seviyorum.

      Forum Saati Cuma Ocak 18, 2019 6:02 pm