Giresun Üniversitesi Türkçe Topluluğu

Türkiye'den erişim engeli nedeniyle yeni adresimiz: turkcetoplulugu.weebly.com

Nar Ağacı
Nazan Bekiroğlu
(%25 İndirimle)
Beyaz Türkler K.
Alev Alatlı
(%25 İndirimle)
turkcetoplulugu.weebly.com Topluluğumuzun yeni adresi
Kendini Açma
B. Çetinkaya

    SESSİZ ÇIĞLIK

    Paylaş

    1001110024

    Mesaj Sayısı : 1
    Kayıt tarihi : 24/12/10

    SESSİZ ÇIĞLIK

    Mesaj  1001110024 Bir Cuma Ara. 24, 2010 11:01 am

    Bugün buradaki son gecem . Bu kahrolası yatak , bu demirli pencereler artık tozdan rengi ne olduğu belirsiz perdeler ve nemden simsiyah olmuş bu duvarlarla vedalaşma zamanına sayılı saatler…
    - Günaydın Esma hava bugün çok güzel .İlkbahar bugün gerçekten yüzünü gösterdi senin şansına .
    - Bugün günlerden ne?
    - Hım.. 3 Nisan saat 9 .Hadi bakalım kalma zamanı .Hem bugün senin için güzel bir gün.
    Evet bugün benim için güzel bir gün olmalı, herhalde...Bilmem ne kadar olmuştu buraya geleli 3 Nisan ! Saymadım günler , aylar belki de yıllar oldu.Ne zamandır bu duvarları simsiyah olmaya yüz tutmuş odada … Zaman kavramı yoktur burda . Kendi iç dünyanla baş başa kalırsın .Herkes bir köşeye çekilir sinsi sinsi bakar sana, gözlemler. Krize girersin arada uyuşturuverirler seni . Hissetmezsin o an hayat durmuştur sanki. Sonra bir , iki , beş, on saat belki de günlerce süren bir uyku hali açamazsın gözlerini dünyaya, izin vermezler .Açtığında ise saçma bir sersemlik ve yine aynı hatıralar .Ah duvarlar o simsiyah olmaya yüz tutmuş küflü duvarlar onlar bilirler bir tek halini ve şahididir her gece yastığa kafanı koyduğundaki o sessiz çığlıklarına...Zordu çok zordu ama bitti yani bittiğini söylediler artık iyiymişim atlatmışım. Bu dört duvar arasından dönebilirmişim tekrar hayat dedikleri şeye...Evime gidebilirmişim ama bilmezler ki orda da yalnız bırakmayacak duvarlar beni .
    Annemdi ilk giren içeri . Sonra bir ses :
    –Abla…
    Bu Mine miydi ? Evet bir kız kardeşim vardı ama en son bıraktığımda 2 yaşındaydı.Ne kadar da büyümüş ve güzelleşmişti. Tıpkı annem gibi uzun saçları ve yeşil gözleri vardı. Her şeyden habersiz sımsıcak bir gülümsemeyle açmıştı kollarını bana doğru. Hayat ne kadar garip, en son bıraktığımda ben açardım kollarımı.
    - Mine hadi gel , diye seslenirdim ona.
    Düşe kalka yeni yeni atmaya başladığı adımlarla yaklaşırdı bana. Şimdi ise büyümüş o açıyordu kollarını bana.
    -Ablacığım bugün annemle ben de geldim. Annem evde bekle, dedi ama Melek bana zorla o reçelli ekmekleri yediriyor her sabah .Bir de seni çok özledim.
    -Aa Mine hadi kızım ablanı yormayalım . Artık hep beraberiz nasıl olsa. Esma bir tanem bugün nasılsın bakalım, hazır mısın gitmeye ?
    - Ooo Esma’cım yalnız değilsin bakıyorum . Annen bir de bu güzel kız eşlik ediyorlar bugün sana.

    Gelen doktorum Hamdi Bey’di benim psikoterapistim. Buraya geldiğim günden beri günün belli saatlerinde benimle konuşur, bazı zamanlarda saatlerce yanımda oturur , benim konuşmamı beklerdi. İlk zamanlar hiç anlaşamazdık sonradan artık o da ben de alışmıştık birbirimize. Buradaki çoğu insanın sırdaşıydı o . Kim bilir kaç farklı insanın hikayeleri , yaşanmışlıkları vardı gözlerinde, kimselere anlatamadığı hasta sırları…

    -Ee toparlandın mı bakalım ? Eşyaların hazır gibi .
    Bir an etrafıma baktım , neyim vardı ki ya da ne kullanırdım ?
    -Aa evet dün toplamıştım eşyalarını odayı toparlarken, konuşan Hatice Hanım’dı buradaki emektar hastabakıcı .
    - Ee o zaman kızımı alıp gideyim artık. Hamdi Bey her şey için teşekkürler .
    -Rica ederim , yine beklerim .Ama bu sefer ziyarete ya da bir çayımı içmeye değil mi Esma?

    Gülümsedim. Bilmem gelir miydim bir daha buraya ? Ama tek bildiğim şey bu siyahlaşmış duvarları artık görmek istemediğimdi.

    -Hadi kızım …
    - Aaa maymun bize mi kaldı Esma?

    Maymun el kuklam . Geceler boyu yanımda kalan kimsenin bilmediklerini bilen hayatım boyunca belki de beni tek mutlu eden ve daima yanımda kalan şeydi.

    -Hayır unutmadım o benim tek hatıram.
    -Artık ihtiyacın yok Esma ama …
    -Olsun o benim tek hatıram.

    Evet geçmişimden kalan belki de tek şeydi. Masumiyetimin temsilcisi. Çocukluğumdu maymun benim.
    Annem yeni bir araba almıştı, daha doğrusu benim gördüğüm ilk arabasıydı . Yollar sanki her şey gibi yabancıydı belki de kaldırımlarını yürüyerek eskittiğim bu yerleri ilk defa görür gibiydim. İki katlı bir evin önünde durduk. Büyük bir bahçesi vardı. Beyaz bir evdi tıpkı hastane koridorları gibi…

    -Geldik Esma . Bahsettiğim ev… Gerçi bir kaç işi var hala ama onlarda bu hafta sonuna kadar bitecek.
    Annem bilmem kaçıncı gelişinde, Mine’nin okulu yüzünden yeni bir eve taşındığını söylemişti. Mine bu sene ilkokula başlamıştı .Annem çalıştığı için git gel olmasın diye okula yakın bir yere taşınmak istemiş.
    -Ooo hoş geldiniz, diyen Melek’ti.
    - Melek bak Esma’yı getirdim artık. Aa bu arada Esma bu Melek , hem yardımcım hem de Mine’nin dadısı.
    - Hoşgeldin Esma . İnşallah bir şeyler yememişsinizdir size mükemmel bir kahvaltı hazırladım .
    - Hepimiz açız Esma da öyle.
    -Ben değilim .O reçelli ekmekleri yemek istemiyorum anne lütfen.
    -Aa Mine aşk olsun, sen hani onları çok seviyordun. Hem onları yemezsen büyüyemezsin.
    Büyümek mi keşke hiç büyümeseydim ya da Mine hep küçük kalsa bütün masumiyetiyle…

    İçerden enfes kokular geliyordu. Ufak bir çantam vardı. Arabadan annem o çantayı aldı .Elimde maymunla beraber etrafıma bakıyordum. Her şey o kadar yabancı o kadar başkaydı ki kız kardeşim bu sene okula başladığına göre ben evden çıkalı 5 sene gibi bir zaman olmalıydı. Babam nerdeydi? Evet babam yoktu . Zaten ilk zamanlar ki bir kaç görüşmeden sonra onu da görmemiştim , hiç gelmemişti. Anneme sorduğumda ise iş yoğunluğundan gelemediğini söylerdi hep. Şu, babamın nefret ettiğim kahrolası iş seyahatleri işte…Yılda birkaç kere olurdu , gittiğinde ise gelmezdi .Ben gitmeden önce daha da sıklaşmıştı .Varı yoğu işti , bize pek vakit ayıramazdı. Akşam yemeğinden akşam yemeğine belki görürdük suratını.
    Annem bavulumu Melek Teyze’ye verdi . Melek Teyze önde, annem bana sarılmış içeri girdik. Mine’m de elimdeki maymunumla ilgileniyordu , enteresan gelmiş olmalıydı. Ablasını ilk defa görmüştü ve elinde bir kukla vardı kim ilgilenmezdi ki.
    Ev iki katlıydı , yerler ahşaptı. Girişte bir hol vardı , genişti. Duvarlar kirli beyazdı , çeşitli tablolarla vardı. Benim, Mine’nin küçüklüğü …Ama babam yoktu o fotoğraflarda .Neden yoktu?
    Eski evimiz böyle değildi. Girişteki hol pembeydi ben boyamıştım .Küçük el izlerim vardı .Annem , babam ,ben ve Mine’nin fotoğrafı vardı ,Mine’nin doğumunda çektirmiştik . İlk yazmaya başladığım zamanlarda duvara karaladığım anne baba isimleri …Burası başkaydı eski yoktu burada her şey yeniydi.
    Yukarıya doğru çıktık .Dar bir koridora girdik .Duvarlarda motifler vardı .Annem mimardı .Bu evi de kendi tasarlamış yani öyle demişti . Mine ,ben ve onun için güzel bir hayat varmış artık ama neden yoktu bu cümlede babam. Evet babam nerdeydi , niye yoktu? Yoksa o kahrolası iş toplantılarından birinde miydi ? Bir kapı açıldı , içeri girdik .

    -Evet bir tanem burası senin için hazırladığım yeni odan . Çoğu eşyayı değiştirdim Melek’le beraber ama yine senin sevdiğin gibi sade ve az eşyalı. Nasıl buldun ?

    Çatı katında küçük , şirin bir odaydı .Tavanda gökyüzünü gören bir pencere vardı .Perdeler sütlü kahve tonlarında eşyalar ise ahşaptan oluşmaktaydı . Duvarlar bu duvarlar da beyazdı .Çeşitli desenler vardı çiçek , ağaç motifleri… Aynanın üst kısmında el yazsıyla yazılmış Esma yazısı vardı .Sade ve şık bir odaydı ama yabancıydı çok yabancıydı .Hiçbir şey bana ait değildi sadece çocukluğumdan kalma bir bebek vardı .Saçları hala benim ördüğüm gibiydi .Yatağımın üzerinde öylece duruyordu. Bir an gülümsedim .İçim ısındı. masumiyetimin bir simgesi daha … Ne çok severdim o bebeği babam almıştı ve ilk oyuncağımdı.

    -Güzel teşekkür ederim , zahmet verdim anne size de …
    -Aşk olsun , benim ilk göz ağrım gelmiş yuvasına bu benim en mutlu günüm.
    -Anne ya ben ,bunu diyen Mine’ydi.
    -Aa bir de küçük prenses vardı .Unutur muyum ben hiç onu ? Hadi bakalım sofraya geçelim.

    Aşağı indik. Mutfaktan enfes kokular geliyordu. Sofraya oturduk. Her şey o kadar renkli ve güzeldi ki… Muntazam bir biçimde tabağa koyulmuş salatalık , domates peynir , iri büyük zeytinler , kızarmış ekmek , bin bir çeşit reçel… Her şey o kadar güzel gözüküyordu ki gözüme . Uzun zaman olmuştu böyle bir kahvaltı yapmayalı .Hastanede her sabah Hatice Hanım’ın getirdiği plastik tabaktaki üç beş zeytin , peynir, soğuk bir çay ve bir dilim ekmek gibi değildi .Çayın dumanı üstündeydi henüz. Allah’ım bu bir rüyamıydı yoksa ? Ben bu düşüncelere dalmış hayranlıkla sofraya bakarken annemin sesiyle irkildim :
    - Hadi Esma bir şeyler ye , yoksa beğenmedin mi kızım ? Eğer başka bir şey istersen…
    Daha ne isteyebilirdim ki ?
    -Hayır anne , her şey çok güzel .
    Güzel bir kahvaltıdan sonra :
    - Müsadenizle odama çıkmak istiyorum biraz dinlenmeliyim.
    - Tabi kızım çık dinlen .Bu arada akşama bir süprizimiz var o zamana kadar iyice bir toparlan duşunu al.

    Sürpriz?

    -Peki anne .Bu arada babam nerde , bugün eve geleceğimi bilmiyor mu, yoksa o iş toplantılarından birinde mi yoksa yine ?

    Annem susmuştu bir an o ışıl ışıl gözleri dona kaldı . Ne olduğunu anlayamadım .Annem ilk defa susmuştu . Melek:

    -Hadi bakalım biraz dinlen akşam konuşursunuz bunları .Yeni geldin daha yorgunsundur .Sana temiz bir havlu vereyim duş al sonra da yat güzelce dinlen . Akşam yorucu olacak senin için.

    Hiçbir şey anlamamıştım .Melek apar topar beni yukarı çıkardı .Odam dedikleri yere gittik .Banyoya girdi , lavobanın altındaki çekmeceden bir havlu çıkardı.

    -Havlun burada Esma’cım şampuanların ve lifinde şuradaki tezgahta. Şimdi güzel bir duş al .İçeride yatağının üzerine temiz iç çamaşırı ve kıyafet bıraktım .Sonrada güzel bir uyku çek olur mu ? Bir şeye ihtiyacın olursa seslen hemen gelirim.
    Melek çıktı .

    Uyandığımda saat akşam yediye geliyordu.Kalktığımda o her zaman ki baş ağrım yoktu. Dinlenmiştim ya da o saçma sapan rüyalardan görmemiştim .Kapı çaldı ,gelen Mine’ydi.

    -Ablacım …
    -Mine kızım dur ablan uyuyodur belki de. Aa uyandın mı Esma , nasılsın bakalım dinlenebildin mi ?
    -Abla ya hadi gel .Bak aşağıda kocaman bir pa….
    -Mine kızım şşşt hadi aşağıya bakayım sen .Geliyoruz biz de birazdan.

    Şaşkınlıkla bakıyordum etrafa .Neler oluyordu ya da nerdeydim ben ? O yalnızlığım bir anda yok olmuştu. Etrafımda bir sürü insan … Yatağımdan kalktım.

    -Hadi kızım elini yüzünü yıka gel aşağı bekliyoruz seni.
    -Bekliyoruz?
    -Hadi çok soru sorma bakayım sen .Küçükken de böyleydin hep ama bu sefer değil hadi bekliyoruz.

    Annem çıktı . Lavobaya gittim . Aynanın karşısında bir an gözümün altındaki morluklara dikkat ettim .Rengim sarımsıydı sanki aynadaki ben değil bir yabancıydı .Yorgun , bitkin , mutsuz bir yabancı .

    -Sürpriz…
    -İyi ki doğdun Esma , iyi ki doğdun Esma, iyi ki doğdun iyi ki doğdun iyi ki doğdun Esma .
    -Mutlu yıllar kızım benim .

    3 Nisan!!! Evet bugün benim doğum günümdü ve yıllardır görmediğim herkes buradaydı .Belgin teyze ve kocası ton ton Hayri, Ayşe , Sevgi , Mustafa ,Alper , Bengü Dilek , Hakan, Eylem ve tanıyamadığım bir kaç yüz. Herkes benim için toplanmıştı .Kaç yaşına girmiştim ki… Yeni yaşım için sevinmeli miydim , üzülmeli miydim bilmiyorum ? Kafam bomboştu .Donmuştu , tıpkı kriz geçirdiğim zamanlardaki uyuşturulmuş hallerim gibi.

    -Ablacım hadi gel pastayı keselim .Çok güzel bir pasta .Sabahtan beri bir tadına baktırmadılar .Hadi n’olur kes artık.
    -Mine kızım ayıp ama!
    -Anne ne diyeceğimi bilmiyorum .Unutmuştum ben.
    -Annen bu günün hiç unutmadı bir tanem hadi gel..
    -Dilek tut sonra üfle mumları.
    -Esma bizi de unutma dileklerinde.
    - Ya kızı bir rahat bırakın rahat rahat üflesin.
    -Aman sanki gerçek olacak .Hadi ya pastanın tadına bakalım üfle bir an önce.

    Ne dilemeliydim ki bilmiyorum ama …

    -Esma’cım çok iyi gözüküyorsun hayatım. Baya toparlanmışsın , bunu diyen Ayşe’ydi benim liseden arkadaşım. Ayşe , Sevgi ,ben ve Eylem aynı sınıftaydık .Mustafa , Alper ve Bengü bir üst sınıftaydı .Hakan ve Dilek’te mahalleden arkadaşlarımızdı . Onlar başka okuldalardı ama hafta sonları hep beraberdik.
    -Seni çok özledim Esma , sen gittikten sonra .Her şey o kadar değişik ki Mustafa’yla evlendik gerçi geldiğim bir zaman söyledim ama sen uyuyordun yine her zamanki gibi .Alper’le Bengü ayrıldılar şimdi ikisi de evli bambaşka hayatları var ,mutlular . Hakan matbaada işe başladı , liseden sonra okumadı .Eylem üniversitede . Bu sene yurtdışına gidecek . Öyle işte… Eski mahallede hemen hemen kimse kalmadı hepimiz bir yerlere dağıldık . Annen bugün doğum günün olduğunu ve hastaneden çıktığını söyleyince yanında olmak istedik .

    Evet herkes değişmişti , büyümüş bambaşka hayatlara atılmıştı .Lisedeyken ne eğlenirdik gülerdik her anımız beraber geçerdi .Taki o zamana kadar… Tuğba nerdeydi hiç gelmemişti .Hastanedeyken de şimdi de yoktu . Oysa kardeşim gibiydi en yakın dostumdu ama yoktu.

    - Tuğba nerde o ne yapıyor ?
    -Ayşe susmuştu , bir şey demedi.
    Annem:
    -Esma canım hediyelerini açmayacak mısın ?
    Ayşe:
    -Aa evet hadi bakalım doğum günü çocuğu hediyeler , lafa daldık unuttuk iyi mi ? Daha çook zamanımız var .Artık hep dipdibeyiz.
    Mustafa:
    -Evet Esma artık senin bir evin daha var.
    -Aa çocuklar hadi bakalım hediyeler , Melek’ti bunu diyen.

    Kimi oyuncak kimisi parfüm kimisi güldürmek için biberon bir sürü hediye almıştı bana ama benim aklımda iki soru : Babam nerde ve Tuğba niye yok ?
    Herkes dağılmıştı . Mine hediye paketlerini kurcalıyordu . Annem ve Melek Teyze etrafı toparlıyor ben de koltuğa geçmiş etrafıma bakınıyordum .

    - Güzel bir gündü değil mi Esma?
    -Evet , teşekkür ederim anne ama babam nerde ?

    Annemin gülen yüzü bir anda düştü. Sanki saklı , sorulmaması gereken bir soruydu. Küçükken anneme ters gelen bir soru sorduğumda bakardı bu bakışlarla bana. Yine öyleydi işte.

    -Bugünlük bence bu kadar ayakta kalmak yeter küçük hanım .Günler çuvala girmedi ya. Benim küçük meleğim biraz dinlensin sonra uzun uzun konuşuruz bunları nasıl olsa .Sen artık hep benim yanımdasın bir tanem .

    Sabah annemin bağırışlarıyla uyandım .İlk başta anlayamadım .Birisine bağırıyordu.

    -Hayır gelme .Hayatımızdan çık .Yeniden aynı günleri yaşamak istemiyorum. Esma’nın geleceği söz konusu.

    Esma’nın geleceği söz konusu olan neydi ? Benim geleceğimle ne alakası vardı? Annem niye bu kadar sinirlenmişti? Yatağımdan kalktım .Bağırışlar git gide artıyordu. Aşağı indim .Annemle bir an göz göze geldik .Annem deliye dönmüştü sinirden. Bir anda beni görünce sustu telefonu kapattı .Ne olduğunu anlamaya çalışıyordum.Artık konuşmamızın vakti gelmişti . Konuştuğu babamdı .Sadece annemin gözlerine bakıyordum anlamsız ve boş .Neden hiçbir şey yolunda değildi ? Babam nerdeydi , neden yanımda değildi ?

    Annem bağırmaktan kısılan sesiyle bana bir şeyler anlatmaya çalışıyordu .Dikkatimi toplamaya çalıştım .Bir an sendeledim . Annem koluma girdi , beni oturttu ve başladı:

    Şirket , benim hastaneye yatmamdan sonra kötüye gitmişti .Annemin söylediğine göre babamın hayatına giren bir kadın şirketin bütün hisselerini almıştı . Babam bütün bunlara göz yumarak kadına peşkeş çekmişti resmen . İnanamadım duyduklarıma bu benim babamıydı .Beni , bizi nasıl bırakmıştı ? Kadının adı Gizem’miş . Annemin anlattıklarından anlaşılan gerçekten gizemli bir kadınmış.Önce şirketi daha sonra da yavaş yavaş babamı ele geçirmiş ve babam gitmişti . Annem bu olaydan sonra zor toparlamış kendini .İlk başta babamdan ayrılmış daha sonrada benim ve Mine’nin geleceği için bir hayat kurmaya çalışmış .Baştan , en baştan…Annem hiç hissettirmedi bana .Ne zor günler geçirmiş ben yokken …Babam şimdi benim geldiğimi öğrenmiş beni görmek istiyormuş .Annem buna asla izin veremeyeceğini söyledi . Bu söylenenler beni sarsmıştı .O an gözlerimden iki damla yaş geldi.Ne yapmalıydım ? Annemin tarafında olup babamdan annemin intikamını mı almalıydım yoksa çok özlediğim babacığımı görmeli miydim ?

    Sanki çıktığım o karanlığa doğru tekrar gidiyordum.Her şey o kadar karışmıştı ki babamın iş seyahatinden dönüşünü beklerken , o iş hırsı yüzünden bizi tamamen terk ettiğini öğrendim . Allah’ım bu bir kabus muydu ? Ne yapacağımı bilmiyordum . Annem ağlıyordu . Odaya Mine geldi ne olduğunu anlamaya çalışır bakışlarla anneme bakıyordu . Bir anda anneme sarıldı . Annem hıçkırmaya başladı . Mine iyice korkmuştu . Bunu anlayan Melek Teyze Mine’yi alıp dışarı çıkardı . Salonda annemle baş başa kalmıştık ne diyeceğimi ne yapacağımı bilmiyordum . Kabus tekrar mı başlıyordu ? Hiçbir şey demeden odama çıktım . Kapıyı kapattım ve yatağın içine girdim . Uyumak yine uyumak ve uyanmamak istiyordum . Uyuşturmalılardı yine beni . Babam nasıl yapabilirdi böyle bir şeyi anlam veremiyordum .

    Hastaneden çıkalı beş gün olmuştu ama bu seferde odamdan dışarı çıkmıyordum . Yine dört duvar arasındaydım . Yine duvarlar üstüme üstüme geliyordu .Yine kimseyle konuşmuyordum . Akşamları arada annem uğruyordu yanıma .Annem benim için endişelenince doktorum Hamdi Bey’i aramış . Hamdi Bey ise üstüme gelinmemesini ve kendi halime bırakılmamı söylemiş. Yıllardır Hamdi Bey’in en sevdiğim yönüydü bu . Kafamı , düşüncelerimi toplayabilmek için hep yalnız kalmamı önerirdi ve işe de yarardı .

    Bugün sabah yine hıçkırıklar içinde uyandım . Duvarlar üstüme üstüme geliyordu . Saat beşti . Dışarıda hava yeni yeni aydınlanıyordu . Evde ses seda yoktu . Herkes uyuyor olmalıydı . Dışarı çıktım , gökyüzüne baktım . Havada ılık ama güzel bir rüzgar esiyordu.Sokakta hiç kimsecikler yoktu . Yürümeye başladım nereye gittiğimi ne yaptığımı bilmiyordum .Uçsuz bucaksız bir yol vardı sadece önümde . Gidebildiğim kadar gitmek istiyordum bütün hırsımı çıkarırcasına .O beni çepe çevre saran duvarlardan kaçarcasına gidiyordum . Hava iyice aydınlanmıştı ama ben yürümeye devam ediyordum . Artık dermanım kalmamıştı bacaklarımın titrediğini hissediyordum. Bir an durdum etrafıma baktım .Burdan bir kere daha geçmiştim farkında değildim . Galiba saatlerdir aynı yerde çember çizip duruyordum . Sahildeki banklardan birine oturdum . Kalbim hızlı çarpıyordu .Soluk alış verişim çok hızlıydı . sanki yüreğim çıkacaktı yerinden .Yavaş yavaş sakinleşmeye başladım.

    Gökyüzünde martılar ,masmavi deniz üzerindeki vapurlar…İşlerine giden ve yürüyüş yapan insanlar …Acaba onlarında var mıdır benim gibi dertleri ? Yoksa bir ben miydim böyle olan ? Büyümek istemiyordum . Keşke eski günlere gitme şansım olsaydı ve hep orda kalsaydım.En güvendiğim erkek babamdı nasıl olurdu böyle bir şey ?
    Hayat hep mi zorlar böyle insanı , yaşamak bu kadar zor gelir mi ? Oysa her şey bitmişti .Geçmişte kalmıştı yani öyle olmalıydı ama galiba her şey yeniden başka bir senaryoyla içine hapsedecekti beni .
    Öğle güneşi tepemdeydi . Etraf iyice kalabalıklaşmıştı . Kaktım , yolları hatırlamaya çalıştım .Yürüyemeye başladım , titriyordum .

    -Kızım nerdesin ?Çok korkutun bizi . Kalktığımda yatağında yoktun endişelendim .
    -İyim anne merak etme sadece hava almak istedim .
    -Lütfen bir daha habersiz çıkma .Sana ulaşamamak deliye döndürüyor beni.
    -Tamam anne ben odamdayım.
    -Bir şeyler yemeyecek misin ? Bak kahvaltı sofrası hala duruyor .
    -Hayır teşekkür ederim . Bir bardak süt belki .
    - Tamam canım çık sen Melek getirir birazdan .

    Odama çıktım . Duvarlar işte o kahrolası duvarlarla karşı karşıyayım yine . Babam yoktu artık . Yani bambaşka bir hayata yelken açmıştı ve bunu yaparken de bizi düşünmemişti. Yurtdışında başka biriyle devam ediyordu hayatına . Bize annem sahip çıkmıştı. İlk önce hayatıma büyük darbeler bırakarak bir erkek gitmişti . Şimdi ise en güvendiğim erkek , babam da terk etmişti beni. Yatağıma yattım . Melek Teyze’nin getirdiği süt başucumdaydı . Bir kaç yudum aldım . Sonra düşünceler içindeyken yine bir uyku hali …Hep yaptığım şey tek sığınak limanım .Moralim bozukken belki de en iyi gelen şey uyku!

    -Hayır hayır bu olmaz gidemezsin hayırrrrrrr!
    Çığlıklarla uyandım . Saat akşam yediydi akşam yemeği vakti gelmişti . Rüyaydı ya da kabus desek daha iyiydi . O kadar gerçekti ki …Yine mi hayatıma aklımın o derinliklerinden çıkıp girecektin ? Hayır hazır değildim buna .

    -Süpriz… Bayan uykucu kuşlar dedi ki , Esma Hanım yine moda girmiş Ayşe’sine ihtiyacı varmış.
    -Ayşe hoş geldin . Evet yine gömüldüm galiba .
    -Aaa yok öyle bir şey . Hadi bakalım Melek Teyze süper şeyler yapmış yine . Hepimiz aşağıda seni bekliyoruz . Toparlan ve gel .
    -Tamam hemen geliyorum .

    Hayatım o kadar sıradanlaşmıştı ki .Beynim durmuştu . Yine öylesine yaşamaya çalışıyordum ama Ayşe’ nin gelmesi çok iyi olmuştu . En azından kafamı kurcalayan diğer soruların yanıtlarını Ayşe verebilirdi bana.

    Elimi , yüzümü yıkadım . Yatağımı topladım . Üstümü değiştirdim ve aşağı indim . Sofraya oturduk . Melek Teyze ile Mine yine reçelli ekmek kavgası yapıyordu . Annem ise yetiştirmesi gereken projelerin taslaklarına göz atıyordu . Ayşe kaynanasından şikayet ediyordu her zamanki gibi . Evleneli sene bile olmamışken Ayşe hemen başlamıştı şikayetlere . Neymiş efendim Ayşe’nin yaptığı yemekleri beğenmiyormuş , çamaşır katlamasını beğenmiyormuş , oğlu böyle bir düzene alışkın değilmiş vs . Böyle şeylere karışan bir anne var mı daha ? Herhalde annelik böyle olsa gerek . Evlendirse bile senelerce elinden gözünden sakınarak büyüttüğü çocuğunu bir başkasına vermek hazmedilemeyecek bir duygu olsa gerek . Benim hiçbir zaman tadamayacağım o duygu…Eskiler bir bir hatıralarımı kaplamakta yine .

    -Esma hiçbir şey yemedin . Hadi kızlar bekliyorlar , alışverişe çıkacağız daha . Kafa dağıtmanın en iyi yoludur.
    -Ayşe ne alıverişi ya ben gelmesem .Bilirsin hiç hoşlanmam öyle şeylerden . Evimde mutluyum ben .
    -Olmaz .Ben nereye sen oraya…

    Ayşe eğer bir şeyi kafaya koyduysa mutlaka yapardı . O yüzden fazla ısrarın bir anlamı yoktu . Yukarı çıktım , çantamı aldım . Dışarı çıktık . Ayşe arabayla gelmişti . Bindik. Şehir merkezine bir saatlik bir uzaklıktaydık . Yollar ağaçlarla kaplıydı. Gidiyorduk . Bir an sessizlik oldu .

    -Ayşe , Tuğba nerde , niye gelmedi ?
    Ayşe bir an duraksadı . Sanki sormamdan çok korktuğu bir şey sormuştum .
    - Görmedim yani görüşmedik uzun zamandır . Bilmiyorum .
    -Nasıl yani Tuğba yok mu , o da mı gitti ? Beni görmeye de hiç gelmedi . O böyle yapmazdı . Kardeş gibiydik biz onunla . Beni bırakmazdı , haber vermemezlik yapmazdı .
    -Esma her şey eskisi gibi değil . Bazı şeyler vardır anlaşılmaz konuşmazsın . Yani nasıl söyleyeceğini bilemezsin .

    Anlayamadım neydi ki o söylenemeyen , değişen ,bilmediğim , yine kaçırdığım şeyler ?
    Merkeze gelmiştik .Ayşe:

    -Hadi inelim . Moral bozmak yok kafaları dağıtma vakti…

    Bütün gün mağaza , alışveriş merkezi , bujiteri , cafe dolandık durduk .Ama hiç birinde yoktu aklım . Ayşe hadi diyordu ben gidiyordum . Ben nerde miydim eskilerde mesela eski mahallemde , dostum Tuğba’da , beni terk eden babamda ve Mertte …Değişen dünyamda …

    Mert nerdeydi ? Onu ne kadar çok özlediğimi biliyor muydu acaba ? O da beni özlemiş midir ki ? .Hastanede geçirdiğim ilk zamanlarda gelirdi ziyaretime . O bakışları hiç değişmeden bakardı bana . Çoğu zaman bedenimin uyuşması engel olamazdı ona bakmama,sevmeme .

    Yeni yeni topluyordum kafamı . Artık üzerimdeki sersemlikten kurtulmam , geçmiş ve gelecekle yüzleşmem gerekiyordu.Hayat bana geçmişte en büyük oyununu oynamıştı ve hala yılmamış oyunlarına devam ediyordu.

    Ve sonunda Ayşe ile bir kafeye oturduk . Burayı hatırlıyordum sanki . Tam karşımızdaki kocaman masada otururduk hep birlikte . Kahkahalarımızı duyuyorum.Tuğba , Ayşe , Mustafa , Alper… Mert’ in elleri ellerimde gözlerini benden ayırmıyor.

    Öyle dalmışım ki Ayşe korkmuş olmalı . Titrek sesiyle beni kendime getirmeye çalışıyordu . Gözlerimi kapatıp açtığımda olduğum aleme dönmüştüm.Ellerim saçlarımda başımı sıkıştırıyordum farkında olmadan ve gözlerimde iki damla yaş vardı.Anılar canlandı bir an . Ölümden önceki anılar… Ağlamaktan değil gülmekten yaş gelirdi gözlerimizden . Ayşe:

    -Esma iyi misin tatlım hadi gidelim , dedi.Bir an irkildim ve kendime geldim .
    -Beni eve götür Ayşe lütfen .

    Ayşe koluma girdi ve ağır adımlarla arabaya gittik . Yol boyu konuşmadık . Başımı cama dayadım . Geçtiğimiz yollara insanlara bakıyordum.İnsanlar…Bu şehirde onca acıyla hapsedilmiş insanlar… Canlarının ne kadar yandığını görebiliyordum gözlerinden .

    Ve evdeyim . Annem telaşlı bir şekilde kapıyı açtı . Ayşe ona haber vermişti anlaşılan.
    -Esma iyi misin kızım , gül yüzlüm , diyerek sarılmıştı annem.
    Ne kadar acıydı . Hiçbir tepki verememiştim sarılamamıştım bile . Sadece gözlerim boş boş bakıyordu .
    -Beni odama götür diyebildim sadece.Yatağıma uzandım.Annem :
    -İlaçlarını içmelisin tatlım hadi kalk.
    -Hayır anne , lütfen şimdi uyumak istemiyorum .
    -Tatlım yanında kalmamı ister misin ?
    -Kendimle baş başa kalmak istiyorum .

    Annem kapıyı kapatıp çıktı.
    Neydi kafamı bu kadar kurcalayan hatıralar ? Geri gelin artık yüzleşmeliyim sizinle başımı . Ellerimin arasına alıp başımı sıkmaya başlamıştım.Belki geri gelir hatıralar diye.Parça parça geliyorlardı . Sesler , görüntüler neydi bu yaşadığım hafıza kaybı mıydı ? Bu parçaları bir türlü yerli yerine oturtamıyordum.
    Hava kararmaya başlamıştı.Bir zamanlar en çok korktuğum şeydi karanlık . Şimdi ise huzur bulduğum tek yer olmuştu . Karanlık üstümü örttükçe kasılan vücudum gevşemeye başlamıştı . Yeniden bir uyku hali… Gözlerim ağlamaktan sızlıyordu. Onlar bile dayanamadı , kapandılar ve uyku uyku…

    Bir şeyler oluyordu . Nefes alamıyordum . Bir an çığlıklarla sıçradım yataktan . Annem baş ucumdaydı ,ellerimi tutmuş sakin ol ,diyordu. Kan ter içinde kalmıştım yine onlar –anılar- parça parça üstüme geliyordu.Tekrar uzandım yatağıma . Annem ilaçlarımı getirdi . Bu sefer hayır diyemedim . Gerekliydi anlamıştım.İlaçları aldığım zamanki uyku ölüm uykusu gibi ne bir ses ne de bir rüya.Hatırlamalı mıydım yoksa hatırlamamak daha mı iyiydi ? Anlayamadım , her türlü acı çekiyordum.

    Sabah olmuş güneş en güzel gülüşleriyle odama girmişti. Yepyeni bir gün daha. Güneş ışığının dokunduğu vücudum ısınıyordu.Kalktım ve yatağıma oturdum . Ağlamaktan sızlayan gözlerimi ovuşturdum. Odaya şöyle bir göz gezdirirken anneme takıldı gözlerim . Gece boyu hiç gitmemişti anlaşılan uyumuştu koltukta .

    -Anne kalk hadi yatağına git iyiyim ben.Bir an irkildi , korkmuştu .
    -İyi misin neyin var ? dedi telaşlı bir şekilde .

    Aslında her gece böyleydi .Her gece böyle uyuyordu zavallı annem . Nereye kadar taşıyacaktı beni böyle.Hangisine yanmalıydım bu nasıl bir hayattı ? Hep canımızı yakıyordu.

    -Yok bir şeyim anneciğim kalk yatağına yat hadi . Ben Mine’ye bakayım , kahvaltıyı hazırlayım seni uyandırırız.

    Annem şaşkınlıkla yüzüme bakıyordu . Haklıydı ben bile şaşkındım dediklerime . Ben bile inanamadım ama iyi gelmişti sanki . Mutlu olmuştum içim kıpır kıpır oldu . Annem bulunduğu yerden kalktı ve bana sımsıkı sarıldı.Bu daha da iyi gelmişti bana . Yeniden doğmuş gibi olmuştum.Annemi yatağına gönderdikten sonra iş bizim uykucu Mine’yi uyandırmaya gelmişti . Odamdan çıktım . Şöyle bir kapılara baktım . Hale bak kardeşimin odasını bile bilmiyordum . Ama o kendini her şekilde belli ediyordu . Pembe tüllerle kaplanmış bir kapı…İlerlemeye başladım . Koridorda bulunan aynanın önünden geçtim ve tekrar geri dönüp baktım . Ben miydim bu ? Gözlerim kızarmıştı ama bambaşka bakıyordu gözlerim bu sefer.Işıl ışıldı gözlerimin içi gülüyordu resmen.
    Kapıyı usulca açtım . Bizim ufaklık uyanmış ama anlaşılan ablasından oyun istiyordu.Beni görür görmez yorganı kafasına çekip uyuyormuş gibi yaptı.

    -Mine ablacığım , tatlım hadi kalk.

    Yorganın altında kıkırdıyordu.Yorganı kaldırdım . O güzel gözleriyle kocaman bir gülümseme bana bakıyordu . Kalktı ve sımsıkı sarıldı . Öptü öptü…Doyamıyorcasına öptü durdu.
    -Hoş geldin abla .

    Çok şaşırmıştım “hoş geldin”…Bugünkü değişikliğin o da farkındaydı anlaşılan.Sonra odasına ilk defa geldiğimin farkına vararak oyuncaklarını tanıtmaya başladı.Hepsine isimler vermişti . Beni tek tek tanıştırdı . Sonra gözlerimi kapatmamı istedi . Kapattım .

    -Ablacığım şimdi açabilirsin .
    Çok güzel bir bebekti bu kutusundan bile çıkarmamıştı . Yeni almıştı galiba.
    -Bunun adı Esma . Annem bunu sen gittiğinde almış bana . Arkandan ağladığım zaman almış . Ben de sana benzetip abla demişim . Paketini bile açmamışım o günden sonra şimdi paketten çıkma vakti geldi , dedi ve güldü . Sarıldı boynuma , öptü öptü öptü…
    Mine’yle birlikte mutfağa indik . Melek’e kahvaltıyı bizim hazırlayacağımızı söyledim .Anlaşılan o da şoka girmişti.Mine’yle çok eğlenceli bir şekilde kahvaltı hazırladık . Her şey filmlerdeki gibiydi .Mutluydum galiba uzun zamandır kendimi böyle hissetmiyordum . Çok güzel bir kahvaltı hazırladık . Melek bazı eksiklerimizi tamamladı . Daha sonra Mine’yi annemin yanına gönderdim uyandırması için . Mine o kadar mutluydu ki annemi uyandırmaya giderken yürümüyor adeta uçuyordu.Nereye kadar giderdi bu mutluluk ? Sonu var mıydı bu filmin ?

    Annem büyük bir şaşkınlıkla indi aşağıya .
    -Gerçekten siz mi hazırladınız ? dedi . Melek :
    -Şaşılacak bir şey ama evet.
    -Aman da aman benim kızlarım ne kadar da hamaratmış . Kurban olurum ben size , diyerek sımsıkı sarıldı .

    Öyle bir sarıldı ki iliklerime kadar hissettim bu sevgiyi . Tek gerçek sevgi anne sevgisiydi anlaşılan.Tuhaf bir şeydi içimdekiler .Mutlu hissediyordum kendimi ama gidiciydi bunun da farkındaydım . Bu da canımı çok acıtıyordu.
    Kahvaltı masasına oturduk . Bu sefer kahvaltı masasında sessizlik yoktu . Herkes bir şeyler söylüyor kahkahalar havada uçuşuyordu . Mine bile sorunsuz bir şekilde yedi dilimlerini.

    -Anne…
    -Söyle tatlım.
    -Ben okula gitmek istiyorum .Sen ne düşünürsün?Hepimiz farkındayız yeni bir hayata başlamalıyım.Fakat önce yapmak istediğim bir şey var . Hamdi beyi görmek istiyorum.
    -Sen kendini iyi hissediyorsan benim için her şey tamamdır güzel kızım.Ama Hamdi Bey’i neden görmek istiyorsun onu anlamadım?
    -Önemli bir şey yok sadece birkaç şey soracağım.
    -Tamam tatlım ben arabayla götürürüm seni .
    -Yok annem ben kendim giderim .
    -Canım emin misin?
    -Evet anne normal olmak istiyorum anormal değil.
    -Sen zaten normalsin kızım neden öyle söylüyorsun.
    -Anne lütfen çocuk değilim .
    -Tamam güzel kızım kapatalım konuyu , tadımız kaçmasın .

    Sanki yıllardır kahvaltı yapmamış gibiydim . Açlığımdan değil kahvaltı yapmanın keyfi bir başkaydı.Mine’ye ellerimle reçelli ekmeklerden yedirdim.Çayları ben koydum üstelik ellerim titremeden .

    Kahvaltıdan sonra odama çıkıp dolabımı açtım . Elbiselerimi kurcaladım biraz . Uzun zamandır kendi seçtiklerimi giymiyordum.Uzun uğraşlar sonunda kafama göre bir şeyler bulmuştum , giyindim . Saçlarımı taradım ve topladım . Mert çok severdi saçımı toplamamı , çok yakıştığını söylerdi.Ufak tefek makyajdan sonra hazırdım artık dışarı çıkmaya . Aşağıya indim ve anlaşılan herkes beni bekliyormuş.Annemin gözleri ışıl ışıldı . Mine :
    -Ablacığım çok güzel görünüyorsun .
    -Abartma ablacığım normal giyindim işte.Annem :
    -Tabi Mine , ablan her haliyle güzel .
    -Tamam anne ya yapmayın böyle . Kendimi yeterince tuhaf hissediyorum zaten . Çıkıyorum ben Hamdi Bey’e gideceğim.

    Sokak bile ne kadar farklıydı . Sanki herkes bana bakıyordu. Güneş en güzel yüzünü göstermişti bana bugün .İçim kıpır kıpırdı . Farklıydı bu duygular uzun zamandır yaşamamıştım doğrusu.Yine başım dik yürüyordum .Adımlarımı sağlam atıyordum.
    Dolmuş durağına geldim ve beklemeye başladım . İstanbul işte her zamanki gibi çok ama çok kalabalıktı . Bu kalabalığı sevmesem de özlemiştim . İş güç peşinde koşturan insanlar , arabalarıyla hava atan zengin çocuklar , onları etkilemek için her şeyi yapan genç kızlar…Hayat aynı hayat ama herkese farklı maske , farklı oyunlar…

    Bir ara ani bir fren sesiyle ben ve bütün duraktaki insanlar irkildik . İlerde bir yerde kaza olmuştu sanki . Herkes oraya bakmaya başladı . Ben de o yöne doğru baka kalmışım . Çok tanıdık bir sesti bu içimi ürperten . Ambulans sesi …Ne oluyordu bana ne kadar tanıdıktı her şey . Gözlerimden bir anda yaş gelmeye başladı. Gelen otobüsün sesiyle irkildim ve kendime geldim . Otobüse bindim , kafamı cama dayadım ve düşünmeye başladım . Sesleri , aklıma gelmeyen o görüntüleri… Yok yok yok olmuyordu . Kendimi fazla zorlamadan bıraktım. Çünkü sonu kötü olacaktı biliyordum .
    Ve geldim . Beş senemi geçirdiğim o karanlık duvarların arasına gelmiştim . Kapıdan girdim . Beni tanıyan hemşireler oldu . Hepsi tek tek halimi hatrımı sordular .

    -Nasılsın Esma ? Harika görünüyorsun canım hep böyle ol .
    -Sağolun . Ben Hamdi Bey’i görmek için gelmiştim. Hemşirelerden biri :
    -Gel tatlım gir koluma gidelim beraber .
    Ve yola koyulduk . Her şey aynıydı . Bana oyun oynayan , gençliğimin en güzel yıllarını alan duvarlara , onca şeye inat gülüyordum
    -Bana oyun oynadınız ya şimdi sıra bende .Bakın size inat gülüyorum , diyordum içimden . Sesli düşünsem deli olduğumu düşünürlerdi kesin.

    Hamdi Bey’e haberim gitmiş olmalı ki beni kapıda bekliyordu . Hiç bitmeyecekmiş gibi olan o gülümsemesiyle karşıladı beni .

    -Esma’cığım hoş geldin . Hayırsız çıkmadın geldin bizi görmeye çok sevindim . Söylemeden geçemeyeceğim çok güzel görünüyorsun .
    -Teşekkür ederim Hamdi Bey o sizin güzelliğiniz.
    -Hadi gel Esma’cığım içeri . Bakalım sana nasıl yardımcı olabilirim .

    İçeri geçtik .O her zaman bulunduğum koltuğa uzanmadım bu sefer . Hamdi Bey’in masasının yanındaki koltuklardan birine oturdum . Hiç dikkat etmemiştim bu odaya güzelmiş aslında . Mobilyalar , renk uyumu,aksesuarlar , kitaplar…

    -Evet seni dinliyorum Esma , dedi Hamdi Bey .
    -Nerden , nasıl başlayayım ki ? Geceleri kabuslar görüyorum . Kafamdaki sesler , aklıma gelmeyen görüntüler çıldıracak gibi oluyorum .Neden yaşıyorum bunları ? Neden bazı şeyleri hatırlamam gerektiğini düşünüyorum ama hatırlayamıyorum ?
    -Bak Esma’cığım biz sana unutman gereken şeyleri unutman için yardımcı olduk bunca zaman . Şimdi neden bunları hatırlamak istiyorsun anlayamıyorum seni . Onca zaman bu duvarlara hapsedilen şeyleri hatırlaman konusunda yardımcı olamayacağım Esma . Ama kabusların için ilaç verebilirim .
    -Ama neden beni anlamıyorsunuz hatırlamam gerekiyor . Geçmişi olmayan bir insan gibiyim dayanamıyorum bu duruma .Formatlanmış bilgisayar gibiyim . Dayanılmaz sesler var kafamın içinde . Hayır ilaç içip de sersem gibi olmak istemiyorum . Okula başlayacağım artık dinç olmalıyım.
    -Bak Esma , tamam bir şeyleri hatırlamak isteyebilirsin anlıyorum . Durumunun da çok iyi farkındayım . En iyisi bunu sen kendin öğren ama beynini fazla yormadan , aklına gelen parçaları birleştirerek. Bir anda söylemem ya da hatırlaman seni tekrar bir şoka sokabilir .
    -Peki siz nasıl isterseniz öyle olsun , dedim .

    İçtiğim sıcak bir çaydan sonra çıktım hastaneden ve bir karar aldım . Bunu gerçekleştirmek için bir kırtasiyeden not defteri aldım . Duyduğum sesleri,gördüğüm rüyaları not edecek ve Hamdi Bey’in dediği gibi parçaları birleştirecektim. Her geçen adımda biraz daha mutlu oluyordum . Etrafımdaki insanlara anlamsız gülücükler dağıtıyordum . Bu bile tekrar tekrar gülmeme neden oluyordu.

    Beş yıldır uğramadığım okulumdaydım sonunda . Dondurulan kaydımı bozmaya gelmiştim.Ne kadar büyüktü bu okul . Liseden ve büyük bir aradan sonra şok etkisi yaratmıştı bende .Boğaziçi Üniversitesi mimarlık bölümü okuyacaktım. Okulun içinde kaybolmuştum . Şaşkın şaşkın etrafıma bakınıyordum. Sanki herkes bana bakıyormuş gibi geliyordu . Halbuki herkes kendi halinde banklarda , çimlerde sevgilisiyle arkadaşlarıyla konuşuyor , eğleniyorlardı . Ben de böyle olabilecek miydim acaba ?

    Enterasan bir hayattı bu öğrencilik dedikleri . Etrafıma bakıyordum da bir çoğu burada öğreniyor hayatı . Buradan mezun olduktan sonra gerçek hayata adım atacaklar ama hala ailesinin kanatları altında yaşıyorlar dertsiz tasasız .Evet ben de ailemin kanatları altındayım .Babamsız bir aile ve erken öğrenilmiş hayat acıları . Büyük acılar , yıllarımı çalan acılar…Ben bunca şeyi düşünürken kendimden habersiz , bir çocuk kaybolduğumu anlamış olacak ki yanıma usulca yaklaştı . İticiliğinin yanında suratındaki anlamsız sırıtma onu haddinden fazla çekici yapıyordu ve sonunda konuştu :
    -Bu güzel bayan buralarda ne arıyor acaba ? Bu güzelliği taşıyacak bir üniversite değil burası . Merhaba ben Burak .
    -Ben de Esma . Bütün bu iltifatlar için çok teşekkür ederim Burak .
    -Hadi söyle bakalım Esma ne arıyorsun burada ? Seni ilk defa görüyorum . Bu okuldaki yeni eski bütün öğrenciler benden sorulur . Seni sorsalar ben ne cevap vereceğim ?
    Her söylediği cümlede gülme krizlerine sokuyordu bu çocuk beni . Çok da hoşuma gitmişti açıkcası .Uzun zamandır böyle güzel sözler duymamıştım.
    -Ben mimarlık bölümünde okuyacağım ,tabi bulabilirsem . Bana yardımcı olur musun?
    -Böyle güzel bir bayana eşlik etmek benim için çok büyük bir şereftir.Küçük hanım koluma girer misiniz sizi ne kaybetmek ne de kaptırmak isterim . Hem biraz düşmanlar çatlar yeni sevgili yaptığımı düşünürler .
    -Teşekkür ederim yardımlarınız için ve beni kötü emellerinize alet ettiğiniz için de tabi .

    Ne kadar çok bina vardı ve çok büyüklerdi . Burada kaybolmamak elde değildi . Uzunca bir süre yürüdük Burak ile birlikte . Herkes bize bakıyor ,arkadaşları Burak’a selam veriyordu sırıtarak . Daha ilk günden yeni maceralara atılmıştım anlaşılan. Bu uzun yürüyüşün ardından Burak :
    -Evet küçük hanım geldik burada dört yılınız geçecek umarım iyi olur .
    -Teşekkür ederim .
    -Hadi içeri girelim seni öğrenci işlerine götüreyim . Sen işlemlerini başlat .

    Ne kadar büyük bir binaydı bu . Güzeldi ama Burak’ın da dediği gibi dört yıl geçireceğim burada pozitif olmalıyım .İlk günden ama hoşuma gitmişti .Öğrencilik dedikleri bu olsa gerek . Herkes kendi havasında umursamaz bir öğrencilik …Acaba ben de böyle umursamaz olabilecek miydim ? Ve öğrenci işlerindeydik . Burak’a tekrar teşekkür ettim ve gitti . Artık tek başımaydım . İçeri girip girmeme konusunda çok düşündüm ama bazı şeylere başlamak istiyorsam bunu yapmalıydım ve sonunda içeri girdim . Oradaki bir görevliye doğru ilerledim . Her adımda kalbim daha hızlı atıyordu . Kısa bir tanışma faslından sonra işlemlere başladık . Bir sürü belgeler , imzalar , rektörlük derken ve bitti . İstediğim zaman derslere girmeye başlayabileceğimi söylediler. Heyecanı hala üstümden atamamıştım . Garip bir histi bu . Sanki hiç okula gitmemiş daha ilkokula başlayan çocuklar gibiydim.

    Okuldan tek başıma çıkmayı başarmıştım . Yürümeye başladım . İstanbul’u özlediğimi fark ettim . Sahile doğru ilerledim . İstanbul İstanbul dedikleri sadece insan kalabalığından ibaretti aslında ama bu kadar insanı ve beni bu şehre bağlayan neydi bilmiyorum ? Eminim diğer insanlarda bilmiyordur. Bir süre yürüdüm ama anladım ki aradığım burada değildi . Ortaköy’e gitmeliydim . Benim derdimin devası orasıydı . Taksiye atladım ve yola koyuldum.

    Ve işte benim cennetim . Simitimi aldım , oturdum sahile . Hem kendi karnımı doyurdum hem de martılarınkini . Yediğim en güzel simit buydu herhalde çok tatlı gelmişti . Yine insan kalabalıkları,sesler,değişik yüzler…

    Oturup bir yerlerde çay içmeye karar verdim . Ortaköy’ü unutmak imkansızdı benim için . Yeni mekanlar açılmıştı ama dikkatimi çeken tek bir yer olmuştu . Tanıdık bir yerdi burası beni ister istemez içine alan bir yer . Yavaş yavaş ilerledim. Tabelası yoktu buranın ama çok tanıdık geliyordu . İçimden bir ses gitmem gerektiğini söylüyordu ama canım yanacakmış gibi hissediyorum . Neden her şey parça parça geliyordu bu beni çıldırtıyordu.Kapıya doğru ilerledim . Kapıda tanıdık bir yüz bana doğru bakıyordu .

    -Esma , dedi .

    Bir süre anlamsız bir şekilde suratına baktım adamın . Evet tanıdıktı ama neydi , kimdi ? Of başım ağrıyordu . Aklım bana sanki oyun oynuyor gibiydi . Yine anlamsız görüntüler geliyordu gözlerimin önüne . Sesler duyuyorum , mutluluk kahkahaları… Esma diyor biri aşkım diyor . Mert bu .Bir an Mert gerçekten yanımda sandım ve etrafıma bakmaya başladım . Gördüm ki hala kapıdayım. Kapının önündeki tekrar :

    -Esma hoş geldin güzel kızım , ne kadar da güzel olmuşsun , dedi .

    Evet ya bu Ali ağabeydi . O anda boğazına sarıldım . Şaşırmıştı anlaşılan böyle bir tepki beklemiyordu benden. Kısa süren şaşkınlıktan sonra içeri geçtik denize bakan masalardan birine oturdum . Aldım çayımı elime sanki dünyada benden mutlu yokmuş gibi yine hayal meyal bir şeyler hatırladım . Güzeldi günler yani kahkahalar , yüzler , herkes.
    Artık okula başlama vakti gelmişti . Uzun süren aranın sonunda yeni bir hayat , yeni bir çevre , yeni …

    Her üniversitelinin olması gerektiğinden farklı bir hayatım vardı. Sadece Burak’la konuşuyordum bazen ise tanıştırdığı arkadaşları ile . Burak’a yaşadığım bir takım şeyleri anlattım . Hastanede kaldığımı ama nedenini hala hatırlayamadığımı anlattım.onunda bu işe kafası karışmıştı ama beni hiç yalnız bırakmadı.iyi bir çocuktu ama bazı tuhaf şeyleri vardı anlam veremediğim oda onun yapısı die düşündüm umursamadım.

    Bir gün okulda oturuyordum tek başıma .İlerden Burak’ın geldiğini gördüm . Sonra birkaç tane garip görünüşlü çocuk Burak’ı kenara çektiler .Anlam veremedim . Hemen yanlarına gittim . Korkmuştum ,çünkü ona bir şey yapacaklar sandım. Burak :

    -Esma git otur ben geliyorum deyince geri döndüm .

    Bu konu hakkında Burak’la hiç konuşmadık .Sorduğumda da hep geçiştirdi . Bende çok üstelemedim.Yine bir gün dersi beklerken Burak geldi ve evinde parti olacağını haber verdi herkese . Hatta ben de buna yardım ettim .Artık bütün okulun haberi vardı.Akşam eve gittiğimde anneme söyledim sadece laf olsun diye .Ama o gitmem konusunda çok ısrarcıydı . Konuyu kapattığımı düşünmüştüm ama parti günü gördüm ki pek öyle olmamış . Ne giyeceğime bile karar vermişti.Evden çıkarken :

    -Bu halde gitmeyeceksin değil mi kızım , dedi annem .
    -Ne varmış halimde anne okula gidiyorum .
    -Hayır akşam partiye gidiyorsun . Sana yeni kıyafetler aldım . Git onları giy hadi .
    -Anne gitmeyeceğimi söylemiştim sana , lütfen .
    -Kızım neyden çekiniyorsun ,neden gitmiyorsun ? Artık sosyalleş lütfen .
    -Anne yapma .
    -Lütfen kızım ya ne kaybedeceksin ,benim için hadi güzelim .
    -Of tamam anne bakarız . Haber veririm sana tamam .
    -Tamam güzel kızım benim .

    Bakarız demek , benim için gitmeyeceğim ama sen beni partide bileceksin demekti benim dilimde .En azından öyle hesap ediyordum .Pek de öyle olmadı .Okula gittiğimde Burak’la karşılaştık .İlk sorduğu şey parti oldu .

    -Esma , parti için hazırsın değil mi ?
    -Şey Burak ben gelmesem pek iyi hissetmiyorum kendimi
    -Olmaz öyle şey .Sen benim en yakın arkadaşımsın geleceksin. Hatta derse de girmeyeceğiz evde hazırlık yapacağız hadi bakalım .
    -Tamam Burak senin dediğin olsun .
    Burak’ı kıramamıştım . Yola çıktık . Burak’ın kendi arabası vardı.Şehrin biraz dışındaydı evi.Gittiğimiz zaman gördüğüm manzara beni çok şaşırtmıştı .Kocaman bahçeli bir evdi bu. İki katlıydı .
    -Burak hayırdır bankamı soydun ?
    -Ne , nasıl? Biraz afallamıştı anlaşılan .
    -Ev diyorum , bir öğrenci için fazla büyük değil mi ?
    -He evet ya burası normalde amcamların ama onlar Ankara’da yaşıyor .Buraya da tatile geliyorlar .ben de bu okulu kazanınca ev bana kaldı .
    -Hım güzelmiş ama .
    -Eh işte ,içinde kayboluyorum arada.
    -Tamam yeter bu kadar muhabbet hadi hazırlıklara başlayalım .
    -Ama önce sana odanı göstereyim .
    -Ben gece kalamam ki Burak .
    -Yapma Esma gece buradan tek başına gidemezsin . Ben de parti bittikten sonra ne durumda olurum bilemem .
    -Tamam haklısın .Anneme haber veririm oldu mu ?
    -Süper .Hadi odanı göstereyim , anahtarını sana vereceğim şimdiden .Kapısını kilitle ki kimse girmesin tamam .
    -Tamam, sen nasıl istersen öyle olsun , dedim .

    Ve işe başladık . Yiyecekler için güzel bir masa yaptık . Ses sistemini kurduk. Müzikleri seçtik . Her şey tamamdı artık tek eksik davetlilerdi. Onlar da çok geçmeden gelmeye başlamıştı zaten. Müzik başladı kişi sayısı gitgide çoğaldı. Her şey çok güzeldi . Herkes çok eğleniyordu . Sarhoş olanlar , sızıp kalanlar erkenden başlamışlardı bile . Gece çok güzel devam ediyordu . Bir ara Burak millete bir şeyler vermeye başladı . Ne olduğunu önce anlamadım . Aslında umursamadımda .Daha sonra Burak yanıma geldi ve :

    -Sende ister misin ?
    -O ne ?
    -Hap , senin haplar gibi tek farkı bunlar adamı daha çok mutlu ediyor .
    -Bilemem ki hiç kullanmadım .
    -Bir şey olmaz al hadi .Ben sana bir tane bırakıyorum belki bir şeyleri hatırlamana yardımcı olur .
    -Tamam sağol ben odama çıkıyorum, iyi geceler ,dedim ve gittim .

    Odaya geldiğimde çok düşündüm hapı içmelimiyim diye .O sırada uyuya dalmışım .Sabah kalktığımda başım çatlayacak gibiydi . Salona indiğimde herkes üst üste uyuya kalmıştı . Çok komik görünüyorlardı. Hem acı hem de gülünç bir durumdu bu. Sonunda Burak’ı buldum . Zor da olsa uyandırdım . Sersem gibiydi zaten .

    -Burak başım çok ağrıyor bana hap verebilir misin ? Zor da olsa cevap verdi :
    -Şurdaki masanın çekmecesinde , dedi ve yine uyumaya başladı .

    İlacı alıp odama gittim . Biraz uyursam geçer diye düşündüm . İlacı içtim ve yattım. Kalktığımda sabah olmak üzereydi . İlk defa böyle olmuştu kendimi çok tuhaf hissediyordum . Korkunç durumdaydım bir türlü ayılamıyordum. Odadan çıktığımda evde olanların hepsi gitmişti . Burak da ortalığı toparlıyordu . Beni görünce :

    -İyi misin sen ya ? Kusura bakma istemeden oldu , dedi . Anlam veremedim .
    -Ne oldu? Anlamadım ?
    -Ben sabah sana dün akşamki haplardan verdim galiba o yüzden böylesin .
    -Gerçekten mi ? İnanmıyorum .
    -Ne olur affet özür dilerim .
    -Tamam önemli değil bir seferden bir şey olmaz herhalde dedim ve gittim .

    Akşam verdiği hapı çantama atmıştım . Eve gittiğimde annem sinirden kudurmuştu . Beni bu kadar geç beklemiyordu haklıydı da . O akşam uzun bir tartışma yaşadık . Kendimi odama attım . Çantadaki hap gelmişti aklıma .O kadar da kötü değildi belki de .İçtim. Tuhaf bir şeydi bu , mutluluk mu? Hayır değil uyku? İyi ya da kötü hiçbir şey diyemiyordum . Yatağa uzandım gözlerimden yaş akıyordu . Kulaklarımda yine tuhaf sesler yine o yüzler…

    Birkaç gün daha böyle geçti . Arada Burak’tan o haptan aldım ve akşamları yatmadan kullandım. Artık başlamalıydım . Geçmişimle yüzyüze gelmeliydim. Bazı şeyleri bana ilk hatırlatan yerlere gitmeye karar verdim .

    İlk durak Ayşe’yle birlikte gittiğimiz kafe oldu . Yine aynı masaya oturdum ve bir seyirci gibi karşı masayı izlemeye başladım. Bir süre sadece öylece baktım sonra bazı şeyleri hatırlamaya başladım .Mert vardı yanımda Tuğba , Ayşe, Mustafa ve Ada…Evet Ada yoktu şu an yanımda . O benim her şeyimdi . Ada’yı nasıl unutabilirdim . Peki şimdi nerdeydi ?

    Ortaköy’e gitmeye karar verdim . Sahile oturdum ve denizi seyretmeye başladım . Gözlerimde yaş vardı . Nerdeydi en sevdiklerim ? Bir saat kadar oturdum orada . Sonra da gitmeye karar verdim. Yerimden kalktım caddeye doğru döndüm ve dünyam yıkıldı . Kendimi kaybetmişim .

    Gözlerimi açtığımda hastanedeydim . Annem yanımdaydı . Uyandığımı görünce hemen yanıma geldi .
    -İyi misin kızım , neden bu durumdasın? Ah güzel kızım neden korkutuyorsun beni ?
    -Anne Ada , dedim .
    Annemin yüz ifadesi değişti . Sustu hiçbir şey diyemedi . Tekrarladım .
    -Kızım yorma kendini ne olur sonra konuşacağız , dedi .

    Doktor geldi . Elindeki kağıtlara baktı ve annemi dışarı çağırdı. Anlaşılan kötü şeyler söyledi. Camdan gördüğüm kadarıyla annem yıkılmıştı. Hayır düşünmek istemiyordum sus Esma diyordum kendi kendime.
    Annem içeri geldi ve mutluluk oyunu oynamaya başladı . Farkındaydım , saklayamazdı .

    -Anne doktor ne dedi ?
    -Yok bir şey kızım evde konuşuruz .
    -Anne…
    -Esma lütfen hadi kalk gidiyoruz .
    Hastaneden çıktık. Yolda hiçbir şey konuşmadık . Eve geldik . Kapıdan girdim ve elimdeki eşyaları olduğu gibi bıraktım . Annemi yanıma çağırdım .
    -Anne gelir misin ?
    -Kızım ilaç alıp uyuman gerek .
    -Hayır anne yeter uyuduğum .
    -Esma aynı şeyleri yaşatma bize lütfen .
    -Anne geçmişimden kaçamam , dedim ve annem çaresiz oturdu .

    Tekrar tekrar Ada’yı sordum anneme cevap vermedi ve sonunda ben anlatmaya başladım.
    Her şey benim yüzümden olmuştu . Mert beni terk etmişti ve ben çok kötü durumdaydım . En sevdiğim iki arkadaşımı aradım . Önce Tuğba’yı aradım açmadı . Ardından Ada’yı aradım hemen yanıma geleceğini söyledi . Ortaköy’de sahilde beklediğimi söyledim. Aradan yarım saat geçmeden bir fren sesi duydum caddeye doğru baktım . Herkes toplanmış , bakıyorlardı. Ne olduğunu görmek için ben de g gittim . Gördüğüm manzara beni bitiren dünyamı yıkan manzaraydı . Yerde kanlar içinde yatan benim canımdan çok sevdiğim arkadaşımdı . Bana ulaşmak için canından olmuştu . O güne dair hatırladığım tek şey Ada’yı kollarıma alıp uyan diye yalvardığımdı . Sonrası ilaçlar , uykular , suçlamalar , kabuslar…

    Artık her şeyi biliyordum . Annem bunun üzerine beni hastaneye tekrar göndermek istememişti . Tedavime evde devam ediliyordu . En fazla iki hafta yattım evde . Ayağa kalkmalıydım . Ayla teyzenin yanına gitmeliydim . Ada onun tek kızıydı ben de ikinci kızı . Bizi birbirimizden ayırmazdı . Bu yüzden annemle tartıştık ama her zamanki gibi zafer benim olmuştu . Yine istediğini yapan bendim .

    Peki nasıl yapacaktım ? Her şey benim yüzümden olmuştu . Nasıl çıkacaktım Ayla teyzenin karşısına , nasıl çalacaktım o kapıyı ? Ama yapmalıydım , yapacaktım. Usulca kapıyı çaldım . Birkaç dakika sonra kapı açıldı . Kapıyı açan Ayla teyzeydi . Beni görünce çok şaşırmıştı . Bir süre sadece birbirimize baktık daha sonra Ayla teyze ağlayarak sarıldı bana. Ben de şaşırmıştım çünkü Ada benim yüzümden yoktu . O da bunu biliyordu . Beni içeri aldı ve :

    -Geçmiş olsun güzelim . İyi misin ?
    -Ben iyiyim asıl sen nasılsın ? Başımız sağolsun Ayla teyze çok üzgünüm .
    -Kızım geçmişi karıştırma . Hem bak Ada beni yalnız bırakmadı seni bıraktı bana sen de geri döndün .
    -Elbette öyle ama ben kendimi çok kötü hissediyorum .
    -Sakın kendini suçlama . Olması gerekiyormuş . Senin yanında ya da başka yerde …Ölenle ölünmez , ben alıştım sen de alış artık .

    Ayla teyzenin kocası da yoktu . Artık hayatta tek kalmıştı . Ada iki yaşında iken ölmüştü Ali amca . Ada’yı da kaybedince bütün dünyası yıkılmıştı kadının.
    Uzun bir konuşmadan sonra Ada’nın odasına gitmek istediğimi söyledim ve gittim. Odasına hiç dokunmamıştı sanki o hala varmış gibi hergün temizlemiş ,hiç bir şeyi yerinden oynatmamıştı.

    Biraz odasını ayakta izledim . Beraber giydiğimiz aynı pijamalarımız duruyordu . Aldığımız oyuncaklar , ikimizin resimleri her şey olduğu gibiydi. Başım dönmeye başlamıştı . Artık taşıyamıyordum yüklerimi . Çalışma masasına oturdum . Başımı ellerimin arasına alıp ağlamaya başladım. Daha sonra fark ettim ki önümde göz yaşlarım ile ıslanan bir ajanda vardı . Üstünü sildim ve kapağını açtım. Bu Ada’nın günlüğüydü. Tarihe bakılırsa ölemeden bir sene önce yazmaya başlamıştı . Sadece ilk sayfasını okudum benimle geçirdiği günden bahsediyordu . Ne kadar mutlu olduğumuzdan …Yine dayanamadım ve ağlamaya başladım . Bir süre sonra Ayla teyze geldi . Elimdeki günlüğü gördü . Kızacağını düşündüm ve hemen bıraktım .

    -Özür dilerim Ayla teyze .
    -Önemli değil . Onun asıl sahibi sensin .
    -Nasıl yani ?
    -Al bu günlüğü ve oku .
    - Tamam çok teşekkür ederim.Müsadenizle gidebilir miyim ?
    -Elbette güzelim , dikkat et kendine . Üzme kendini hayat bu ne olacağı belli olmaz .

    Anlam verememiştim söylediklerine . Evet aslında haklıydı . Ne olacağı belli olamazdı. Ada da böyle bir zamanda gitmişti.
    Eve gittim . Direk odama çıktım . İlaç falan almadım . Günlüğü okumaya başladım . En güzel günlerimizden bahsetmiş . Satırları okudukça sanki onu yanımda hissediyordum Her kelimeyi kulağıma o fısıldıyordu sanki . Bazen gülüyor bazen de ağlıyordum .Gece böyle geçti . En sonunda uyuya kalmışım . Uyandığımda saat üç olmuştu .
    Okulu falan bırakmıştım artık . Sadece okul değil hayatla yeniden bağımı koparmıştım . Annem getirmese yemek yemek bile aklıma gelmiyordu . Ada’nın günlüğünü annemden saklıyordum . Eminim alacaktı benden onu , dayanamazdım buna . Günler böyle geçiyordu . Birgün annem odanın kapısına geldi .

    -Ziyaretçin var kızım , dedi .
    -Anne kimseyi istemiyorum , git…
    -Ama mutlu olacağın biri .
    -Anne…derken .

    İçeri Burak girdi . Çok şaşırmıştım . Günler belki de haftalardır okula gitmiyordum . Anlaşılan merak etmişti beni .

    -Prenses , bu ne hal ? Kalk hadi yataktan .
    -Burak n’olur hiç keyfim yok gelme üstüme .
    -Ama olmaz ki böyle , bütün okul Esma nerde diye soruyor
    -Burak okul falan yok artık , her şeyi bırakıyorum . Hayatla yarışamıyorum artık .
    -Benim tanıdığım Esma değilsin sen. Sen git o gelsin .
    -Ben bile tanıyamadım ki kendimi sen nasıl tanıyacaksın ? Üzgünüm ama durum bu .
    -Tamam ben gidiyorum o zaman . Kendini topladığında haber ver bir de onun için parti vereceğim. Ama arada uğrarım seni tek bırakmam .
    -Tamam…Burak!!!
    -Efendim prenses ?
    -Yanında o haplardan var mı?
    -Var ama olmaz Esma . Bir defa demiştin , hele ki bu haldeyken nasıl veririm .
    -Burak lütfen bağımlılık değil sadece kendimi iyi hissetmek için .
    -Tamam veriyorum bak . Çok değil birkaç tane bırakacağım . Arada içersin
    -Tamam çok sağol , dedim ve gitti .

    Hapları annemden saklamıştım . Annemle hiç konuşmuyorduk bile .Mine’yi hiç görmüyordum .Evde, yaşayan bir ölüden farkım yoktu . Yaptığım tek şey Ada’nın günlüğünü okumaktı .
    Günlük artık bitmek üzereydi . Geçirdiği son üç ayın içindeydim artık ve Ada mutsuzdu .Bunu günlüklere bile yazamamıştı belliydi . Her satırında ayrı bir sitem vardı .

    Nasıl olurdu , nasıl yaparlardı bunu bana ? Ada artık her şeyi açık seçik yazmaya başlamıştı . Evden çıkmayalı belki de bir ay olmuştu bir gün ansızın çıkıp gittim evden . Annem yetişemedi arkamdan . Arabanın anahtarlarını aldım ve gittim .
    Günlükte bir adres vardı . Bütün okuduklarımı belki doğrulayacak belki de yalanlayacak bir adres .

    Bir süre evi uzaktan izledim . Ne gelen vardı ne giden . Artık dayanamıyordum . İçimde bir şeyler patlamak üzereydi . Gittim . Kapıyı çaldım . Biraz sonra kapıyı hamile bir kadın açtı . Bu Tuğba’ydı . Beni görünce rengi atmıştı . Arkadan bir erkek sesi …Çok tanıdıktı bu ses .

    -Hayatım kim gelmiş , diye sesleniyordu .
    Tuğba sadece suratıma bakıyordu . Kapıdaki sessizliğe dayanamadı ve kapıya geldi . Nasıl olurdu? Bu Mert’ ti . Beni gördüğü zaman Tuğba gibi o da kalakalmıştı . Hiçbir şey demedim , diyemedim . Ne yapabilirdim ? Usulca geri döndüm ve arabama binip gittim . Arabayı deli gibi kullanıyordum . Ağlıyordum , bu pisliğin içinde boğulacak gibiydim . Dayanamıyordum . Nefes alamıyordum . Nasıl olurdu bu ?
    Ada her şeyi ayrıntılı bir şekilde günlüğüne yazmıştı sanki olacakları biliyormuş gibi . Elbet bu günlerin gelip benim okuyacağımı biliyormuş gibi…

    Mert bu kazadan iki ay önce beni en yakın arkadaşım,kardeşim Tuğba’yla aldatmaya başlamıştı . Bunu Ada fark etmiş ama bana bir türlü söyleyememişti . Zavallı arkadaşım bunlar yüzünden kendi kendini yiyip bitirmişti . Bana gelirken acele etmesi de bu yüzdenmiş . Değersiz insanlar yüzünden ikimizde hayatımızdan olmuştuk . Evleniyorlar diyordu Ada günlüğünde . Yaşayacakları evi bile öğrenmiş , günlüğüne yazmıştı .

    Artık nasıl yaşardım , ne yapardım , bilmiyordum ? Hayatımda aldığım en ağır yenilgi buydu !!! Nasıl yapabilmişlerdi bunu bana . Biri çocukluğumdan beri yanımda olan insan biri de hayatımı geçirmeyi düşündüğüm insandı . Nasıl bu kadar acımasız olabildiler ? Nasıl ?

    Canım çok yanıyordu . Ne yapacağımı bilmiyordum , çıldırmış gibiydim . Ölmek istiyordum yaşayamazdım bu şekilde . Burak’ı arayıp nerde olduğunu öğrendim ve bana o haplardan biraz daha ayarlamasını söyledim . Burak daha farklı şeylerinde olduğunu söylemişti . Hepsinden istedim. Burak şaşırmıştı ama kabul etti .
    Burak’ın yanına gittim . Burak beni evde bekliyordu . Parasını verdim ve bana istediklerimi vermesini söyledim .Burak :

    -Bunlar biraz farklı Esma . Damardan veriyorsun bunları . Gel beraber yapalım , dedi .
    Kabul ettim . Burak bana göstermek için önce kendisi yaptı . Kolunu bir şeyle bağladı ve gördüğü ilk damara olanca uyuşturucuyu bıraktı . Burak artık aramızda değildi o anki hırsla bende yaptım .

    Ve artık ablam yoktu . O uyuşturucunun kurbanı olmamıştı o arkadaşlarının sevdiklerinin kurbanı olmuştu . Sevgi insanı öldürmez derler ya yalan işte , ablam sevdiği için öldü tıpkı Ada ablam gibi . Şimdi ablam yok aramızda . Ben yirmi yaşındayım . Ablamın her anını unutmamak için her gün tekrar ettim o gittikten sonra ona yapılanları . Hiç unutmadım unutamadım . Ablamın acısını içimde hep taze tuttum ki bir gün onların karşısına geçip gösterebileyim diye .

    Aslında annem , ablamın hastaneye yattığı son gün doktordan öğrenmişti uyuşturucu kullandığını . Kan tahlillerinde çıkmıştı ama bunu ablama söylememişti söyleyememişti . Ablamı biraz daha kaybetmekten korkuyor kafasını toplaması için ona zaman tanıyordu ama o zaman ablama sadece ölüm getirdi.




























      Forum Saati Cuma Ocak 18, 2019 6:02 pm